2 Haziran 2013 Pazar

Ve Hasan Ali Toptaş Ve Heba Ve Ben Ve Kuru Fasulye




Yalanım yok. İştahlı biriyim. Sadece yemeğe değil, şu fani dünyanın merak ettiğim her şeyine fena halde iştahlanabilirim. Hele kitaplar ve yemekler bir araya gelmişlerse... Veeee... Bir yemek kitabında değil, bir romanda, bir öyküde veya  bir şiirde yemekle ilgili cümleler geçiyorsa hele... Heyy! Deymeyin keyfime...  Sevinçten çıldırabilirim. O kitabı döne döne okuyabilirim.. 
 

Dün gece, uyumadan önce Hasan Ali Toptaş’ın, son kitabı Heba’yı tüm merakımla okuyordum. Tam 78. sayfasındaydım ki… O ne? Yazar kuru fasulye tarifi vermiyor mu, ballandıra ballandıra hem de? Nasıl sevindim anlatamam. Kitabın cümlelerini iştahla okumaya başladım. Uzun zamandır kuru fasulye yemediğimi hatırladım. Canım nasıl kuru fasulye çekti anlatamam. Hemen kalkıp kuru fasulye pişirmeye niyetlendim ki… Aaa! Yazarın şu cümlesine rastladım. Anlamıştı vaziyetimi, bana seslenmekteydi sanki… Diyordu ki… “Kuru fasulye böyle şaştım aşı gibi aniden pişirilmez ki.” Hoppala! Utandım. Hemen gerisingeri oturdum tabii. Kitabın devamını okumaya başladım. “Ona bir gün evvelden karar vermek lazım.” Tamam. Yarın pişiririm bende. “Çok değil, sadece bir taşım kaynatacaksın akşamdan, sonra aynı suyun içinde öylece dinlenmeye bırakacaksın.” Hemen fırladım. Mutfağa geçtim. Dolaptaki fasulye kavanozunu elime aldım. Hasan Ali Toptaş ne dediyse harfiyen yaptım. Rahatladım. Odama döndüm. Kaldığım yerden kitabı okumaya başladım. “Ertesi gün mutlaka atacaksın o suyu, çünkü zerre kadar yararı yoktur insana, hem gaz yapar hem de yemeği bulanık gösterip fasulyelerin ışıltısını karartarak onların göz zevkimize hitap etmelerini engeller.” Vay canına sayın seyirciler! Düşünsene… Hangi yemek kitabı böyle bir fasulye tarifi verebilir? Çok sevdim.

“Efendime söyleyeyim, işte suyunu süzdükten sonra fasulyeyi güzelce yıkayacak, üzerine üç parmak geçecek kadar su ilave edecek, ardından da kısık ateşte yeniden kaynatacaksın ama bu noktada kaynama ritmine bilhassa dikkat edeceksin. Biliyorsun, her yemeğin farklı bir kaynama ritmi vardır; bulgur hanım-budu, hanım-budu, hanım-budu diye ses çıkarmalı mesela.” Şaştım kaldım. Bugüne kadar pişirdiğim hiçbir yemeğin kaynama ritmine yeminl dikkat etmemiştim. Gülümsedim. Okumaya devam ettim. “Ateşin ayarını tutturamaz da şayet bu yemeklere daha başka sesler çıkartırsan, imkânı yok iyi bir netice alamazsın.”  Ama kimse söylemedi ki bana böyle bir şeyi. Ne yapayım yani? Şimdi Hasan Ali Toptaş’tan öğrendim ya, bundan sonra dikkat edeceğim tabii. “Fasulyeyi kaynatırken de dikkat edeceksin işte, hoplayıp zıplamadan, adeta alçak sesle bir şeyler anlatıyormuşçasına fıkırdayacak sadece ve böylelikle taneler dağılıp gitmeyecek. Senin anlayacağın, diri taklidi yapan birer ölü olacak fasulyeler, birbirlerine yapışmayacaklar, tam aksine aha şu tespitim gibi, ben buradayım diye tane tane ışıldayacaklar.” Hoşuma gitti. Kendi kendime aynısını yapacağım diye söz verdim. Sayfayı okumaya devam ettim.


 “Bütün bunların ardından sıra, minik minik küp şeklinde doğrayacağımız soğanlarla yeşil biberleri  hem biber hem de domates salçasıyla  birlikte yağda kavurmaya gelecek tabii. Lakin yeşil biberler papuç yarımı gibi olmayacak yahut yemeğin ortasında birer saltanat kayığı gibi gezinmeyecek, boyları en fazla iki fasulye boyunda olacak.” Bu yemek tarifi nasıl hoşuma gitti anlatamam. Keşke Hasan Ali Toptaş yemek kitabı çıkarsa diye aklımdan geçirdim.

“Velhasıl, bir hayli ihtimam göstermek icap ediyor bu işe. Mesela, kuru fasulyenin cebine şöyle iki üç diş sarımsak atmak da iyidir; yiyenin damağında, nereden geldiği anlaşılmayan hafif bir hoşluk yaratır.” Yemekteki gizeme ben de  bayılırım. Benim de ufak tefek yemek sırlarım vardır. Ve, ne var bu yemeğin içinde, hoş bişi ama çıkaramadım, derler ya hani… Of! Nasıl hoşuma gider anlatamam. Ama ben Hasan Ali Toptaş gibi roman yazmadığım için, ne kadar sorsalar da mümkünü yok, anlatmam:)

“Her neyse, şu an bilmediğimiz bir yerde  bilmediğimiz birisi aynen böyle pişirilmiş bir yemeğin hasretini çekiyor olabilir, bu bahsi daha fazla uzatmayalım bence.” Hey! Kitap benim kuru fasulye hasreti çektiğimi anladı mı ne?

Yazımı burada keseceğim. Az sonra mutfağa geçeceğim. Dün geceden sadece bir taşım kaynatıp, aynı suda beklettiğim kuru fasulyeleri,  Hasan Ali Toptaş tarifini harfiyen uygulayarak pişireceğim. Bi dakka… Bu yemek tarifinin başındaki cümleyi hatırladım. “öte evzindim beri gavzındım, sonunda kuru fasulyede karar kıldım. Yanına da pilav, turşu ve kaşık helvası.”


İyi ama pilav ve kaşık helvasının tarifi yok ki bu kitapta… Ama daha kitabın tamamını okumadım tabii. Var mı yoksa? Ya yoksa… Ee… Haydi pilavın kaynama ritminde hangi sesi çıkaracağını öğrendim. Kaşık helvasının kaynama ritmi nedir peki? Allahım… Yoksa benim yemek hevesim heba olup mu gitti?

Yooo… Önce Hasan Ali Toptaş’ın beni hevesten hevese uçuran bu  harikulade kitabını okuyayım. Du bi:)

6 yorum:

  1. Bu yazıya da Toptaş'tan alıntılara da bayıldım... Elimde henüz başlanmamış bir Kayıp Hayaller Kitabı var. Bitirilmesi gereken altı kitaba rağmen (evet ben de o, kendini bilmezlerdenim, birisi bitmeden diğerine saldırıp sonra da hepsini birden bitirmeye çalışanlardan) elim yavaş yavaş kitaplığa uzanmaya başladı...

    YanıtlaSil
  2. bugün yeni başladım ben de Heba ya ..daha kurufasulyeye gelmedim :)

    YanıtlaSil
  3. Cüneyt, benim memleketimin kokusunu hissettiğim, sesini işittiğim bir kitap Heba. Hasan Ali Toptaş'ın diğer kitapları gibi elbette.

    Eğer bu yazı sayesinde elin Hasan Ali Toptaş'ın bir kitabına uzandıysa, ne mutlu canıma o halde:)

    YanıtlaSil
  4. canım kurufasulye istedi. yarın sabah ben de fasulyemi şöyle bir fıklatıp altını kapatsam akşam eve geldiğimde kaç dk'da pişer acaba? kitapta pişme süresi yazıyor mu?

    YanıtlaSil
  5. eh artık kuru fasülyeye çoktan gelmişsindir di mi buket:) cevap vermekte çok geciktim.

    YanıtlaSil
  6. canım kara kitap, bak işte süresi yazmıyordu sanırım:) aaa... sahi ya... kaynama ritmi vardı ama pişirme süresi... hımm...

    kara kitap, bak şimdi... bakacaksın fasülyelere tamam mı? baktın ki diri taklidi yapan ölü gibiler yahut ben buradayım diye tane tane ışıldıyorlar, hemen altını kapatacaksın:)

    YanıtlaSil