Bugün görür görmez beni hem gülümseten hem de "Yafu biz gerçekten hiç değişmiyoruz" deyip ince bir hüzne boğan harika bir karikatüre denk geldim.Takibinde olduğum Doç. Dr. Şenol Bezci’nin kaleminden çıkan bu muzip çalışma, aslında akıllı telefonların hayatımızda esamesinin okunmadığı, teknolojinin bizi esir almadığı eski yıllara ait.
Ama gelin görün ki, bugünün dünyasına o kadar cuk oturuyor ki!
Fark ettiniz mi? Hepsi aynı sokakta, aynı anda, tıpatıp aynı şeyi yapıyor. Ortak bir eylemi paylaşıyorlar ama günün sonunda hepsi yapayalnız...
Hani hep deriz ya, "Günümüz dünyası çok fena, herkesin elinde bir telefon, kimse kafasını kaldırıp etrafına bakmıyor, sosyallik bitti..." Suçu hemen akıllı telefonlara, sosyal medyaya atmaya bayılıyoruz. Fakat Şenol Bezci, bize o etkili çizgileriyle yıllar öncesinden muzipçe fısıldıyor: "Kendinizi kandırmayın, siz hep biraz böyleydiniz!"
Demem o ki, suçu sadece bugünün teknolojisine atıp sıyrılamayız. Karikatürdeki o gazete sayfalarını kaldırıp yerine birer akıllı telefon koysak, bugünün herhangi bir metro istasyonundan veya caddesinden hiçbir farkı kalmıyor.
Şahane karikatürler de tam olarak bu yüzden eskimiyor işte; çizildiği dönemi aşıp, yıllar sonra bile bize bizi anlatmaya devam ediyorlar.
O halde, Şenol hocayı takip etmeye devam:)
Böyle manzaralar oldu mu ki dünyada , hiç hatırlamıyorum. Kendi şehrimde 20 sene dolmuşlarda gittim geldim, elinde bir kitap olana rastlamadım. Şimdi ki telefon köleliğiyle bence karşılaştırılmaz.
YanıtlaSilHaklısın Pelinpembesi:) İçerik ve bizi içine çekme hızı açısından bakarsak bugünün dijital dünyasıyla geçmişi kıyaslamak zor... Bugün çok daha agresif bir yalnızlığa sürükleniyoruz sanki.
YanıtlaSilÖte yandan, Şenol hocanın ta o yıllarda bugünkü “kaçış” refleksimizi sezip böyle bir ayna tutması gerçekten büyüleyici geliyor bana.
Yazıya kattığın derinlik için de ayrıca teşekkür ederim, sevgiler