26 Eylül 2012 Çarşamba

"Kalpten Kalbe Bir Yol Vardır Görülmez, Gönülden Gönüle Gider Yol Gizli Gizli."


Yukarıdaki fotoğrafta nazlı nazlı yatan kız kim biliyor musun? Benim "Gönül". Bağlamam. Adını Gönül koymuştum. Bak şimdi… Bir vakitler, heves etmiş, bağlama almak niyetiyle müzik evine gitmiştim tamam mı? Envai çeşit bağlama vardı tabii. Kimini elime almıştım. Kimine çekinerek uzaktan bakmıştım. Nedense hiç biri içime sinmemişti. İyi ama bu ne cüretti! Bağlama seçmeyi ben nereden bilecektim ki? Daha önce ömrümde bir defa bile bağlamayı elime almadığım gibi, çevremde bağlama çalan kimse yoktu. Hele kadın... Bildiğim bağlama çalan tek kadın, çok eskiden televizyonda  seyrettiğim, Selda Bağcan'dı, o kadar. Peki nereden çıkmıştı bu bağlama sevdası? Türkülerin menzilinde  dolanmaya başlamıştım. Memleketimin değişik coğrafyalarının havaları, ezgileri,  bozlakları, ağıtları, türkü sözleri büyülüyordu beni... Bakma böyle mişli geçmiş yazdığıma. Türküler her daim coşturur ya da çarpar çiviler beni. İyi ama o zamana kadar türkülerin bu yanını nasıl fark etmemiştim? Misal bu ya... "Cahildim dünyanın rengine kandım. Hayale aldandım boşuna yandım." Ne hoş, ne manalı, ne derin sözledi. Ya peki bağlamanın sesi... Allahım, kim çalıyordu bağlamayı? İnsanın yüreği titrer mi? Ben şahidim. Bağlamanın sesi tir tir titretiyordu yüreğimi... Şeker kırığının dile batması gibi yüreğimde bir acı hissediyordum. Türküyü dinledikçe dinledikçe... Şeker eriyor eriyordu sanki... Türkünün bitiminde acı eriyip usulca damarlarımda dolaşıyordu. Bağlamayı çalıp söyleyen sevdiğim sanatçılardan biri Neşet Ertaş'tı işte... İlgi alanım geniş, merakları muhtelif, dikkati dağınık, sonuçta bilgisi yarım yamalak biriydim. Bünyede   cahil cesareti de olunca, bu kez bağlama çalmaya heves etmiştim. Ya da bu vaziyetim, Neşet Ertaş'ın babasının dayısı Bulduk Usta'nın yaptığı gibi bir şeydi. Bak şimdi... Bu hikayeyi Hasan Ali Toptaş'ın kitabında okumuştum. Neşet Ertaş ve ailesi Kırşehirli ya...  Savaş zamanı, Kırşehir civarlarında,  savaştan kaçan, dağların karanlıklarına gizlenen asker kaçaklarını ortaya çıkarmak için  askeri birlikler dosdoğru Bulduk Usta'ya giderlermiş. "Haydi bakalım, al bağlamanı gel bizimle!" derlermiş. Dağda görünmez bir köşeye oturtup, bağlamasının tellerine vurup, türkü söylemesini isterlermiş. Bulduk Usta'nın öyle etkili, öyle olağanüstü, öyle yürek titreten bir sesi varmış ki, bağlamasını çalıp türkü söylemeye başladığında dağ taş türkü olurmuş. Efendime söyleyeyim, bu sesin güzelliğine dayanamayan asker kaçakları hipnotize olmuş gibi ortaya çıkar, gizlenmeyi unutur, sesin geldiği yöne doğru yürümeye başlarlarmış. Yoksa Neşet Ertaş türkülerini dinleye dinleye benim yüreğimdeki kuytuda gizli kalmış, yıllardır saklanmış bağlama çalma hevesi mi ortaya çıkmıştı ne, illa bağlama almaya niyetlenmiştim. İşte o gün... Müzikevine bağlama satınalmaya gittiğimde... Tam bağlama almaktan vazgeçip, dışarıya çıkıyordum ki, onu gördüm. Tüm bağlamaların arkasında, akça pakça, kızıl saçlı bir güzel, adeta bana bakıp muzipçe gülümsedi. O gülümseyince bana, bir an  elime almaktan korktum da, görevliye, parmağımla o bağlamayı işaret ettim. Görevli, gülümsediğini düşündüğüm bağlamayı, gizlendiği köşeden çıkarıp bana  verdi. Görevli bağlamayı gizlendiği yerden çıkarıp bana verince, inanmayacaksın biliyorum, bağlamanın sapından elime.. Nasıl söylesem... Lıkır lıkır, ıpılık bir sıcaklık geçti. O sıcaklık gitti gitti gitti de, gönlüme bağdaş kurup yerleşti. Bağlamanın sapından elime geçen sıcaklık, gönlüme bağdaş kurup yerleşince, bu bağlamadan vazgeçemedim işte. Dedim ki görevliye: "Ben bu bağlamayı alacağım!" Yemin ediyorum, bu bağlamayı ben seçmedim. Resmen o beni seçti. O zaman kulağına eğildim. Beni seçen bağlamanın kulağına sessizce "Gönüül" diye seslendim. Tam kulağına eğilip, nedense "Gönüül!" diye seslenince, parmağım değmedi mi bağlamanın tellerine? Parmağım değince bağlamanın tellerine, bağlamanın tellerinden bir ses çıktı tabii... Bağlamanın tellerinden ses çıkacaktı elbette. Ama bu ses farklıydı diğerlerinden. Nasıl anlatsam sana? Biliyorum gene inanmayacaksın bana. "Bağlama canlı mı?" diyeceksin hatta. İster inan, ister inanma... Çıkan ses resmen "Al beni!" dedi. Dayanamadım. Satın aldım. O yıl belediyenin bağlama kursuna misafir olarak arada katıldım. Şimdi "Haydi bakalım vur bağlamanın tellerine!" desen... Bir türkü çalabilirim belki. O kadar. Olsun varsın. Çalmayı beceremesem de Anadolumun  bir sazı  var ya evimde... Çok zenginim bu sebeple. Gönül!..  Bağlamam!.. Neşet Ertaş her daim menzilinde gezindiğim, menzilinde gezindikçe zenginleştiğimi hissettiğim memleketimin büyük değeriydi. Neşet Ertaş'ın öbür dünyaya göçtüğünü öğrendim. Dünyada insanların yaralarına merhem olan, yüreklerini titretip duygulandıran büyük ozanın, inanıyorum ki öbür dünyada  mekanı cennettir. Yattığı yer nurdan türkülerle dolsun. Ben onu bildiğim için şükrediyorum. O beni bilmese bile, illa hissetmiştir. Çünkü "Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez. Gönülden gönüle gider yol gizli gizli."

10 yorum:

  1. yine döktürmüşsün hayal kahvem.çok güzel yazıyorsun çooook."şeker kırığının dile batması gibi bir acı hissediyordum yüreğimde." şahane bir cümle.gönüle'e selamlar. :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eyvallah Kara Kitap, o senin güzelliğin:)

      Sil
  2. Merhabalar,

    Bozkırın Tezenesi, Halk Ozanı, Türk Halk Müziği Sanatçısı, gönülden gönüle giden gizli yolu keşfetmiş Büyük Ustamız, Sevgili Hemşehrimiz Neşet Ertaş'ın vefatını büyük bir üzüntü ile öğrenmiş bulunmaktayız.

    Büyük Usta'ya, Cenab-ı Hakk'tan rahmetiyle, merhametiyle ve lütfuyla muamele eylemesini ve tüm sevenlerine sabr-ı cemil ihsan etmesini niyaz ederim. Türkülerin ve türkü sevenlerin başı sağolsun!

    Ben de bağlama icra eden biri olarak; gönülleri birbirine bağlayan Gönül bağlamanıza da sevgi ve selamlarımı iletiyorum.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep, Gönül'e selamınızı ilettim bile. Sağolun.

      Sil
  3. O kadar etkileyici bir yazı ki, gidip bağlama alasım geldi bir an. Büyülendim..Ama hangi bağlama bana göz kırpar, gülümser, benimle konuşur ..Neşet Ertaş'a Allahtan rahmet diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kahve Telvesi, keşke deneseniz. Ben yeteneksiz biri olduğum halde niyetliyim öğrenmeye,siz daha kolay becerirsiniz, eminim:)

      Sil
    2. Aslinda cok heves etmistim bi aralar...ama her hevesim gibi ipte asili unuttum onu da..gunesti,yagmurdu derken gitti, soldu gitti iste..

      Sil
  4. Kahve Telvesi, vazgeçmeyin e mi? Bulun buluşturun bir bağlama alıverin önce.
    Sonra Kaya Amca bugün bana dedi ki... "Al mızrabı eline, öyle gönlünce bağlamanın tellerinde dolaş... Bak göreceksin kendi türkülerini kendin yakacaksın." Ben herşeyi öğrenmek istiyorum ama hiçbir şeye yeteneğim yok Kahve Telvesi:) Olsun varsın, meraklı olmak iyidir. Ne var? Divane aşık gibi dolanırım bağlamanın tellerinde kendi kendime... Mızrapın tele vurması bile titretir ya yüreğimi... Hey, o bile yeter de artar bana:) Vazgeçmeyin e mi:)

    YanıtlaSil
  5. Bir cengaver kılıcıyla kalkanıyla, tek kapılı bir kalayı açamaz.. Bir ozan sazıyla sözüyle kırk kapılı yürekleri fetheder.

    YanıtlaSil
  6. Yine güzel bir yazı...:)Toprağı bol olsun usta sanatçımızın üzdü bizi gidişinle:/

    YanıtlaSil