31 Aralık 2016 Cumartesi

Mutlu Yıllar...


Ne zaman otursam gecenin başına… Ne zaman müziğin... Göçüyorum boş kağıdın sessizliğine… Kalbim, kapatılmış kireç kuyusu akıyor kendine… Bakıyorum gençliğim geçiyor uzaktan... Dudaklarında bir ıslık, kitapların on lira olduğu zamanlardan… Anayurdum gece, kalbimi yazdım mürekkebinle... Hani erken inerdi karanlık, hani yağmur yağardı inceden... Hani okuldan, işten dönerken, ışıklar yanardı evlerde... Hani ay herkese gülümserken, mevsimler kimseyi dinlemezken... Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken… Hani hepimiz arkadaşken, hani oyunlar tükenmemişken... Henüz kimse bize ihanet etmemiş, biz kimseyi aldatmamışken… Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken... Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden... Daha biz kimseye küsmemiş, daha kimse ölmemişken… Eskidendi, çok eskiden. Şimdi ay usul, yıldızlar eski. Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden. Geçen geçti. Geceyi söndür kalbim… Geceler de gençlik gibi eskidendi. Şimdi uykusuzluk vakti… Biterken bir yılın son günleri.. Biliyoruz takvimler belirlemez değişimin mevsimlerini.. Gençlik ikindilerini, kargınmış bir çocuktuk büyüdüğümüzden beri. 

Bir yıl daha bitiyor. Düşlerim, tasarılarım, yarım kalmış onca şey… Her yıl biraz daha kısalıyor öncekinden. Bana mı öyle geliyor yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman insan yaşlanırken? Kırdım mı, incittim mi birilerini? Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler? Kendimi yineledim mi yazdıklarımda? Yeniden düşünmeliyim. Dostluklarımı, ilişkilerimi… Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı? Yitirdim mi yoksa masumiyetimi? Borçlarımı ödedim mi? Doğru seçtim mi soruların fiillerini? Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış, giysilerim ütülü, odam düzenli mi? Ödünç aldığım kitapları geri verdim mi? Geri verdim mi aldıklarımı? Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları… Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi? Yokladım mı duygularımı? Hala sevebiliyor muyum insanları? Ovmalı gümüşlerimi, bakırlarımı… Cila geçmeli ahşaplarıma… Ovmalı umutları.. Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları… Eksik etmemeli ağzımızdan hançer kıvamındaki karamizah tadını… Şimdi oturup uzun bir hasretlik mektubu yazmalıyım… Sonra köşe başından bir demet çiçek alıp öyle başlamalıyım akşama… Ama nedense her şeyin tadı dağılıyor ağzımda.. Bir sap çiçek mi taşısam yoksa ağzımın kıyısında? Aydınlık rengi vursun diye gözlerimdeki buluta… Biz gündüz sürgünleri! Yazmakla tamamladık mı kendimizi? Yazmakla tanımladık mı? Kalemlerimizin uçları yine de nar çiçeği.

Birgün hayatımı yazacağım... Herkes kağıt üstüne yazılanları benim hayatım sanacak. Ben de hayatımı saklamış olacağım böylelikle. Saklanmanın en iyi yolu fazla görünmektir, biliyor musun? Herkes seni gördüğünü sanır, sen de rahat edersin. Kasada oturan kız gibi! Herkes kasadaki kızı görür, ama kimse tanımaz. Günün birinde yazdıklarımdan bir perde çekeceğim hayatıma.

Aslında bambaşka bir yazı yazmaktı niyetim. Yukarda, Murathan Mungan'ın bazı şiirlerinin bazı dizelerini yanyana getirerek bir deneme yazmaya gayret ettim. Umarım birbirleriyle uyumlu ve anlamlı bir kompozisyon çıkarabilmişimdir. Faydalandığım Murathan Mungan şiirleri şunlar:

1- Gece ve Müzik
2- Eskidendi Çok Eskiden
3- Bir Yılın Son Günleri
4- Gecenin Uzun Söylevi
5- Üç Aynalı Kırk Oda


Çizim, Cennetteki Yabancılar adlı çizgi romanın karesidir. (2012)

30 Aralık 2016 Cuma

Momentos'ta Gördüm. Durur Muyum? İşte Buyruun...

 

Momentos'un bloğunda gördüğümde, niyetine girmiştim. Momentos, Çıtır Lokmalıklar diye başlık atmış, nasıl yaptığını çıtır çıtır anlatmıştı. İşte burada... Nasıl içim gitmişti anlatamam. Durur muyum? Elbette ben de yaptım. İşte buyyruun...


Nanananoom... İşte bu akşam aldım yufkayı, aldım kıymayı, patatesi, soğanı... Momentos'un tarifini harfi hafine uyguladım. Ne kolaymış sahiden... Ve... Hımm... Nasıl çıtır... Nasıl lezzetli... Nane eklediğim yoğurda bandıra bandıra nasıl yedim anlatamam. Sağol Momentos... Takibideyim:)

27 Aralık 2016 Salı

Bu Hafta Neler Yaptım?

Bu hafta, John Steinbeck'in Bitmeyen Kavga'sını bitirir bitirmez, "İnsan fantazilere ihtiyaç duyar" diye kulağıma fısıldayan Iris Murdoch'un Deniz deniz'ine atladım.

Oturduğum yerde... Kendi kendime... Tuhaf, acayip, ucubik denilen cinsten çizimler yaptım. Çizmek hoşuma gidiyor. Şimdilik bir şeylere bakarak çiziyorum. Sonra gönlümdekileri resmedeceğimi hayal ediyorum. du bakalım...




Pazarda cennet hurmasının kurusunu bulunca dünyalar benim oldu. Hastasıyım. Madem bu kadar çok seviyorum, kendim neden kurutup yemiyorum, dedim. Yapabilir miyim ki? du bakalım...





Bendirim geldi... Şimdilik "düm ta ka düm tak" makamındayım... Sayesinde gönlümü terbiyeye etmektir maksadım. Becerebilir miyim acaba? du bakalım...




The Office'i epeydir seyretmek istiyordum. İlk sezonu bitirdim. İkinci sezonu yarıladım. Bitirebilecek miyim? du bakalım...


14 Aralık 2016 Çarşamba

Seni Seviyorum..

-seni seviyorum
-aman ne güzel.. seninle birlikte,
beni seven iki kişi olduk böylece


  
seni seviyorum
neden.. bende benim bilmediğim
müthiş bir şeyler mi gördün



seni seviyorum
hadi ya, çok ilginç, ee sonra, devam et..



seni seviyorum
ömrünü, enerjini  daha faydalı işler için 
harcasana şekerim



seni seviyorum
hayır, izin vermiyorum.. bugün beni seven
yarın kediyi,köpeği, otu böceği de sever..
hayır olmaz.. ben ciddi bir insanım


 
seni seviyorum
iyi, güzel de, bu ne'ye cevap olacak, neyi çözecek ki şimdi



seni seviyorum
ve utanmadan bir de bunu
yüzüme karşı söylüyorsun ha,
yıkıl karşımdan melun


metin üstündağ/denemeyenler

12 Aralık 2016 Pazartesi

Şşşth! Kimse Duymasın- 29-

Gelen kargo paketini açtım.
İçindekileri teker teker çıkardım.

Sanki o kitapları ben sipariş etmemişim gibi,
sanki hiçbirini bilmiyormuşum gibi,
sanki hayali biri göndermiş gibi,
sanki hayatın bana oyalanmalar bıraktığını düşündüğüm anlar gibi,
sanki söylenmemiş cümlelerimin içimde birikmeye devam edeceğine inanmış gibi,
sanki lokmayı ağzımda unutarak heyecanla gözlerimi açarmış gibi,


kitaplara şaşkın şaşkın baktım.


Gerçekten!

10 Aralık 2016 Cumartesi

9 Aralık 2016 Cuma

Bu Hafta Neler Yaptım?

Şaka gibi...
Vazgeçmedim... Çizmeye devam ediyorum.
Sadece çizgi romanlara bakmayı değil,
beceremiyorum demeden çizmeyi de seviyorum.


Bu hafta sayfalarında dolandığım kitap ve dergiler...



Bu hafta seyrettiğim filmler...



Bu hafta, "Ah, olsa!" dediğim...

Pırasa Ve Patatesle Uyduruverdiğim Lezzetli Yemek

Dün gece, buzdolabında iki adet pırasayı görünce...  Dayanamadım... Hemen kollarımı sıvayıverdim. Pırasaları minik minik doğrayıverdim.   Tavaya zeytinyağ  döküp pırasaları soteliyiverdim.


Sonraaa... Üç adet patatesi soyuverdim. İncecik incecik doğrayıverdim.  Tuz, pul biber, kara biber ve zeytinyağını derin bir kaba koyuverdim. Patatesleri içine atıp hoplata zıplata bulayıverdim. Cam tepsiye yağlı kağıt serip, patateslerin yarısını alta, sote pırasaları ortaya, patateslerin diğer yarısını üste koyuverdim. 250 derecede ısıttığım fırına atıverdim.



20 dakikada pişiverdi. Yemek nasıl fevkaladenin fevkinde olmuştu anlatamam. Yemeğimi sadece hapur hupur  değil, hımlaya humlaya, koklaya koklaya, tüm iştahımla yiyip bitiriverdim.




2 Aralık 2016 Cuma

Bu Hafta Neler Yaptım?

Keyifle çizgilerin menzilinde dolanıp, çizmeyi hiç denememiştim. Son günlerde çizmeye heves ettim. Tim Burton hastasıyım. İzini sürüyorum. Renkli kalemle çizdiğim halde o kadar çok fırça sahibi oldum ki anlatamam. Kullanmasam bile fırçaların gölgesinde ellerimden ilham almayı seviyorum. 




Baharat kullanmaya bayılırım. Yemeklerime mutlaka baharat katarım. Mesela... Mantıyı sumaksız yemeği...  Kesinlikle reddederim. İyi de abicim, sumağı o kadar  seviyorsan, ağacını bil, yaprağını, çiçeğini tanı bari di mi? Nerdee? İşte bu ağaç sumak ağacıymış. Hayretle seyrettim. Dayanamadım tabii... Eğildim kulağına... Anlattım... Hayatıma nasıl lezzet kattığından bahsettim. Çok seviyorum seni, dedim. İştahla teşekkür ettim.



Bu hafta iki kez sinemaya gidebildim.  Yıl sonu sebebiyle şirketlerdeki toplantılara katılmak amacıyla İstanbul'a gidince, iki filmi de İstanbul'da seyrettim. Sinemaya gitmek için illa bir alışveriş merkezine girmek, sinemadan çıkınca tenimde kışın ayazını hissedememek ne feci!




Bu hafta Cahit Uçuk'un Sırlı Saray'ını okudum.  Cahit Uçuk hakkında yazı yazmak niyetim var. Mümkün olmuyor. Kağıt Ev, bi solukta okunacak, okuru gizemli bir kitabın peşinde sürükleyen kısacık bir novella. Emrah Serbest'in Müptezeller'ine yeni başladım. Keyifle okuyorum. Bu hafta sonu bitiririm.




Bu hafta müzikleri radyoz'den dinledim. Kesinlikle müthiş!