3 Eylül 2025 Çarşamba
Seni Seviyorum...
27 Ağustos 2025 Çarşamba
Hasar Tespit Çalışmaları...
-film kareleri-
eternal sunshine of the spotless mind adlı filmden
-tespitler-
19 Ağustos 2025 Salı
İnsan Yürek Acılarını Sevmeli.
"Çölde
Bu gün hep arazide koşturup durunca, eve gitmeden önce kahve molası vermek istedim. Yumuşak adımlarla köşedeki kafeye doğru ilerledim. İlk güz rüzgarı tatlı tatlı esmekteydi. Rüzgârın tenimi üşütmesi hoşuma gitti. Bu esinti, daha bir kaç hafta önce nasıl değişik tat veriyordu. Sıcaktı. Yakıyordu. Şimdi… Sonbaharda farklı. Artık serin esiyor. Diriltici. Önümüz kış. Kimi zaman dondurucu olacak. Sertleşecek. Bazan önünde ne varsa peşi sıra sürükleyecek.
Mevsimler, hayatlar gibi kendi mecralarında akıp gidiyor, diye düşünerek yürümeyi sürdürdüm. Omuzlarıma uzadığından beri saçlarımı artık hiç toplamıyorum. Yürürken esintinin ritminde saçlarımın dans etmesini, kimi zaman yüzüme doğru uçuşan saçlarımı tek elimi enseme sokarak arkaya ittirmeyi, mutlulukla alınan her nefesi, sağlıkla atılan her adımı, özgürce dolaşmayı, bilmediğim yepisyeni duygularımın varlığını keşfetmeyi seviyorum. Bir zamanlar böyle miydim? Bana hüzün veren her durumda dünyanın sonu geldi diye düşünürdüm. Gene olmuyor mu? Oluyor elbette. Ama o eski günleri iyi ki yaşamışım diye düşünüyorum. Size bir şey söyleyeyim mi? Anılar acı bile olsa beyaz tülbentlere sarılıp saklanmalılar. Sonra ömrün farklı mevsimlerinde çıkarılıp merhem niyetine hayata sıvanmalılar.
18 Ağustos 2025 Pazartesi
Minik Vazo, Kocaman Sevinç...
17 Ağustos 2025 Pazar
Kendimi Eylediğim Zamanlar...
21 Temmuz 2025 Pazartesi
Kendimi Eylediğim Zamanlar...
Heyoo! Bu mozaik sehpayı ben mi yapıyorum?
20 Temmuz 2025 Pazar
Fotoğrafın Dili ve Masalın Sesi: Ayak İzleri
Bazan bir fotoğraf, bir masalın kapısını aralar. Fotoğraf sanatçısı Ali Borovalı’nın kumdaki ayak izlerini gösteren karesi, Judith Liberman’ın kitabında okuduğum, kalbime dokunan Ayak İzleri masalını anımsattı. Aklımda kaldığı haliyle, anlatmak istedim…
Sessizliğin dalgalarıyla konuşmak için bir kayanın üstüne oturur. Etrafa bakınır. Kimseler yoktur. Sessiz bir yürüyüş yapmıştır kumsalda. Ama gözleri, kendi ayak izlerinin yanı sıra bir çift iz daha görür kumda. Şaşırır.
Hayatının tüm anılarını gözden geçirir. Evet, gerçekten de ne zaman geçmişe dönse, o ayak izleri hep yanındadır. Sanki biri, hayat boyunca sessizce eşlik etmiştir ona. Bu düşünce içini sıcacık bir sevgiyle doldurur.
Derken... zor zamanlarını hatırlar. Acı çektiği, dizlerinin çöktüğü, yalnız kaldığını hissettiği günleri... Yürümeye dermanının kalmadığı anları... Ve fark eder ki, işte tam da o zamanlarda yalnızca bir çift ayak izi vardır. Kendi ayak izleri.
Hüzünlenir. İçine ince bir sızı düşer. “Neden?” diye geçirir içinden. “Neden en çok ihtiyacım olduğunda yalnız bırakıldım?” Öfke kıpırdanır kalbinde.
Tam o anda, derinlerden gelen bir ses işitir:
- Her zaman seninleydim. Bu yüzden hayatına baktığında iki çift ayak izi görüyorsun. Ama yürüyemeyecek kadar yorulduğunda... seni kucağıma aldım. O yalnız gibi görünen izler, senin değil... benim ayak izlerim.
15 Temmuz 2025 Salı
Sinemada Oynadığım Farzetme Oyunum - 15 - Engin
13 Temmuz 2025 Pazar
7 Temmuz 2025 Pazartesi
Kendimi Eylediğim Zamanlar
Gizli Bir Yaşam, yönetmen Terrence Malick'in 2019 yapımı filmi. Film, II. Dünya Savaşı sırasında Avusturya'nın küçük bir köyünde yaşayan Franz Jagerstatter’in gerçek hayat hikayesine dayanıyor.
Franz, Nazi Almanyası adına savaşmayı reddeden bir vicdani retçi. Zorla cepheye çağrıldığında, yemin etmeyi reddediyor. Bu karar, sadece kendisini değil, eşi Fani’yi ve ailesini de büyük bir yalnızlığa ve baskıya sürüklüyor. Film, Franz’ın bu sessiz ama sarsıcı direnişini, doğa ile iç içe geçen sade yaşamını ve inancını yitirmeyen iç dünyasını anlatıyor.
Malick’in kendine özgü şiirsel anlatımıyla film, görsel olarak büyüleyici bir atmosfer sunuyor. Karakterlerin iç sesiyle ilerleyen hikaye, çatışmadan çok bir insanın iç yolculuğunu ve ahlaki duruşunu merkeze alıyor.
Gizli Bir Yaşam, savaşın ortasında geçen ama savaşmadan direnen bir adamın öyküsü. Gösterişli kahramanlıklar değil, sessiz öz sadakat ve vicdan ön planda.
Renklerin dansı, dokuların cilvesi... Hepsi kendi karakterini buldu sırrın sıcaklığında. Kimisi sakin, kimisi cesur, kimi neşeli…
İşin tuhafı... Hepsi benim ellerimden çıktı, hayalden gerçeğe dönüştü.Sırlamak sadece yüzeye renk vermek değilmiş... Sabrın, hatanın ve güzelliğin izini de birlikte taşıyormuş. Sevdim. Sır işlerine devam.edeceğim.
Mozaikte yepyeni bir yolun başındayım. Büyük bir cesaretle, camdan çiçekler kestim. Rodajlamak için sabırsızım, sonra yapraklara girişeceğim. Her parça biraz daha yerine oturdukça içimdeki heyecan büyüyor.
Kendime şaşıyorum. Adeta içimden başka bir ben çıkıyor... Tuhaf bir rotaya girdim. Bakalım seramik ve mozaik işlerinde nereye kadar gideceğim? Merak içindeyim:)
Nilgün Marmara der ya hani... “Kuş koysunlar yoluna…” diye. Tıpkısı oldu. Bir baktım, küçük kumrular konmamış mı yoluma:)
Leş kargaları eski bir ağacın dallarına yerleşmişti. Ebabiller gökyüzünde süzülüyor, serçeler cıvıldıyor, tık tık diye sesi gelip kendini göstermeyen ağaçkakanın varlığını hissedebiliyorduk.
Ne çok bilgi ediniyorum. Ötücü kuşlar, ötmeyen kuşlar, şakıyan kuşlar varmış. Ağaçkakanın dili gagasının tam üç katıymış. Ebabil kuşu ise konmadan tam 6 ay uçabiliyormuş. Daha neler neler...
Kuşlar bazan efkarlı göründüler gözüme... “Yaşamak için alan bırakmıyorsunuz bize,” diyor gibiydiler.
Çoğunlukla “Heyyy, bizi sevenler, yolumuzu gözleyenler var,” diye neşeyle şakıyorlardı.Doğanın içinde olmak, kuşlarla sohbet etmek, onların dünyasına dokunmak... Birbirinden farklı yeni insanlar tanımak... Seramik, mozaik, filmler, kuş gözlemciliği, kitaplar... İyi geliyor. İyileştiriyor.
Umudum katmerleniyor.
2 Temmuz 2025 Çarşamba
"Hak Bir Gönül Verdi Bana Ha Demeden Hayran Olur"
Bir süredir masamdaki karpuz çekirdeklerini seyrediyorum.
Ne güzeller di mi?
Çekirdeklerin yüzeyinde o ışıltılı, cilalı doku resmen yüksek sıcaklıkta fırınlanmış parlak sır gibi.
Renk? Tam obsidyen siyahı gibi…. Seramikte böyle bir renk elde etmek ciddi ustalık ister.
Formu ise... Akıyor… Damla gibi ama keskin hatları var.
Yani hem nazik hem iddialı…
Tam bir tasarım objesi.
Müthiş!













