11 Eylül 2012 Salı

Kahve Molası - Dedikodu


Az önce kahve molası verdim. Nasıl yorulmuşum, anlatamam. Bir yandan kahvemi hüpletiyorum, diğer yandan geçen hafta sonu gittiğimiz Sezen Aksu konserini hayal ediyorum. Sezen Aksu sahnedeyse, Harbiye Açıkhava Tiyatrosu tıklım tıklım dolmaz mı? Elbette doluydu.

Yanımda kardeşim, arkadaşlarım… Şahane bir sonbahar gecesi. Rüzgâr tam bana göre; nazlı nazlı esiyor. Sezen Aksu, birbirinden güzel şarkılarını ardı ardına söylüyor.

Karşımızda ışıl ışıl İstanbul silueti… Gökyüzünde kocaman bir mehtap, yıldızlar… O anın keyfine varmaya çalışsak da, içimizde bir hüzün, buğulu bir keder. İnsan dediğin zaten böyle, sevinci ve hüznü aynı kalpte taşıyabilen bir varlık.

Peki o kalabalığın içinde benim gibi kendini başka bir yerde hisseden var mıydı? Bilmiyorum. Ama ben bir ara gerçekten oradan “gittim”. Başka bir zamana, başka bir âna ışınlandım.

Yanımda biri vardı. Vazgeçemediklerimden biri.

Bilirsiniz… Ispanağı çok sever. Puf böreğine bayılır. Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday en yakın arkadaşlarıdır. Büyümüştür, işsiz kalmıştır, aç kalmıştır. Hayatın içine karışmıştır. Ne yârdan geçer, ne serden; ne denizlerden, ne gökyüzünden… Ama geçim derdi peşini bırakmaz. Sokakta yürürken, kendi kendine gülümsediğinin farkına vardığında, kendisini deli zannedeceklerini düşünüp gülümser.

Toparladığım bu cümleler Orhan Veli Kanık’ın dizelerinden izler taşıyor. Neden mi yazdım? Çünkü o anda, sahnede Orhan Veli sözlerinden bir şarkı söyleniyordu. Benim ruhum ise çoktan firar etmişti, Orhan Veli ile yürüyordum.  O konuşuyordu, ben susuyordum. Sitemkâr gözlerle bakıyordum.

“Kim söylemiş beni Süheyla’ya vurulmuşum diye?”  dedi. 
“Kim görmüş, ama kim, Yüksekkaldırım’da güpegündüz Eleni’yi öptüğümü?” 

Dudak büktüm. Ellerimi iki yana açtım: “Ne bileyim?” dedim.

“Melahat’i almışım da sonra Alemdar’a gitmişim, öyle mi?”
Başımı üzgün üzgün evet der gibi salladım.

İnanmadığımı fark edince güldü:
“Peki, kimin bacağını sıkmışım tramvayda?” dedi.

Omuz silktim. Sonra elimle Galata Kulesi’ni işaret ettim.
Güldü yine.

“Güya bir de Galata’ya dadanmışız; kafaları çekip çekip orada alıyormuşuz soluğu…”

İki elimle yanaklarımı tuttum. Başımı iki yana salladım. Neredeyse ağlayacaktım.

Gözlerimin içine baktı:
“Geç bunları anam babam, geç… Bilirim ben ne yaptığımı.” dedi.

Saftoriğin tekiyim. Şair ne derse inanırım. İnandım. Hatta bu itiraflarına nasıl sevindiğimi anlatamam.

Gözlerimi kapadım. Tam o anda aklıma başka bir dedikodu geldi:
“Ya Mualla’yı sandala atıp ruhunda hicranını söyletme hikâyesi—”

Diyecektim ki… Hooop! hayal gitti.

Öylece.

Ne oldu sonra biliyor musunuz?

Ah… Bana bir lodos lazımdı şimdi. Bir kürek, bir kayık…

Bir dakika… İşe dönmeliyim.

Kahve molam bitti.


NOT: fotoğraftakiler- soldan sağa-oya-dilek-hk-kardeş 
          fotoğrafı çeken- sisi


18 yorum:

  1. Ne kadar güzel yazmışsın.

    Okudukça bir kulağıma çalındı şarkıları, esinti geçti bir yanımdan, kokusu geldi usul usul boğazın.

    Ellerine sağlık!
    Sevgiyle....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eyvallah Pembe Deniz, beğenmenize çokkk sevindim:)

      Sil
  2. Bir Sezen Aksu konseri çekti canım... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O değil de Vladimir, her yıl bir defa bari açık hava konserine gitmeli:)

      Sil
  3. Mehtap,yıldızlar ve Sezen Aksu...hem oradasın hem değilsin...niye bilmem bende şunu mırıldanmaya başladım
    ...Ele avuca sığmazdı deli gönlüm
    Bir zamanlar nerdeydi şimdi nerde
    İster güneş ol yak beni
    Yağmurum ol ağlat beni
    Aklım başka
    Duygularım başka yerde...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pınarpare, çok severim o şarkıyı biliyor musunuz? Durun dinleyeceğim şimdi:) Hatta sözlerini hemen buraya geçireceğim:)

      Güneş Ol Yak Beni - Sezen Aksu

      Ele avuca sığmazdı deli gönlüm
      Bir zamanlar neredydi şimdi nerde
      İster güneş ol yak beni
      Yağmur ol ağlat beni
      Aklım başka
      Duygularım başka yerde

      Bi deli rüzgar savurdu beni böyle
      Bu mutlu tutsak benim altın kafeste
      İster güneş ol yak beni
      Yağmur ol ağlat beni
      Zincirleri yüreğimin
      Artık sende

      Yok ağlatmaz asla beni bir gün ayrılık
      Pişmanlığım nefret olmaz öfke olmaz
      Senden daha acı bir hasret bulunmaz

      İster güneş ol yak beni
      Yağmur ol ağlat beni
      Aklım başka
      Duygularım başka yerde

      İster güneş ol yak beni
      Yağmur ol ağlat beni
      Zincirleri yüreğimin
      Artık sendeeeee:)))

      Sil
  4. Ah o yıllar geldi aklıma. İlk gençlik anlarım. Hevesle kasetini dinlerdik Levent Yüksel'in. Bir de sayesin de Orhan Veli'ci olmuştuk. Kısa satırlara uzun duygular yerleştirmek neymiş, o zamanlar öğrenmiştik. Ah Sezen , sen yok musun. Hep senin başının altından çıkıyor bu duygulanmalar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Esrates, Levent Yüksel'in sesini çok beğeniyorum ve Sezen Aksu'nun şarkılarını çok güzel söylediğini düşünüyorum. Keşke daha çok şakı söylese:)

      Sil
  5. Şiir gibi bir anlatım...muhteşem !! yazılanlar da, yazıların canlandırdıkları da...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kahve telvesi, mahcup ediyorsunuz beni:) Çok tatlısınız, teşekkür ederim.

      Sil
  6. Sezen Aksu'yu da Orhan Veli'yi de çok severim. Sezen'i canlı dinlemek henüz nasip olmadı ama yazı çok keyifli, oradaymış kadar oldum:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neslihan, her zaman her istediğimiz yere gitmek mümkün olmuyor elbette,
      ama ne diyoruz, hayal et, olur elbet:)) Sevgiler.

      Sil
  7. Sezen Aksu bu her duygumuza her durumumuza yol arkadaşı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Lale, aynen katılıyorum dediklerinize:)

      Sil
  8. Şahane bir yazı olmuş...Edebiyat tadında...Tebrik ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazdı ne yazmadı, çok naziksiniz. Teşekkür ederim:)

      Sil
  9. Yanıtlar
    1. Sezen'i sevenler kulübü, var mı katılmak isteyen:)

      Sil