judith liberman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
judith liberman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2025 Pazar

Fotoğrafın Dili ve Masalın Sesi: Ayak İzleri

 


Bazan bir fotoğraf, bir masalın kapısını aralar. Fotoğraf sanatçısı Ali Borovalı’nın kumdaki  ayak izlerini gösteren karesi, Judith Liberman’ın kitabında okuduğum, kalbime dokunan Ayak İzleri masalını anımsattı. Aklımda kaldığı haliyle, anlatmak istedim…

Sessizliğin dalgalarıyla konuşmak için bir kayanın üstüne oturur. Etrafa bakınır. Kimseler yoktur. Sessiz bir yürüyüş yapmıştır kumsalda. Ama gözleri, kendi ayak izlerinin yanı sıra bir çift iz daha görür kumda. Şaşırır.

Hayatının tüm anılarını gözden geçirir. Evet, gerçekten de ne zaman geçmişe dönse, o ayak izleri hep yanındadır. Sanki biri, hayat boyunca sessizce eşlik etmiştir ona. Bu düşünce içini sıcacık bir sevgiyle doldurur.

Derken... zor zamanlarını hatırlar. Acı çektiği, dizlerinin çöktüğü, yalnız kaldığını hissettiği günleri... Yürümeye dermanının kalmadığı anları... Ve fark eder ki, işte tam da o zamanlarda yalnızca bir çift ayak izi vardır. Kendi ayak izleri. 

Hüzünlenir. İçine ince bir sızı düşer. “Neden?” diye geçirir içinden. “Neden en çok ihtiyacım olduğunda yalnız bırakıldım?” Öfke kıpırdanır kalbinde.

Tam o anda, derinlerden gelen bir ses işitir:

- Her zaman seninleydim. Bu yüzden hayatına baktığında iki çift ayak izi görüyorsun. Ama yürüyemeyecek kadar yorulduğunda... seni kucağıma aldım. O yalnız gibi görünen izler, senin değil... benim ayak izlerim.

Fotoğrafın dili ve masalın sesi... Ayak İzleri. Hoş değil mi:)

1 Nisan 2020 Çarşamba

Korona Günlüğüm-9- Masal


Judith Liberman'ın Masallarla Yola Çık adlı kitabının  268. sayfasında Yaşlılar başlıklı bir masal vardır.  Uzak diyarlardan birinde Raul, yaşlı babasıyla birlikte yaşamaktadır. Birlikte tarlaya gider, birlikte çalışırlar. Lakin baba günden güne güçsüzleşmektedir. Raul bu duruma çok üzülür. Çünkü ülkenin genç ve acımasız kralının çıkardığı kanuna göre, bir vatandaş artık çalışamıyorsa, ailesi tarafından uçuruma götürülüp aşağıya atılmalıdır. Her kim bu kurala uymazsa başı kesile, denmektedir.

Raul, babasının güçsüzleştiğini köydekilere belli etmek istemez.  İnsanların ağzı torba değil ki büzesin. Babanı  atma zamanın gelmedi mi, diye sormaya başlarlar. Babası oğluna zarar gelmesinden korkar, götür  beni demeye başlar.  Raul sepete koyar babasını.  Atar sırtına... Ormana doğru yola çıkarlar. Kıyamaz yaşlı adama. Fırsat buldukça geleceğini söyleyerek,  babasını ormanın derinliklerindeki bir mağaraya bırakır. 

Gel zaman git zaman ülkede esen değişik bir rüzgar bütün meyve ağaçlarının çiçeklerini yok eder. Ağaçlar kurur. Köylüler daha önce böyle  bir vaziyetle karşılaşmadıkları için ne yapacaklarını bilemezler.  Raul babasına gidip durumu anlatır. Yaşlı adam gülümser. Aman oğlum der, çok kolay. Bu başınıza gelen  ne ilk ne de son... Üzülme.  Her derdin bir çaresi var. Bahçelerde, açık alanlarda ağaçlar bazan böyle  ölüp giderler lakin ormanın kalbinde onun bir çifti hayatta kalır. Onların tohumlarını ekerseniz, bir sonraki mevsimde bütün bahçelerde ağaçların  ve meyvelerin yetiştiğini göreceksiniz, der.  

Bunu yapar Raul. Tüm tohumları köylülerle paylaşır. Ekerler. Üstelik sanki sihirliymiş gibi, toprağa düşen her tohum hemencik filizleniverir, kısa sürede eskilerin boylarına ulaşırlar. İnsanlar Raul'a kurtacı gözüyle bakmaya başlarlar.

Gel zaman git zaman ülkede kokulu bir rüzgarın esmesiyle gece ve gündüzün renkleri değişir, koyunlar sürüler halinde ölmeye başlarlar. Kimse ne yapacağını bilemez. Raul gene çareyi babasından öğrenir. Belli ki  babası ömrünün  geçmiş zamanında buna benzer bir musibete denk gelmiştir. Çözümü bilmektedir.  Raul babasının dediklerini köylülerle paylaşır. Ve kurtulurlar.

Gel zaman git zaman gene başlarına bir bela gelip Raul'dan yardım istediklerinde, Raul itiraf eder;  ben de sizler gibi cahil ve deneyimsizim, der.  Lakin bu bilgileri babamdan alıyorum.  Babam kaç kere hayatımızı kurtardı. Krala söylemeliyiz. babama yaşam hakkı vermeli, der.  Kral yaptığı hatayı anlar. Özür diler. O günden bugüne o ülkede ve her yerde yaşıların yeri  sofra başındadır. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine:)

NOT- Bu masalın orijinali elbette kitaptan okunmalıdır. Masallar  yaşlı insanlar gibidirler. Yüzyıllarca anlatıla anlatıla gelirler, bize rehberlik ederler,  sallar silkeler, kendimize getirirler.  Veee... Gökten üç elma düşer:)