31 Mayıs 2016 Salı

29 Mayıs 2016 Pazar

Doğaya Bakıp Bir An İçin Olsun Düşünmek...


"Duruyordu yaşlı kazık denizler ortasında.
 Susuz kalmıştı bunca suyun bolluğunda. 
 Yosun bağlamış yılların anısıyla...
 Düşünüyor, düşünüyordu da bir türlü
 Bir anlam bulamıyordu orada duruyor oluşuyla..."

(Bir vakitler bir ağacın dalı olan yaşlı kazık, birileri tarafından kesilmiş, hiç tanımadığı denizin bu yerine getirilmiş, isteği dışında getirildiği bu yerden başka bir yere gidememiş, denizin içinde kazık olarak varlığını devam ettirmiş,  yıllar içinde tüm gövdesini yosun kaplamış, görünmez olmuştur. Gelip geçen onu fark edemez. Çarparlar. Biri de balıkçının kayığıdır.)

Balıkçı: Bu kazığı da kim koymuş buraya?
Yaşlı Kazık: Gerçekten bilmiyorum. Buraya kendi isteğimle geldiğimi sanmıyorum. Kim tarafından ve niçin getirildiğimi anımsayamayacak kadar yaşlıyım. 
Balıkçı: Bari şu sakal gibi uzamış yosunlar her tarafını kaplamamış olsaydı, seni görebilirdim. O zaman da sana çarpmazdım.
Yaşlı Kazık: Ama yosunların üzerimde büyüyüp büyümeyeceğine ben karar vermiyorum ki!
Balıkçı: Ya kim karar veriyor?
Yaşlı Kazık: Bu bir doğa yasası...
Balıkçı: Hım... Çok ilginç; oysa ben kendi sakalımı kedip kesmeyeceğime kendim karar verebiliyorum.
Yaşlı Kazık: Çünkü sen insansın...


Karl Ewald / Yaşlı Kazık öyküsü

27 Mayıs 2016 Cuma

Günce -1-

 
Sabah toplantım süper geçti.
Öğleden sonra arkadaşım Alev Ankara'dan geldi.
 Alevi'i otogardan aldım.
İki saat hasbihal edip vedalaştım.
Marş marş İstanbul Modern'e gittim.
Vesikalı Yarim'i beyaz perdede seyrettim.
Lütfi Akad ve Sineması temalı söyleşiyi dinledim.
Az önce eve döndüm.
Egomla birlikteyim. 
Süperim...:)
 

 
 
 

26 Mayıs 2016 Perşembe

Şşşth Kimse Duymasın -25-

Yarın sabah çok mühim toplantım var.
Çok yorgunum. Çoook!
Acilen dinlenmem lazımdı ki...
Uykum kaçıverdi.

Yataktan hışımla kalktım.
Sanki uykumu yakalayacakmışım gibi  öfkeyle pencereyi açtım. 
Dışarıya baktım. 
Tıs yok.... Asayiş berkemal. 
Tam karşımdaki sokak lambası deniz feneri gibi göründü gözüme. 
"Hey!" diye hırsla seslendim. 
"Hey! Deniz fenerinin penceremin önünde işi ne?"

Deniz feneri sandığım sokak lambası dile geldi.
"Keyfin bilir,
     İster uyu ister uyuma!
    Beni bu işe sakın karıştırma!" dedi.
Ben ise,
"Gece gece nereden çıktın karşıma" dedim.
Yakasından tuttuğum gibi denizin ortasına atıverdim.

 Uykum korktu mu ne geri geldi.
Elimden tuttarak yatağıma geri getirdi.
"Tamam!" dedi. "Öfken geçti mi?"
Esneyerek gülümsedim.
Anne sözü dinler gibi  masum, yorganın içine giriverdim.

Gerçekten!

15 Mayıs 2016 Pazar

Ve Hayret Ve May Hala Ve Çizgi Roman Ve Sinema

Bilenler bilecektir, üstteki çizgi roman karesindeki  kadın, May halanın ta kendisidir. Spiderman'ın amcasının karısıdır.  Zamanında Türkçeye öyle çevrildiği için May hala olarak hafızamızda yer etmiştir. Hemen altındaki iki  film karesi ise Spiderman  iki ayrı filminde Spiderman'ın amcası  Ben Parker'ı ve May Parker'ı canlandıran oyuncular... Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum... Bu kadar mı denk gelir? Nasıl hayret ve şaşkınlık içinde aynı yöne bakıyorlar?

Neye baktıklarını tahmin edebiliyorum. Çünkü sinemada seyrettiğim Kaptan Amerika-Kahramanların Savaşı adlı  iki buçuk saatlik filmde, May halayı görünce yüz ifadem sırayla önce ilk karedeki gibi tatlı bir hayrete, sonra ikinci karedeki gibi komik bir şaşkınlığa dönüştü. Kabullenmek kolay olmuyor tabii... Çünkü  Spiderman'ın bu filmdeki  May halası gencecik fıstık gibi biriydi. Yoo. Ne yalan söyleyeyim, filmdeki muhabbetlerde de bu mevzu esprili bir tatta dile getirilince yeni May halayı  sevdim.

Lakin çizgi romandaki May halanın, son filmdeki yeni May halayı görünce bırakın hayret, şaşkınlık halini, yüzü dehşet ifadesi alabilir diye düşündüm. İşte o zaman vefasızlığıma üzüldüm. 


12 Mayıs 2016 Perşembe

Deniz Olsam...

 
Bulut mu olsam, gemi mi yoksa?
Balık mı olsam, yosun mu yoksa?..
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.
 
Nazım Hikmet Ran/Bulut Mu Olsam
 

9 Mayıs 2016 Pazartesi

Binlerce Kasırga Aşkına! Zagor'a Dönüş



Yeni bir müşterimin sigorta teklifini muvaffakiyetle tertip etmiştim. Bir nebze olsun nefeslenmek niyetindeydim. Kahve molası münasebetiyle işten başımı kaldırıp, yan dolabın üzerinde dizim dizim sıralanmış çizgi romanlarıma gözüm takılınca... Ah! O anda yüreğimin cız ettiğini hissettim. ZAGOOR!.. Binlerce kasırga aşkına! 

Demek akrepler yelkovanları kovalayıvermişti. Şu hayat dediğimiz muamma, muhtelif okus pokuslarıyla beni meşgul edivermişti. Sülalemin bütün bıyıklıları adına! Aylardır tek kare Zagor'a göz gezdirmemiştim. 

En son vedalaşmamızı  bile hatırlayamayınca, anında çark ettim. Onca ayrılıktan sonra... Zagor... Merhaba!

8 Mayıs 2016 Pazar

4 Mayıs 2016 Çarşamba

Ve Dua Ve Dünya Ne Uzun Ne Kısa

 
Önce besmele, en güzel kelime.
Allahım, yol boyunca bırakma elimi, düşerim sonra.
Allahım, niçin halkettinse beni, kalbime söyle iyice, engellerden arınsın.
Allahım, O güzeller güzeli, hangi iyilik diledi senden, dilerim ben de öylelerini.
Allahım, Peygamber efendimiz hangi şerlerden sığındıysa sana, upuzak tut benden de onları. 
Allahım, yol boyunca, tarih boyunca, başıboş bırakma bizi. 
 
 
Cahit Zarifoğlu/Böyle Ol Böyle Söyle şiirinden