20 Eylül 2012 Perşembe

Bir Gün Daha Küçük Sevinçleriyle Yaşandı Ve Bitti.



Dün acentesi olduğum sigorta şirketinde toplantı vardı. Erkenden yola çıktım. Öğlen vakti İstanbul'daydım. Önce bir müşterime uğradım. Sonra şirketteki toplantıya katıldım. Akşam iş çıkışı ne yaptım biliyor musun? Marş marş... Beyoğlu'na gittim. Cadde tıklım tıklım doluydu. Ben ise yapayalnızdım. Ne yalan söyleyeyim, memnundum yalnızlığımdan. Kendi kendime tek kişilik saklambaç oynadım. O sokak senin bu sokak benim çıkmazlarda dolaştım. Bir ara nasıl başım  döndü anlatamam. Bil bakalım, baş dönmesine birebir şifa olan ilaç nedir? Heey!.. Kitap kokusudur elbette! Hemen bir kitapçıya daldım...  Hemen... Hiç gecikmeden!.. "Yoooo, bu kez kitap bakmayacağım," dedim. İstikâmetim dergilerdi... Bildiğim bilmediğim her dergiyi elime aldım. Kiminin sadece kapağına baktım. Kiminin sayfalarını dalgalandırdım. Hayal Dergisi'ni hep duyardım. Hiç denk gelip okumamıştım. Yazılarına göz gezdirmeye başladım. Bir de ne göreyim? Şenol Bezci'nin Çokkare başlıklı karikatürü yok mu dergide? Hey, nasıl sevindim anlatamam. Hemen Hayal Dergisi'ni cebe attım. Psikeart'ın zaten her sayısını almışımdır. Her ay yeni bir konu işler.  Bu ayki konu başlığı  tam benlik. Hayal Kırıklığı!.. Ne var?  Aaa!.. Kırıklık mırıklık, hayalle ilgili işte... Sevinerek dergiyi cebe attım.  Sonra... "İnsan seni savunuyorum sana karşı." alt yazılı incecik bir dergi dikkatimi çekti. Bu sıralar, yüzyıllardır bitmeyen  insanın insana yaptığı zalimliklerden ziyadesiyle mustaribim zaten... İnsanı, insana karşı savununan dergi Edep'i merak ettim. Edep'i de cebe attım.  Milliyet Sanat 40. yılını kutluyormuş. Ne güzel! Dergileri çok seviyorum. Hele böyle yıllanmış dergilere hem saygı hem sevgi duyuyorum. Hiççç naylonundan çıkarıp, sayfalarına göz gezdirmeme gerek yok, hemen cebe...  Sonraaa... Afrodisyas Sanat adlı mavi kapaklı bir dergiye gözüm ilişti. Bu derginin adını ömrümde duymamıştım. Elime aldım. Sayfalarını dalgalandırırken, Atlantik Kafe adlı bir öykü dikkatimi çekti. Ayaküstü okuma başladım. Nasıl güzel bir öyküydü anlatamam. İnanmayacaksın ama bir solukta okudum. Sanki Atilla Atalay yazmış. Heyecanla yazarın adına baktım. Yooo... Başka biriydi. Tayfun Topraktepe... Bu ismi bir yerden hatırlıyordum sanki... Evet ya, hatırladım. Fotoğraf galesinden seçtiğim, çektiği bir kaç fotoğrafını Hayal Kahvem'de kullanmışım. Vay canına sayın seyirciler! Öykü de yazıyormuş demek ki.  Acaba başka öyküleri  ya da öykü kitabı var mıdır diye merak ettim. Kitapçıya sordum. "Bizde yok," dedi. Ben de dergiyi merakla  cebe attım.  Diyeceksin ki "Nedir bu? Hayal Dergisi, Psikeart, Edep, Milliyet Sanat, Afrodisyas Sanat... Hepsini cebe atıyorsun... Ne o? Yoksa sen dergileri aşırıyor musun?" Yooo. Bakma sen cebe attım dediğime, takır takır ödüyorum paralarını vallahi, hem de seve seve... 

İstiklal Caddesi'nde  gösteri yapan gruplar...


Fransız Kültür Merkezi'nde
Fransız-Belçikalı ve Türk Çizgi Romanlarına Çapraz Bakış isimli sergi
31 Ağustos’a kadar devam ediyor...



Elbette Filmekimi'ne hazırlık niyetine  Filmekimi kitapçığı... 
Elbette kokoreç... Elbette midye tava... Ve elbette turşu...
Aslında yediklerimi değil, gördüklerimi yazacaktım ama... Ne yapabilirim?
Filmekimi kitapçığım, yemeğimin altında kalmış.
Bir gün daha küçük sevinçleriyle yaşandı ve bitti.
Bugünün kısa özeti, işte böyleyken böyleydi.

 


20 yorum:

  1. Beyoğlu'na gidince buna benzer bir gün geçiriyorum genelde ama İstanbul dışında olup da ayda yılda bir yapınca böyle bir gün geçirmeyi çok özlüyor insan...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özlenmez mi İstanbul Cihan:) İstanbul'da yaşayanlar değil, biz anlarız İstanbul'dan:))

      Sil
  2. ne güzel fotoğraflar ve bir o kadar güzel de bir yazı ellerine sağlık çokkk beğenerek okudum. canım beyoğlu çekti:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sihirli Süpürgeee, beğenmenize sevindim:) Teşekkür ederim.

      Sil
  3. çok güzel bir gün olmuş gerçekten.kendine bir gül vermişsin. :)) dergi okumayı ben de çok seviyorum. ama kendime sınırlama getirdim, artık çok fazla almıyorum.afrodisyas sanat'ı hiç göremedim, eğer rast gelirsem ben de inceleyeyim. okurken canım çekti.ben de en kısa zamanda istanbul'a gitmek istiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kara Kitap, bir gün yaparız seninle İstanbul merak etme:)
      Afrodisyas Sanat'ı ben de hiç bilmiyordum. Bir öykü satınalmama sebep oldu:)Ne güzel di mi?

      Sil
  4. Hayalkahvem, çok öykümdüm..Beyoğlu kitap, sokakları sayfalar gibidir.. İnsan teleşla birini bitirip diğerine geçer.. Bazen o sayfayı okurken aklın başak dünyadadır yaa ve tekrar dönüp okursun, anlarsın... Beyoğlunun sokaklarında da öyledir.. dönersin tekrar görerek gezersin... Ama her seferinde ayrı bir sayfadır..
    Eğer eline daha önce geçmemişse ALTYAZI dergisini şiddetle tavsiye ederim.. Beğeneceğini düşünüyorum, hele ki ekim ayında ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hamza, Altyazı dergisini arada alıyorum. Seviyorum o dergiyi de.
      Ama her ay yazılarını kitapçıda okumaya çalışıyorum:))

      İstanbul güzel sahiden Hamza. Çok güzel arada İstanbul sokaklarında dolanmak... Şahane!

      Sil

  5. Ne demeli; hayatın ta kendisi... Hayat hareketten, genişlemekten, öğrenmekten ve iç motorları sürekli açık tutmaktan ibaretse; hayatın ta kendisi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eyvallah Güven:) Bir gün daha geçti işte küçük sevinçleri ve kederleriyle:)

      Sil
  6. Demekki bensiz İstanbul, bensiz Beyoğlu ha,hem de midye tava...Üüüüüü ben de istiyorum ama:))Tevekkeli sesiniz soluğunuz çıkmıyordu kaç gündür:))Sevgilerimle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hah işte, benim öğretmen kardeş çıktı ortaya:)) Aylardan Şubat, o resimdeki küçük kokoreç ve iki şiş midyeyi var ya, senin için yedim:)
      Önce kocaaamaan kokoreç ve kocaman midye tavayı lüpledim:))
      Du bi, geldi sonbahar... Arkasından Şubat'a şunun şurasında ne kaldı?
      Gideriz elbette kardeş, sen canını hiiiç sıkma, aman diyeyim sakın merak etme:) Hoşgeldin!

      Sil
  7. Ohhh o kadar güzel mi anlatılır Beyoğlu ya? Burnumun dibinde, hep giderim, ama nasıl hemen yine gidesim geldi. Sanki yarın erken kalkıp gidicem, o derece.
    O öyküyü çok merak ettim.
    Dergi okumaya bu kadar meraklı olduğumu ise bu yazıdan sonra öğrendim. Arada kendimi nasıl şımartacağımı biliyorum artık. Teşekkürler bu nefis yazı için. Bir de bambide sıkma portakal içebilirdiniz. Atom da olur, enerji takviyesi gerekiyorsa.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sahi mi Ne Yazdı Ne Yazamadı, bu yazdıklarınız şaka değil de doğruysa, ne diyeyim, ne mutlu canıma:)))

      Sil
  8. ooff insan böyle çatlatılır..ben de bu cumartesi gidecektim ama iptal oldu bazı nedenlerden. hem canımda sıkkın, balık bunalımındayım :(
    tuğbayı arar gideriz diyordum o da olamıyacak, üstüne sen gidip neler yapmışın neler ..neyse bizde böyle idare ederiz :((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buket, bütün gün çalıştım. Akşam iki saati ballandırdım. Sakın dert etme e mi?

      Sıkıldığında kendi bloğunu bi dolan istersen. Tüm Avrupa'yı gezdin:)
      Yoksa İstanbul'un Avrupa Yakası'na gideriz, her ne zaman istersen:))

      Sil
  9. Midye tava ve kokoreç, pek bir güzel görünüyorlar. Eastanbul da sizi ağırladığı için mutlu olmuştur eminim :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam, Sahiden İstanbul demek biraz da midye tava ve kokoreç demek benim için:) Üzerinize afiyet, feci iştahlı biriyim. Ben İstanbul'u seviyorum, inşallah İstanbul'da beni seviyordur:))

      Sil
  10. Thanks , I've recently been searching for information about this topic for a while and yours is the best I have found out till now. However, what concerning the bottom line? Are you certain about the supply?

    my web page ... seopressor version5

    YanıtlaSil
  11. Greetings from Idaho! I'm bored to death at work so I decided to check out your site on my iphone during lunch break. I enjoy the information you present here and can't wait to take a look when I get home.
    I'm surprised at how fast your blog loaded on my cell phone .. I'm
    not even using WIFI, just 3G .. Anyhow, good site!



    Feel free to visit my webpage ... canlı tv izleme

    YanıtlaSil