24 Haziran 2009 Çarşamba

Sinema ve Kitap Üzerine İç Dökmek

Hasan Ali Toptaş'ın Gölgesizler adlı kitabı,1994 yılında Yunus Nadi Roman Ödülü almış. Şimdi 2009 'dayız...Tam 15 yıl sonra bu kitabı okumak, bende inanılmaz bir mahçubiyet duygusu yarattı. Kitaptan haberim olması için, Ümit Ünal'ın yönetmenliğinde sinemaya uyarlanmış filmini seyretmem gerekiyormuş demek ki... Filmi çok beğenmiş ve izledikten sonra bloğa uzun uzun yazmıştım. Şimdi benim içimi dökmek istediğim mevzu ise bambaşka...


Sinemayı hep sevdim. Çocuk yaşımdan beri sinema salonunda film seyretmek daima ayaklarımı yerden kesmeye yetmiştir. Sinema koltuğuna oturup, şöyle rahatça yaslandım mı arkama... Günün hayhuyundan kendimi kolayca soyutlarım. Ortam karanlık olurolmaz, beni içine alıveren özel bir ilizyon hissederim... Büyük bir keyif alırım. Eskiden her film bana aynı zevki verirdi. Sinemaya gidip istediğim filmi seyretmek benim için yeterliydi. Yeni yeni farkediyorum ki, artık sadece sinemaya gitmek kafi gelmiyor. Son zamanlarda takip etiğim sinema yazarları sayesinde, filmlerin aynı kitaplar gibi bir dili, her yönetmenin de ayrı bir öykü anlatım üslubu olduğunu öğrenmeye başladım. Tavsiye ettikleri farklı, bilmediğim filmleri seyrettikçe sinema benim için bir okul oldu çıktı. Daha işin çok başındayım. Hevesle öğrenme gayretindeyim...
Gelelim kitaplara... Kitap okumayı da hep sevdim... Tutkuyla sevdim... Merakları zengin, iştahı kabarık, ilgileri dağınık biri olarak her türlü kitaba dalabilirim. Aynı zamanda bir çok kitabı bir arada okuma gibi bir kitap oburluğum olduğunu da ifade etmeliyim. Ne kadar severek okursam okuyayım, araya mutlaka birkaç farklı kitap sayfaları sızar... Hayal dünyam çok geniştir. Her birine ayrı ayrı yer açarım. Hiç sorun olmaz benim için... Kelimeler ve cümleler başımı döndürebilir, beni kendi hayal dünyasına alabilir. Sevdiğim yazarlar, öyküler, romanlar yaşamıma keyif katan, benim ben olmamı sağlayan en büyük desteklerdir.

Şimdi Gölgesizler'in hem filmini seyretmiş hem de kitabını okumuş biri olarak paylaşmak istediğim durum şu: Gölgesizler zamansız, mekansız ve hayal gücünü zorlayan bir kitap... Yazarın diline ve anlatımına, konunun tekinsizliğine hayran kalmamak elde değil ... Normalinde bu kitabı okuduğumda hayalgücümü kışkırtması ve kafamda sorular oluşturması lazımdı. Olmadı... Yapamadım... Kitabı okumadan önce filmini seyrettiğim için, okuduğumda hayalimde canlandıracağım olayları veya durumları, filmin yönetmeni Ümit Ünal'ın hayalleriyle sınırladım. Yönetmeni kutlamak lazım, bazı değişiklikler katmasına rağmen, kitabın özüne zarar vermeden bir film yapmayı gerçekten iyi becermiş. Bu özel kitabı filmini seyretmeden okumak isterdim. Çok geç kalmışım. Eğer daha önce Gölgesizler'i hem okumamış hem de izlememişseniz, önce kitabı okumanızı sonra filmi seyretmenizi tavsiye ederim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder