20 Temmuz 2015 Pazartesi

Ve Hayalci Ve Arkadaşı


-Daha çok anlat, dedim.
-Hoşuna gidiyor mu?

-Çok. Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.
-Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?
-Gider gibi yaparız.

José Mauro De Vasconcelos/Şeker Portakalı

 







17 Temmuz 2015 Cuma

Bir Zamanlar Fırtınalar Estirirdi. Eskisi Gibi Değil, Şimdi Değişti.




Derenin öbür kıyısında, ben, artık büsbütün başka bir adamdım. O gün bugündür, kendimi toplayamadım. Dereyi atlarken, sanki içimden ağır bir şey yuvarlanıp düştü. Öyle bir şey ki, on dakika öncesine kadar, ben onu kalbimin üstünde veya kafamın içinde, bir demir gülle gibi taşıyordum. İşte bu, yuvarlanıp düştü. Şimdi, hafifim. O kadar hafifim ki kolumu bir kanat gibi kımıldatsam havaya uçabilirim.

İnsanın gönlü ne tuhaf Günün birinde, kavak ağaçları arasından, bir genç kızın gülümsemesi, bir derecik, bir atlayış. Her şey değişiyor. Ortada, biraz önceki adamdan eser kalmıyor.

Nereye gitti, o adam ne oldu? Eriyip gidiverdi mi? Ve onun yerine gelen bu adam kimdir? Nedir?

Kendi kendime, aşık olduğumu itiraf etsem çok gülünç bir şey yapmış olurum. Yaşım otuzu geçti. Ben beladan artakalmış bir adamım.

yakup kadri karaosmanoğlu/yaban

 

15 Temmuz 2015 Çarşamba

Eski Zaman Aşığı

 
Ama ben eski zaman aşığıyım
Sevmek kadar katlanmak da gelir elimden


oktay rifat horozcu/eski zaman aşığı

14 Temmuz 2015 Salı

Gemilerle Her Gece Ben Çok Uzaklardan Dönerim.

Gün doğmadan, Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola. Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında, içinde bir iş görmenin saadeti, Gideceksin. Gideceksin ırıpların çalkantısında. Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı; Sevineceksin. Ağları silkeledikce. Deniz gelecek eline pul pul.

 orhan veli kanık/hürriyete doğru
başlık/ezginin günlüğü


13 Temmuz 2015 Pazartesi

Yazı....

Kaderleri yaratan Allah'ın kimi kiminle karşılaştıracağını, daha açık söyleyelim, bize ne yazdıracağını da bilemeyiz.
 
cahit zarifoğlu/serçekuşu

11 Temmuz 2015 Cumartesi

Hayat Ve Bakmak


Müthiş bir şey bu!
Yeni bir gün birazdan bir kere daha başlayacak. Bir kere daha gerçekleşecek. Her günkü gibi. Ama bunun her gün her gün ve her gün bir kere daha olması onu basitleştirmiyor. Hatta bakmasını biliyorsan onu büyütüyor.

Bugün tabiat ne kadar güzel.  Kuşkusuz her gün böyle bu. Ama güzelliği görmek her zaman mümkün değil. Bakmasını bilmek gerek. Acılara, hastalığa ve yorgunluğa rağmen bakılabilir. O zaman güzelliğin içinde bütün bunlara da iyi gelen bir düşünce olduğu görülür. O "düşünce"yi bir kere ellerine geçirmiş olanlar başlarına gelen bütün sevinçlerin ve acıların külfetine daha kolay katlanabilirler: Mutluluk da tahammül ister. Onu da iyi anlamalı.


 cahit zarifoğlu/ serçekuşu

9 Temmuz 2015 Perşembe

Ramazan En Güzel Masaldır, İyi Anlatılırsa.

Bir varmış bir yokmuş.
Evvel zaman içinde,
kalbur saman içinde,
deve tellal iken,
pire berber iken,
ben ninemin beşiğini,
tıngır mıngır sallar iken,
Hay canına sayın seyirciler!
Memleketimin içli pidesi var ya, 500 yıldır mutfaklarımızda pişiriliyormuş meğer... 

Bunu öğrendiğimden beri, sıcacık kokusuyla her daim başımı döndüren, emsalsiz lezzetiyle beni benden geçiren içli pideye saygımın  iyice katmerlendiğini söylemeliyim. Sözün özü, içli pideyi  hem sayar hem  severim. İnancıma göre mübarek bildiğim ramazan ayına hazır girmişken, iki arkadaşımı davet ettiğim iftar yemeği için içli pide yapmaya niyetlendim. Ofisten eve gelirken, fırına uğrayıp pide hamuru satın aldım. Çok kolaydı. Aşağıdaki gibi içli pideleri kolaylıkla hazırlayıverdim. Ezan okunur okunmaz masaya getirdim. "Nanananooom! Bakın gökten üç pide düştü," dedim. Birini Dilek'e, birini Nurgül'e ikram ettim. Sonuncuyu ise, sıcak mıcak demedim, ahlaya ohlaya, hamlaya humlaya kendim pişirdim kendim yedim:)


"insan çıtır ekmeği ısırdığında, kırıklar dolar kucağına, işte orası umudun tarlasıdır, ve orada başaklar ağırlaştığında, sayısız ah dökülür toprağa."



not- 
-başlığın orijinali, hilmi yavuz'un "akşam en güzel masaldır, iyi anlatılsa." dizesidir.
-sondakiler, didem madak'ın ah'lar ağacı şiirinin  dizeleridir.