1 Mart 2013 Cuma

Yoruldum Ben Ağalar, Karar Verdim, Yorgancı Olacam...


Üst üste meydana gelen  müşterilerimin hasarları, verdiğim teklifler üzerine görüşmelerim sebebiyle, gün boyu arazideydim. İlkbaharın daha ilk ayındayız tabii. Dışarısı nasıldı biliyor musun? Buz... buz... Arabaya bin... Arabadan in... Bütün gün kurtlar sofrasında koştur babam koştur...  İşten güçten farkına varmamışım. Of!.. Anlaşılan Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır soğuklarına çarpılmışım. Fena üşümüşüm... Çok fena...  Eve geldiğimde, üzerine afiyet, nasıl bir sıtma nöbetine tutuldum anlatamam. Tir tir titriyordum. Hemen su ısıttığım gibi koca bir bardağa karışık bitki çayı poşetini daldırmışım. Canım yemek filan hiiççç istemiyor. Yooo...  Canım ne istiyor biliyor musun?  Sadece yorgan altına girmek. O kadar... Elime çayımı, sırtıma yorganımı aldığım gibi kendimi çalışma odamdaki  yatağa attım. Kararlıyım. Elimdeki sıcak sıvıyı bitirir bitirmez uyuyacağım.


Yorganı kafama çektiğim anda aklıma ne geldi bil bakalım? "Yoruldum ben ağalar, karar verdim, yorgancı olacam" cümlesi... Hoppala... Yooo, yorganın altına girince, yorgancı olmak dururken nerden seçmişim sigortacılığı diye düşünmedim değil... Yorgancı olaydım fakir mi kalacaktım yani? Düşünmüştüm vallahi... Ben doğduğu andan itibaren cin çarpmış gibi dolanan biri olacağıma, sobasıynan, kedisi olan ve tüm gün dükkanındaki diktiği yorganın altında oturan bir yorgancı olsaydım mesela diye aklımdan geçirmiştim... Düşünsene... Sobamın üzerindeki çay demlenirken, pilli radyomda bir türkü çalıyor olaydı...  Sıcacık dükkanımda kırkyama, saten, mermerşahi gibi kumaşlara, topdikiş, beşorta, kırlangıç, baklava, trenyolu gibi desenler işleyeydim mesela... İyi de ben nereden bildim bu yorgancılık vaziyetlerini şimdi... Yooo... Ben yorgancılık üstüne tek bir kitap ömrümde okumadım vallahi... Yorgan, kitap ve trenyolu derkene...  Peki eğer yorgancı olaydım, bu kadar kitap okur muydum acaba, diye düşünürkene ben... İşte o anda, aklıma gelen cümleyle, küllüm yorgancılık terimlerini nerede okuduğumu hatırladım. Tabii ya...  Kitapla yorganın birbirine yakın olduğunu anlatan Atilla Atalay'ın bir öyküsünde...  Acaba yorgan altında okuduğumuz kitaplar, kimsenin bilmediği efsunlu ninnilerden mi söz ederdi? Hatırlasana... Uykudayken biz, onlar usulca kalbimizi onarırlardı sanki... Allahım nasıl bir öyküydü ki? Aklım fena halde öyküye takıldı. Yok ama... O an... İnan yataktan kalkmaya, Atilla Atalay'ın kitapları arasında o öyküyü bulmaya hiç mecalim yoktu. Yatakta bir süre yuvarlandım. Sonunda yorgana iyice sarılarak, karşımdaki kitaplığa baktım. İşte oradaydı. Kişi Başına Bir Yalnız... Bana olduğu yerden göz kırpıyordu sanki... Sürüne sürüne kalktım. Kitabı elime aldım. En son sayfalarından birini açtım. Altını çizdiğim cümlerde aynen şöyle yazıyordu: "Adam olmamakla, kurtlar sofrasında yerini başkasına kaptırmakla, çaldırmakla, fakir kalmakla, yalnız ölmekle korkutmasınlar. Lazımsa yani, uyu sen şimdi... Unutma ama uyu... Ondan anlattım ben bunları..."  Gene "Yoruldum ben ağalar, karar verdim, yorgancı olacam." diye  aklımdan geçirdim. Du bi... Yorgunum... Yazara kulak verip, uyumam lazım şimdi.

 
2012
 

Kuzine Fotoğrafı  - CASSWA

10 yorum:

  1. Geçmiş olsun,
    Bizim buralarda Mart ayının yarısı kış yarısı da Bahar derler... (((:

    YanıtlaSil
  2. İyi uykular hayal kahvem.

    Geçmiş olsun.

    YanıtlaSil
  3. okadar güzel uyu ki kalktiginda ucuyormus gibi hissedirsin kendini insallah :))
    ..ve cok güzel bi cümle ymis , cizdigin :)

    YanıtlaSil
  4. Teşekkür ederim Ali. Ben her sene aynı şeyi yapıyorum. Mart yüzünü gösterir göstermez kış bitti sanıyorum. Aynen, Aziz Nesin'in Arkadaşım Badem Ağacı adlı şiiri vardır ya hani..

    "Sen ağaçların aptalı
    Ben insanların
    Seni kandırır havalar
    Beni sevdalar
    Bir ılıman hava esmeye görsün
    Düşünmeden gelecek karakış..
    Açarsın çiçeklerini ..
    Bense hayra yorarım gördüğüm düşü...
    Bir güler yüz bir tatlı söz..
    Açarım yüreğimi hemen ..."

    Böyle işte:)

    YanıtlaSil
  5. Casswa, şimdi aklıma ne geldi biliyor musunuz? Hani o güzelim kuzine vardı ya...

    Hey, du bi... Bulayım, aşırayım o kuzine fotoğrafını ekleyeyim bu yazının altına. İyileşirim belki:)

    YanıtlaSil
  6. Pingocuk, sizin duanız mı iyi geldi ne? Uyandığımda sahiden kendimi kuş gibi hissettim. Hatta kendime "sakın sen kuşlara uyma!" dedim. Vallahi doğru söylüyorum. Bakın az sonra Hayal kahvem'e yazacağım:)

    YanıtlaSil
  7. Valla ne yalan söyleyeyim ben de fena bunaldım artık. Bizim sokakta bir tane yorgancı var gözüm hep ona takılıyor. Ben yorgancı olsam dikerken uyur kalırdım zaten yorganların arasında. Geçerken sessizce içeri süzülüp kıvrılıp uyuyasım gelmiyor değil.

    YanıtlaSil
  8. La Loba, inanın benim sık sık aklıma gelir. Uykum gelince, hoop diktiğim yorganın içine kıvrılıveririm ne güzel:) Belki kuzine sobam da olur. Kestane kebap yaparken üzerinde çayım demlenir:)Ne güzel!


    YanıtlaSil
  9. Bugün İzmir bile buz gibiydi, oralar nasıldır düşünmek bile istemiyorum. Anlaşılan Mart ilk günden ne var ne yok yaktıracak bize. Geçmiş olsun ve iyi uykular. Dikkat edin kendinize.

    YanıtlaSil
  10. Teşekkür ederim Mit. Bu sabah şahane buralar. Güneş var. Sabah erkenden yürüyüşe çıktım. Güneş görmeyen, binaların gölgesinde kalan yerler var ya... Of, buzdu... Buz! Mart geldi diye benim gibi hemen aldanmamak lazım:)

    YanıtlaSil