29 Ekim 2013 Salı

Zagor Ve Kaos Ortamlarında Sürrasyonel Yönetim Teknikleri

 

Kaotik Ortamlarda Sürrasyonel Yönetim Teknikleri dersindeyim. Bu dersin, önce mühendislik, sonra işletme eğitimi almış, doktorasını tamamlamış, dönem dönem dünyanın saygın üniversitelerinde çalışmış, sayısız makaleleri yayımlanmış, tatlı bir hocası var. Süremiz az. Dersin niyeti ise adından belli... 

Artık bilgi ve teknoloji çağındayız ve elbette bilimsel düşüncenin itici gücü rasyonel düşünme... Bize gereken, daha fazla veriyi toplamak ve bu verileri hızlı harekete geçirebilme kapasitesine sahip olmak. Fakat kimi zaman çok fazla veri kafamızı karıştırabiliyor, hatta bizi başladığımız noktaya geri döndürebiliyor. Ayrıca birbirinin rakibi olan şirketlerin, rasyonel kararlar için daha fazla ve daha hızlı veri toplaması zor değil ki. Bilgi toplumunda, özellikle geleceğin belirsiz olduğu kaotik ortamlarda fark atarak iş yapabilmemiz için, rasyonel düşünmenin ötesine geçip, sürrasyonel yönetim teknikleri geliştirmemiz gerekmekte... Şimdiii... Üzerinde günlerce konuşulacak bu derste, bize ayrılan süre üç saat olduğu için,  bir örnek olayla konu hakkında konuşmaya başladık. 
 
Örnek olayımız şöyle... İşyerinden üç ay izin alarak, Alaska'ya altın aramaya gittiğimizi düşünelim. Bu hayal illa Alaska'da, illa altın olmayabilir. Mühim olan, geleceği belirsiz bir ortamda, karşımıza ne çıkacağını bilmeden, engellerin üstesinden gelebilmek, yetenek ve sezgilerimizi kullanarak hedefe ulaşabilmek. Elbette konunun pek çok ayrıntısı var ama ben kısa kesmek niyetindeyim. Diyelim ki, Alaska'ya gitmişiz. Altını bulmuşuz. Şimdi iki hafta içinde hedeflenen noktaya gidip belgelerimizi onaylatmamız gerekiyor. Techizatımız yeterli ama internet, telefon yok. Hava şartlarını bilmiyoruz. Yalnızız.

Önümüzde üç yol var. 

1- Yeter artık. 
Daha fazla devam etmek istemiyorum derim. Kalan iki haftada tatil yaparım. Memlekete ve işime dönebilirim.

2- Dik ve karlı dağı aşmak. 
Yol kısa ama güzergâh zorlu... Riskli yolu aşabilirsem, kolaylıkla sonuca ulaşabilirim.  Aşamazsam ama... fena... Yani ya istiklal, ya ölüm vaziyeti...

3- Nehir yolundan gitmek. 
Normal koşullarda yürüyerek 14 gün sürüyor. 15 gün  içinde işi bitirmeliyim. 
Yani olabilir ama kesin değil.


Bu olayda 1'i boşverip, maceraya devam etmek isteyeceğime eminim. Çünkü 2. ve 3. alternatifleri  aşmak çocuk oyuncağı benim için.  Bak şimdi...


 

Sigortacıyım. Her ne kadar risk yönetiyorum desem de, elle tutulur gözle görünür bir meta olan poliçe satıyorum. Benim işimde serbest tarife sistemi işliyor. Şikayetim yok. Rekabet müşteriye büyük avantaj sağlıyor. Ancak, bilindiği gibi paranın rengi sıcak, insan evladı ise hırs dolu olduğundan, bazan ne ve nasıl olursa olsun para kazanacağım diye dirsek atmaya, çelme takmaya, irili ufaklı dolaplar çevirmeye, sözümona tuzaklar kurmaya kalkan insanlara ya da şirketlere denk geliyorum. Kimi zaman  dünyanın ekonomisi sallanıyor. Geleceğimi göremez oluyorum. Fakat ben... Ugh!.. Zagor ve çizgi roman sevdalısıyım.  

Aynı gerçek dünyada olduğu gibi, çizgi romanlarda da, kötülerle iyilerin, ezenlerle ezilenlerin savaşı hiç bitmiyor. Zagor'un herbir sayısı, birbirinden ilginç ve heyecanlı maceralarla dolu. Hayatın içinde Zagor'dan aldığım dersler çok işime yarıyor. Çünkü Zagor maceraları aklın sınırlarını fena halde zorlar. Sürekli zihin jimlastiği yaptırır. Böylelikle düşünsel ve fikirsel sıçramalara zemin hazırlar. Mucizelerin tükenmeyeceğini gösterir. Küçük illüzyonlarla zor vaziyetlerin üstesinden gelme becerisi geliştirir. Özellikle kaos ortamlarında çözülemeyecek sorunların üstesinden gelebilme potansiyeli kazandırır.


Zagor'un yöntemleriyle, nehirde hızlı yol alabilmek için, ağaç ve akarsudan faydalanarak yolumu kısaltmayı  becerebilirim.




 
Karlı ve dik dağları  kestirmeden aşmak için, kimsenin cesaret edemeyeceği teknikleri kolaylıkla kullanabilirim. 


 

Sana bir şey söyleyeyim mi, ayrıca doğanın hafızası olduğuna inan biriyim. Yaşamım boyunca, doğayla  dost olmaya herdaim özen gösterdim. Ağacını, çiçeğini, böceğini, havasını, suyunu, dağını, denizini, ovasını hep sevdim. Hiçbir iyilik veya kötülük yerde kalmaz. Bu olayda doğanın bana yardımcı olacağına eminim.

Binlerce kasırga aşkına! Biliyorum konuyu çok uzattım. Diyeceğim odur ki, Zagor okuru olduğum için kaos ortamlarında sürrasyonel yönetim tekniklerini sular seller gibi bilirim. İyi ama bütün bunları derste söyledim mi? Yooo! Nerde? Ne yazık ki utangacın tekiyim. Koskoca üniversite ortamında, koskoca yöneticiler arasında, koskoca hocaya, eğer bütün bunları anlatsaydım... Düşünebiliyor musun? Kimbilir nasıl gülerlerdi bana. Ne yapayım yani?.. Söyleyemedim.  Karamba karambita!..  ZAGOOOR:)


6 yorum:

  1. Yazıyı tam okumadım, görsellere şöyle bir baktım sadece.

    Zagor, Mister No, Martin Mystere... Çizgi romanları çok severim, ben de çizerim/yazarım. Çizgi roman okuyanlarla karşılaşmak da güzel. :)

    Kafa Dergi ve hikaye serimi yayımladığım-videolarını çektiğim Ters Düz'e beklerim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklsınız Mert, bence de bu uzuuun yazıyı kimse okumaz:)
      Belki görsellere bakar, o kadar.

      Elbette uğrarım:)

      Sil
  2. Okudum, eğlendim. Eski bir Zagorsever olarak Zagor felsefesini hayatına böle uygulamanı da çok takdir ettim :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Teşekkür ederim Dmisal. Çok naziksiniz.

      Sil
  3. ben de ilk şıkkı yapardım :)
    aman boşver deyip uzun bir tatil. sen de zaten zagor
    ruhu var , başkası beklenemez:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Binlerce kasırga aşkına Buket... Zagor benim kalbimdeee:)

      Sil