9 Mart 2012 Cuma

Nâzım Hikmet ve Aşık Olduğu Kadınlar


2009 yılıydı. O gün 58 yıl önce vatandaşlıktan çıkarılan Nâzım Hikmet'in vatandaşlığa kabul edilmesine karar verildiğini öğrenmiştim. Vatandaşlıktan çıkardık demekle ne oluyordu ki? Gönüllerden çıkarmak mümkün olabilmiş miydi? İşte... Bunca yıldır dilimizde, belleğimizde değil miydi şiirleri? Olsun bu günleri de gördük ya... Çok şükür, demiştim.

Sait Faik "Bir insanı sevmekle başlar herşey " demiş ya... Ne güzel söylemiş... Ben de sevdiğim bir sevgi ve aşk adamı Nâzım Hikmet için bir şeyler yazmak istedim... Nâzım Hikmet’in  aşklarını anlatmak niyetindeyim. Veya aşklarıyla birlikte, aşık olduğu kadınlara yazdığı aşk şiirlerini… Bir şair... Hele Nâzım Hikmet’se o şair… Bana göre Edebiyat tarihimizin en güzel aşk şiirlerini yazmış birisidir... Nasıl sevmeden, aşık olmadan şiir yazabilirdi sevgili şairimiz öyle değil mi? Nâzım Hikmet'in aşkları sadece kadınları değildir ki… O; memleketine, doğaya, insana, kısacası güzel olan her şeye aşıktır. Benim şimdi yazmak istediğim ise, illa  kadınlara olan aşkıyla ilgili...

Nâzım Hikmet ve Nüzhet


Nâzım ve Nüzhet çocukluk arkadaşıdırlar. Moskova’da üniversite öğrencilikleri devresinde evlenirler. Nüzhet’in ailesi razı değildir bu evliliğe. Mektuplar yağdırırlar Moskova’ya. “Her sözüyle, her hareketiyle, her şeye isyan etmiş, hatta saçları bile berberin tarağına isyan etmiş bu adamla senin gibi munis ve uysal bir kız geçinemezsiniz!” derler.

Bir ara Nüzhet’in sağlığı bozulur ve memlekete döner. Ne kadar tedavi olup iyileşmiş olsa bile, bu bünyesiyle Nazım’a yoldaşlık yapamayacağını düşünür, belki de ailesinin etkisiyle ayrılmaya karar verir. Zaten Moskova nikahı yapılmış olduğu için, boşanmak gibi hukuki bir sorunları da yoktur. Yıkılır şairimiz bu karar üzerine... Bu evlilik iki yıl sürmüştür. Bu ayrılıktan sonra şairin şu şiiri yazdığı söylenir:

MAVİ GÖZLÜ DEV, MİNNACIK KADIN VE HANIMELLERİ

O mavi gözlü bir devdi, /Minnacık bir kadın sevdi. /Kadının hayali minnacık bir evdi, bahçesinde ebruli hanımeli açan bir ev. /Bir dev gibi seviyordu dev, /Ve elleri öyle büyük işler için hazırlanmıştı ki devin, /yapamazdı yapısını, /çalamazdı kapısını bahçesinde ebruliiii hanımeli açan evin. /O mavi gözlü bir devdi, /Minnacık bir kadın sevdi. /Mini minnacıktı kadın. /Rahata acıktı kadın yoruldu devin büyük yolunda./Ve elveda! deyip mavi gözlü deve, /girdi zengin bir cücenin kolunda bahçesinde/ ebruliiii hanımeli açan eve. /Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev, Dev gibi sevgilere mezar bile olamaz: /bahçesinde ebruliii hanımeli açan ev...

Nazım Hikmet ve Piraye



Piraye, Nâzım Hikmet’in kız kardeşinin arkadaşıdır. Kocasından ayrılmış, bir erkek ve bir kız çocuğu sahibi dul bir kadındır. Şairimiz’in Piraye’ye yazdığı ilk şiirinin hikayesinin şöyle olduğu söylenir:

Şair, bir demet mor menekşeyle sevgilisine  gitmeye niyetlenmiştir. Ama dostlarının karnını doyurması gerekmektedir. Menekşe parasını harcayıverir.  1930'da yazdığı o güzelim şiiri şöyledir:

Mor Menekşe, Aç Dostlar ve Altın Gözlü Çocuk:


Abe şair,
bizim de bir çift sözümüz var
                                      «aşka dair.»
O meretten biz de çakarız
                                    biraz..
Deli çığlıklar atıp avaz avaz
      burnumun dibinden gelip geçti yaz
                               sarı
                                  tahta vagonları
                                       ter, tütün ve ot kokan
                                                           bir tren gibi.
Halbuki ben
      istiyordum ki gelsin o
          kırmızı bakır bakracında bana
                              sıcak süt getiren gibi...
Fakat neylersin,
          yaz böyle gelmedi,
                yaz böyle gelmiyor,
                     böyle gelmiyor, hay anasını... şey!..
EEEEEEEEEY...
     kızım, annem, karım, kardeşim
                                                  sen
                          başında güneşler esen
                              altın gözlü çocuk,
                                  altın gözlü çocuğum benim;
deli çığlıklar atıp avaz avaz
burnumun dibinden gelip geçti de yaz,
ben, bir demet mor menekşe olsun
                                               getiremedim
                                                                 sana!
Ne haltedek,
      dostların karnı açtı
                           kıydık menekşe parasına!


1935’de kimseye haber vermeden evlenirler. İstanbul’a yerleşirler. Lakin  rahat olamazlar ki… Nâzım Hikmet’in mahpusluk günleri başlayacaktır. O kadar çok şiir yazmıştır ki Piraye’ye… O kadar çok mektup yazmıştır ki “Karıcım, canım karıcığım” hitaplarıyla başlayan… Misal, "Karıcığım, Bu seferki ilk mektubuma senin için yazdığım bir şiir ile başlıyorum: 

Saat dört yoksun, Saat beş yok / Altı,yedi ertesi gün ve belki kimbilir... /Hapishane avlusunda bir bahçemiz vardı. /Sıcak bir duvar dibinde on beş adım kadardı./Gelirdin,yan yana otururduk, Kırmızı ve kocaman muşamba torban dizlerinde..."

Bu şiir böyle devam etmektedir... Şiirin sonundaki mektup ise şöyle bitmektedir:
"Kuzum karıcığım, bu şiirleri iyi oku.Yazdıklarımın en ustaları değilse de en yalansızlarıdır. Seni nasıl yalansız, süssüz, sanatsız seviyorsam, bunlar da öyle... "
Ya da ,”Karıma Birinci Mektup” şiirini şöyle bitirmektedir:
……………………………………………...
Düşmanlara gam. /Dostlara selam. /Kalbimde çocuklarım. /Seni kucaklarım. /Canın sıkıldıysa bu mektuptan beni affet!... /Kocan: Nazım Hikmet


“Karıma 2. Mektubumdur” diye yazılan ve Portreler kitabında yayımlanan en ünlü şiir de şu değil midir?

"Bir tanem!
Son mektubunda:
"Başım sızlıyor
yüreğim sersem!"
diyorsun.
"Seni asarlarsa
seni kaybedersem,"
diyorsun,
"yaşayamam!"

Yaşarsın, karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda;
yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı,
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlarda
ölüm acısı.
Ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü
razı olmuyor gönlüm.
Fakat
emin ol ki, sevgili,
zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer
ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar
Nazım'a!

Ben,
alacakaranlığında son sabahımın
dostlarımı ve seni göreceğim,
ve yalnız
yarım kalmış bir şarkının acısını
toprağa götüreceğim...
Karım benim!
İyi yürekli,
altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim;
ne diye yazdım sana
istendiğini idamımın,
daha dava ilk adımında
ve bir şalgam gibi koparmıyorlar
kellesini adamın.
Haydi bunlara boş ver.
Bunlar uzak bir ihtimal!
Paran varsa eğer
bana fanila bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı.
Ve unutma ki
daima iyi şeyler düşünmeli
bir mahpusun karısı."



Bir Cezaevinde, Tecritteki Adamın Mektupları” şiiri ise şöyle başlamaktadır:

“Senin adını /Kol saatimin kayışına tırnağımla kazıdım.
Malum ya, bulunduğum yerde /Ne sapı sedefli bir çakı var,
(bizlere alatı katıa verilmez), /Ne de başı bulutlarda bir çınar.”

Durmaksızın yazar Piraye’ye Nâzım Hikmet, sürekli yazar… 1945 lerde gene mahpushanede Piraye hanım’a hergün bir şiir yazmaya başlar. “Piraye için yazılan saat 21-22 şiirleri”dir bunlar.

“Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken…..”

Yıllar yılları kovalar hasret ve sevi dolu mektup ve şiirlerle... Amaaa her aşkın bir sonu vardır galiba...


1946'da Bursa Mahpushanesi’nde yatarken dayısının kızı Münevver’in ziyaretleri sıklaşmaya başlamıştır. Şairimizin gönlüne sual olunmuyordur ve artık Nâzım Hikmet ile Münevver aşkı başlıyordu. Şair mektup yazar Piraye’ye ve anlatır durumu tüm açık yürekliliğiyle… Piraye Hanım yıkılır ama kimseye belli etmez. Bu arada Münevver bir çocuk sahibi evli bir kadındır. Kocası ayrılmak istemez. Nâzım- Münevver aşkı içinden çıkılmaz hale gelir. Nâzım Hikmet bu aralar bir mektup yollar Piraye hanım’a. Şöyle der:

“Yeryüzünde hiçbir insan, hiçbir insana benim sana yaptığım kötülüğü yapmamıştır. Bütün bunlara rağmen gel. Sana “gel” diyecek kadar yüzsüz ve alçaksam ne halt edeyim, öyleyim işte. Fakat gel. Ve benden nefret ederek, beni hor hakir görerek de olsa, beni bir daha yalnız bırakma!"


Gelmezse intihar edeceğini söyleyen mektuplar yazar karısına... Haberler gönderir...Piraye dayanamaz gider. Daha sonra da Nâzım Hikmet’in Piraye Hanım’a yazıları devam eder. Nâzım Hikmet açlık grevi yapmıştır mahpushanede ve rahatsızlandığı için hastahaneye yatırılmıştır. Piraye Hanım’la son görüşmelerinin hikayesi şöyledir: Özel bir bağışlanma bekleyen şair serbest bırakılacağını düşünmektedir ve gene Münevver Hanım’la görüşmelere başlamıştır. Piraye Hanım bilir durumu ama gene de hastaneye gider.  Nâzım Hikmet'e çıktığında evine gelebileceğini söyler. Tam bu konuşma sırasında, kapısı açılır görüşme odasının ve içeriye Nâzım Hikmet’in kızkardeşi ile Münevver Hanım girerler. Şairimiz iki arada kalmıştır ve durumu oldukça sevimsizdir. Piraye Hanım çıkar odadan. Bu Piraye ve Nâzım’ın son görüşmesidir.

1930'da başlayan aşk 1950 de noktalanır. Bu yirmi yıl hep tutuklanmalar ve mahpuslukla geçmiştir. Piraye Hanım kocasını hiç yanlız bırakmamış ve sabırla beklemiştir. Boşandıktan sonra  1995 yılında ölene kadar  hiç bir gazeteciye tek bir laf etmemiş ve kimseyle bir daha evlenmemiştir.

Nazım Hikmet ve Piraye Hanım aşkından geriye, uzun mahpusluk yılları boyunca yazılan yüzlerce şiir, mektuplar ve kitaplar kalır... Hayranlıkla okumamız için!

1946 da "Piraye'me Rubailer" yazmıştır Nazım Hikmet... Bir tanesi şöyleydir:

"hatunumun gözleri eladır da /içinde hareler var yeşil yeşil /altın varak üstüne yeşil yeşil meneviş /Kardeşlerim,bu ne biçim iş /şu dokuz yıldır eli elime değmeden /ben burda ihtiyarladım /o orda /Kalın,beyaz boynu kırışan kızım, /imkansızdır ihtiyarlamamız bizim,
etin gevşemesine bir başka tabir gerek, /zira ki ihtiyarlamak:
kendinden başka hiç kimseyi sevmemek demek."


Nâzım Hikmet ve Münevver


1938 de Nâzım Hikmet Bursa Mapushanesindedir. Bir gün dayısının kızı Münevver gelir ziyaretine. Bir güzellik girmiştir içeriye, üzerinde Fransız parfümleri kokusu. Kendine güvenli şen şakrak bir kadındır. Münevver'le yaşamaya karar verirler.

“ Sen esirliğim ve hürriyetimsin, /Çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin, /Sen memleketimsin. Sen ela gözlerinde yeşil hareler, /Sen büyük,güzel ve muzaffer /Ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin…”

Evli ve bir çocuk annesidir Münevver. Önce Nâzım Hikmet’in hapisten çıkacağı düşünülmektedir. Ama  şairin hapisten çıkması mümkün olmaz. Ve Münevver kocası da ayrılmaya ikna olmaz. Münevver, şaire  bir pusula gönderir, kocasından ayrılmasının imkansız olduğunu bildirir. Açlık grevine başlar Nâzım Hikmet.

“yapraklara, dallara, yeşillere, allara, /Nice nice yıllara gülüm, nice nice yıllara.
Yaprak dala, al yeşile yaraşır, /Gayrı bundan böyle vermem seni ellere.”


1950'deki af kanunuyla Nâzım Hikmet özgürlüğüne kavuşur. Hapisten çıkınca Münevver'le evlenir. 1951'de oğulları Mehmet dünyaya gelir. “Nazım’ın kopyası, mavi gözlü, sarı saçlı, gürbüz bir oğlandı.” demektedir, Vâlâ Nurettin. Nedense Nâzım Hikmet'in askere gitmesi istenmektedir. Nâzım Hikmet 49 yaşındadır ve 1918 de Bahriye Mektebini bitirmiştir. İkna edemez kimseyi ve askere sevk kararı çıkartılmıştır. Şair 1951 Haziran’ında Tarabya’dan bindiği bir sürat teknesiyle önce Romen şilebine biner, ordan Varna’ya, sonra Bükreş’e ve nihayetinde Moskova’ya gidecektir. Bundan sonraki yıllar memleket hasreti başlayacaktır.

“Sevgilim, gonca gülüm /Başladı Lehistan ovasında yolculuğum.
…………….
Sevgilim, dayı kızım, Memed’imin anası, /Dedelerimizden biri /1848 Polonya muhaciri.
Belki o Varşovalı güzel kadına, senin /İkizmişsiniz gibi benzeyişiniz bundandır,
Belki ben bu yüzden böyle sarı bıyıklı /Böyle uzun boyluyum, /Oğlumuzun gözleri böyle kuzek mavisi.”

Memed’e yazar:

“ Ananı üzme oğlum, /Ben güldürmedim yüzünü /Sen güldür. /Anan /İpek gibi kuvvetli,ipek gibi yumuşak; /Anan, /Nineliğinde bile güzel olacak /On ilk gördüğüm günkü gibi, /Boğaziçi’ndeOnyedisinde, /Ay ışığı,gün ışığı,caneriği, /Dünya güzeli.”

1958 de Paris’tedir Nâzım Hikmet.

“Sensiz Paris gülüm, /Bir havai fişeği /Bir kuru gürültü /Kederli bir ırmak. /Yıktı mahvetti beni Paris’te durup dinlenmeden, gülüm /Seni çağırmak.”


1961' de, Münevver  oğlu Memed'le birlikte kaçak yollarla Varşova'ya gitmeyi başarır. Yıllardan sonra Nâzım Hikmet’le bir otelde biraraya gelirler. Sonra bir ev tutarlar. Münevver Varşova Üniversitesi'nde bir iş bulacaktır. Ama Nâzım bu yıllar zarfında yeni bir aşk bulmuştur kendine… Vera.. Durumu Münevver’e açıklar. Bir süre sonra Münevver oğlunu alıp Fransa’ya geçer. Daha sonra bir Fransızla evlenir. 1998 tarihinde Fransa’da vefat eder.

Nâzım Hikmet ve Vera


“Saçları saman sarısı, kirpikleri mavi, kırmızı dolgun dudaklı” diye 1961 de yazdığı “Saman Sarısı” şiiriyle ölümsüzleştirdiği kadının adı Vera’dır. Nazım Hikmet’ten otuz yaş küçük, beş yıllık evli ve bir çocuk annesidir. İlk tanıştığı andan itibaren aşık olmuştur şair, Vera’ya. Evli ve çocuklu olması umurunda değildir. Vera'yı sürekli aramaktadır. Günde belki on kez telefon eder. Sonunda muradına erer Nazım Hikmet ve Vera’nın gönlüne girmeyi başarır. Evlenirler. Bundan sonra şiirler Vera için yazılacaktır.


“Seher vaktı habersizce girdi /gara ekspres kar içindeydi /ben paltomun yakasını kaldırmış perondaydım/peronda benden başka da kimseler yoktu/durdu önümde yataklı vagonun pencerelerinden biri/perdesi aralıktıgenç bir kadın uyuyordu alacakaranlıkta alt ranzada/saçları saman sarısı kirpikleri mavi/kırmızı dolgun dudaklarıysa şımarık ve somurtkandı/üst ranzada uyuyanı göremedim/habersizce usulcacık çıktı gardan ekspres/bilmiyorum nerden gelip nereye gittiğini/baktım arkasındanüst ranzada ben uyuyorum/Varşova’da Biristol Oteli’nde/yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığım yoktu…”

”Vera’nın Resmi” adlı şiiri de şöyledir:

“Kimseler yapamaz senin resmini
 Sen kendi resmini kendin de yapamazsın
 Bir açılıp bir kapanır kapılar yüreğinde
 Senin resmini ben yapacağım.”


Giitiği her ülkeden her şehirden arar Veya’yı şair. Her yerden kartlar yazar sevda dolu... Gönderir Vera’ya usanmadan…

“Selam.Öpüyorum seni. Raya’yı ve tüm dostları. Korkunç hasret içindeyim. Bir an önce, bir an önce dönmek istiyorum, işte bu kadar. Nâzım.”

Bazı yolladıkları da sadece dört satırdır. Şöyle:

“Durmadan seni düşünüyorum.
  Durmadan seni düşünüyorum.
  Durmadan seni düşünüyorum.
  Durmadan seni düşünüyorum.
  Nâzım Hikmet “



Nâzım Hikmet en son şiirini gene Vera'ya yazmıştır.

"Gelsene dedi bana
 Gülsene dedi bana
 Ölsene dedi bana 
 Geldim
 Kaldım
 Güldüm
 Öldüm."

Nazım Hikmet 3 Haziran 1963 günü memleket hasretiyle ölür. Vera, Şairin ölümünden sonra kimseyle evlenmez bir daha. Vera 2001 yılında  öldüğünde Moskova'dadır.

Sevdalıyım Tepeden Tırnağa


Nâzım Hikmet hakkında pek çok kitap okumuştum. Şiirlerinin tepeden tırnağa sevdalısıyım. Ben yukarıdaki yazıda evlendiği dört kadınla ilgili aşklarını yazmaya çalıştım. Sırasıyla Nüzhet, Piraye, Münevver ve Vera... Elbette bu kadar değildir Nâzım Hikmet'in kadınlara olan aşkları...  Nazım Hikmet'le ilgili yazılan kitaplarda görülecektir ki, şairimizin yaşamının her döneminde daima kadınlar  olmuştur.

Nâzım Hikmet için "Aşık olmadan yaşamak, yaşamak değildir."  
Vera'ya Leipzig'den yazdığı mektubu buraya geçirmek istiyorum. Arada  Hayal Kahvem'e baktığımda okuyup hatırmak için..


"Vera, sevgilim. Senden bir güneş daha aldım, yani (güneş resmi çizmiş), ve yüreğim, yani (yürek resmi çizmiş) sanki bir ilkbahar dalı, yani(çiçekli bir dal çizmiş)oldu. Seni nekadar sevdiğimi tasavvur edemezsin. Güzelim, tatlım, akıllım benim. Rusça yazmayı mutlaka öğreneceğim. Moskova'da hergün mektuplar yazacağım sana. Sensiz dünya benim için (alevler içine bir dünya çizmiş)işte böyle. Eski mektuplarını 1000x1000 kere okudum. Dün gece sesin çok hüzünlüydü. Sabaha kadar(açık bir göz çizmiş) uyumadım, gözümü kırpmadım. Çok yoruldum ve sana yardım edemiyorum. Sevincim benim, sana en önemli şeyi söylemek istiyorum, ömrümce söylemediğim bir şeyi: Seni seviyorum. Nâzım."

Yıllar önce hapishaneden yazdığı mektubunda başka bir aşk anlayışını anlatmıştır Nâzım Hikmet:

"...... Mesela ben 45 yaşımı bitirdim. Ama her gün biraz daha aşık oluyorum. Karımdan, sanattan, tabiattan, insanlardan, idealizmden tut da kanaryama kadar her şeye dolu dizgin aşık oluyorum. Ve çok şükür aşığım. Bu aşk mistik manada felan değil. Platonik aşk değil. Her birine ayrı ayrı pratik tezahirleriyle faal bir aşk... Bana öyle geliyor ki, bir tek insana, yüz milyonlarla insana, her tek ağaca, bütün ormana, tek bir düşünceye, fikre, birçok düşünceye ve fikre aşık olmadan yaşamak, yaşamak değildir."

Bu yazıları hazırlarken pek çok kitap karıştırdım. Asıl faydalandığım Emin Karaca'nın Sevdalıyım Tepeden Tırnağa - Nâzım Hikmet'in Aşkları kitabıdır. O kadar güzel derlenmiş bir kitaptır ki, diğer aşklarını  ve  tüm detaylarını okumak isteyen olursa  hararetle tavsiye ederim.

67 yorum:

  1. Nazım Hikmet başkadır benim için. her cümlesini her satırını ,her defasında başka tatlarla okurum.
    çok güzel bir derleme olmuş =) sürükledi götürdü beni Nazım şiirlerine. Yazdıklarının nezdinde gıpta ettim aşklarına ve içinde bitmek tükenmeyen sevgiyi saygıyla selamladım

    YanıtlaSil
  2. Nazım,aşktan,özlemden beslenen şiir,felsefe, sanat insanı.

    Bir yağmur, rüzgar,dağların tepesinde dolaşan bir gezgin; bir sevdalı insan Nazım.

    YanıtlaSil
  3. sevmeyi de, yaşamayı da, ölmeyi de bilen adam..
    ama sen de öylesine güzel sevmişsin ki, bana daha çok sevdirdin Nazım'ı hatta aşklarını... teşekkürler..

    YanıtlaSil
  4. her ne kadar aşkları güzel şiirler ortaya çıkarmış olsa bile amma da ayran gönüllüymüş demekten kendimi alamıyorum :) şiirlerine lafım yok ama hayatında biri varken üstelik şiirler, mektuplar yazarken başka bir kadına aşık olması, sonra onunla evlenmesi sonra aynı şeylerin o kadının başına gelmesi pek hoş değil bence :) bir kadın olarak böyle bir şeyin sizin başınıza geldiğini düşünün, ne hissedersiniz :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ayran gönüllü değil,nazım aşka aşıktı bu ayran gönüllülük değil

      Sil
    2. Bu tam da ayran gönüllülük nazım Hikmet şiir yazmayı becermiş ama sevmeyi becerememiş bi şairdir

      Sil
    3. Kitavı okursanız hiçbir kadın durumdan rahatsız değil önemli olan da bu değil mi hiçbiri nazım için kötü bir şey söylememişler. Günümüzdeki gibi tek kadını aşırı sevgiden öldürmektense,bu aşka aşıklık daha güzelmiş valla!

      Sil
    4. Kadınların durumdan memnun olması bütün olayı çözmüyor bence. Seversen bir kişiyi seversin, yanılırsın bir başkasını seversin. Buna aşk dersin anlarım da böylesi olmaz. Daldan dala olmaz, üzgünüm.
      Ha şiirleri güzel, çok saygı duyulası bir şair fakat kimse kusursuz değil ki nazım hikmet kusursuz olsun.

      Sil
    5. En azından gönlü başkasına gidince diğerine karşı dürüst olmuş.. sevmediği insani bir ömür sevgisizlikle mutsuzlukla oyalamaktansa.. kimseyi kandırmamış..

      Sil
    6. nazım aşka aşık ama ya şiirleriyle kandırıp kendisine aşık ettiği kadınlar... hikmet sadece nazımda değil o kadınların yüreğinde de, hepsi de çok güzel sevmiş ki sonunda affedebilmişler ve kendilerini çok güzel sevdirmiş ki uğurlarına şiir yazdırabilmişler ama insanoğlu; ne münevver ne vera sevgileri öyle bencilmiş ki bir başkasının üzülmesine gönülleri el vermiş

      Sil
    7. Piraye ye yazık oldu be varmı öyle seven bir kadın

      Sil
    8. Kesinlikle çok yanlış!
      Nazım Hikmet'in şiirleri gerçekten çok güzel ancak şiirlerinin güzelliği şahsiyetinin fenalıklarını örtemez.

      İşte yok efendim başka birini sevince diğerine soylemis, onu pesinden surundurmemis, bilmem ne.
      Bi de iyiliğine delil olarak bıraktığı eşlerinin hakkında kötü bir sey demedigini getiriyorsunuz.
      Kusura bakmayın ama ortada bir iyilik varsa bu Nazim Hikmetin değil kotu konusmayan kadınların iyiligidir. Yoksa böyle şey mi olur canım? Kadını seveceksin türlü şiirlerle kendine bağlayacaksın sonra şıp diye başka güzel gördün mü hemen bu defa aynı şeyleri başka kadın için hissedeceksin.
      Bu hafif bir tabirle söylüyorum alçakça bir duygudur. Seven adam sevdiği kadını sadakatle sever.
      Bir sure aşk sarhoşluğuyla aşkın lezzetini aldıktan sonra sıkılınca başka lezzetler peşine düşmek gerçek sevgi olamaz.
      Zaten Nazım hikmet kendi siirinde dedigi gibi: gidenin arkasından gelenin, gideni bulmayacağını zannettiğinden yani (ahiret inancı taşımadığı sonucunu çıkarıyorum ben) dünyaya gayet materyalist bir bakış açısıyla bakmış. Ve haliyle bulunduğu an onun için tek var olan an olduğu için " zaten kac defa gelecem dunyaya" deyip sadakati gercek sevgiyi bir kenara itip hayatinda zevk aramiş.

      Ben cok yanlış buluyorum.
      Bir kırık küvet hikayesi siirinde anlattigi üzre bir kadının aldatılmışlık psikolojisini bildiği halde, aynı yanlışı yapmaktan geri durmamış. Bir erkek olarak bir kadının böyle bir durumu kesinlikle tasvip etmeyeceğini de düşünüyorum.

      Sil
    9. Piraye'yi düşünüyorum, NH'nin ardından tek bir kelime etmeyişini. Yalnız mektuplarını değil bize kalan şiirlerinin çoğunu onun sayesinde okuduğumuzu. Çünkü ondan başka kimse (partili dostları!) bile şiirlerini saklamaya cesaret edememiş. Memleketimden insan manzaraları, yalnızca piraye'nin sakladığı kopyadan günümüze ulaştı. Ona ve oğluna şükran. Sonra insanların kendi etik anlayışlarıyla bu konuyu ulu orta değerlendirişlerini okuyorum... Allahım diyorum sevgili Piraye, nasıl da haklısın tek kelime etmemekle. Yalnız kendisi değil oğlu Memet Fuat'a da tek kelime konuşmamasını söylemiş ve bütün o güzelim şiirleri sayesinde okuduğumuz diğer yüce gönüllü insan Memet Fuat'ta annesine verdiği sözü tutmuştur. Ne diyeyim, ayran gönül üstüne döktürenler hayatın birçok resminin çekileceğini biraz düşünseler n'olur...

      Sil
  5. Selam Men de Boor, sizin yorumunuzdan sonra, yazının eksik olduğunu anladım. Bu yazıyı çok eskiden yazmıştım. Şimdi burada bir araya toparladım. Bu yazıyı yazarken faydalandığım kitabı ve düşüncelerimi de ekledim. Umarım sorularınıza cevap olmuştur:) Sevgiler.

    YanıtlaSil
  6. Selam Dayatılanla Yaşamak, yazı eğer katkı sağlamışsa, kendimi bahtiyar hissederim. Ama kitabı okumanızı gerçekten tüm samimiyetimle tavsiye ederim:)

    YanıtlaSil
  7. Evet Güven... Müthiş bir şairdir.
    Ayrı bir yazıda memleket sevgisini yazmak lazım. Umarım yazarım:)
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  8. Teşekkür ederim Meriç. Aşk meşk isleri netametli işler denir ya...
    Bir şairin aşklarını yazmak da kolay değil. Hata yaptımsa af ola:))
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  9. offff çok büyük şair olsa da erkek erkektir işte.ben bi de kendi boynuzlanmama yanardım pirayeye çok üzüldüm şimdi yaa

    YanıtlaSil
  10. etraflıca yad etmişin.Çok güzel olmuş,

    Sevgilerle.

    YanıtlaSil
  11. Hayali Nesne, oldukça uzun bir yazı oldu:) Okuduğunuza sevindim.

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  12. Estağfurullah Gülümse. Kullandığınız tabiri Nâzım Hikmet'in aşık olduğu kadınlar için düşünmek istemedim.
    Tuhaf bir vaziyet bu biliyor musunuz?

    Nâzım Hikmet şiirleri sahiden yüreğime feci tesir eder. Büyük bir şair olduğunu düşünürüm. Öte yandan bir erkeğin büyük bir şair olabilmesi için, arkasında kaç tane kadın gizlendiğinin de, doğrusu bilinmesini isterim.

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  13. Usta; tüm yaşamını büyük bir aşkla yaşamıştır.

    Çok emek sarfetmişsiniz, yorum kifayetsiz kalır.

    YanıtlaSil
  14. ne kadar güzeldi yazın.büyük bir keyifle okudum,ellerine sağlık..

    YanıtlaSil
  15. emeğine sağlık,ağlayarak okudum:)

    YanıtlaSil
  16. Allah aşkına bir kadın olarak böyle adi bir adama nasıl hayranlık duyarsınız siz ve bayılan tüm kadın yorumcular!
    "tamam şiirlerini çok severim, kişileri ve hayatı özelidir, o yönüne bakmıyorum" deseniz anlıyacağım ya, hayır siz daldan dala konmasına methiyeler düzüyorsunuz nerede ise!

    -bir erkeğin büyük bir şair olabilmesi için, arkasında kaç tane kadın gizlen-mesin efendim, çiçeğe böceğe aşık olup yazsaydı mesela.

    o kadınların başına gelen sizlerin de başınıza gelsin desem aa benim dediğim büyük ayıp olur değil mi?
    Burcu Göçmen

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şair e duyulan hayranlık burda karaktere değil şiirlere nazım Hikmetin siirlerinin tadı verdiği haz başka kimsenin siirlerinde yok yoksa adamın kadınlara yaptığı yanlış onu bizde alkislamiyoruz sadece şiir leri alkisliyoruz

      Sil
    2. Zaten şairler şiir yazabilmek için bırakmazlarmı sevdiklerini

      Sil
    3. Kusura bakmayın bayım ama yıllarca evli kalıpta nazımın bir günde yaşattığı sevgi tokluğunu sevilme hissini yaşatamayan erkekler olduğu sürece biz bayanlar böyle ihtirasla seven erkeklere hayran olacağız

      Sil
  17. Selam Sokak, uzun bir yazıymış sahiden:) Sağolun.

    YanıtlaSil
  18. Selam Buket, hepsi bir araya toplandı. iyi oldu galiba yazı.
    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  19. Selam Burcu, taraftar ruhlu biriyimdir. Sevdim mi kusur görmem:)

    O değil de Burcu, farkındalık yaratmaktır niyetim. Yazdıklarımda kadını aldatan erkeğe takılmıyorum.
    Kadınların el üstünde tutmasıyla, kadınların hizmetiyle erkeklerin nasıl yaratıcılıklarının kışkırtıldığını farkediyorum. Ve örnekleri çok. Şimdi çıkmalıyım ama başka örnekleri yazmaktır niyetim:))

    Herşeye rağmen, iyi ki bu şiirler yazılmış diye düşünüyorum haberiniz olsun:)

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  20. "Gelsene dedi bana
    Gülsene dedi bana
    Ölsene dedi bana
    Geldim
    Kaldım
    Güldüm
    Öldüm."


    Çok derinlere götürdü çok. Arkadaşımızın dediği gibi güzel bir derleme olmuş..

    YanıtlaSil
  21. Selam Misi, ağlamak güzeldir:)

    YanıtlaSil
  22. Selam Kalb-i Mecruh, ne hoş dizeler değil mi? Çok haklısınız. Sağolun.

    YanıtlaSil
  23. ben de çok empatik ruhlu biriyimdir.:)) film ya da(çok az sayıdaki) dizileri de başroldeki için değil, yan karakterler için izlerim. istenmeyen, terkedilen, reddedilen kadın karakterleri filan.
    çok şükür yaşadığım bir şey değil bu ama onların hislerini, yaşadıklarını -erkeklerin yaratıcılıklarından daha daha çok- önemserim.
    şu nazımın kadınları mesela:
    kendisi için yazılan şiirler ne kadar gururunu okşadı ise, daha sonraki kadına yazılanlar ne kadar ızdırap vermiştir.
    tabi ilk kadından sonrakilerin başına gelen ise etme-bulma dünyası meselesi :)
    ama sonuç olarak bu şiirler yazılamasaydı da, birilerinin yüreği derinden sızlamasaydı. benim tercihim bu yönde,bunu çok daha önemsiyorum.
    Not: ismim müstear, tanıdığın biriyim aslında. bir ara telefon açar söylerim kim olduğumu.:)))

    YanıtlaSil
  24. Sevgili İsmi Müstear, inanınız, keşke bu şiirler yazılmasaydı diyebilmem mümkün değil.

    Kadınlar olmasaydı bu şiirler yazılamazdı. Bu şiirler yazılmasaydı, o kadınların ismi şimdi hatırlanmazdı. Ruhlarına rahmet! Hem şiiri yazanın, hem şiirleri yazıranların:)

    Telefonunuzu bekliyorum. Özlemişim gibi hissediyorum:)

    YanıtlaSil
  25. Yüreğine emeğine sağlık.. Keyifle okudum ve bir kez daha hayran kaldım.

    YanıtlaSil
  26. Yorumlara bakıyorum da.. Herkes aynı konuya takılmış.. Nazım'ı tutkulu bir aşıktan ziyade; evli ve çocuklu kadınları ayartan, alelade bir çapkın gibi algılama eğilimi hakim yapılan yorumlarda.. Aynı şey Nazım'ın kendisinin başına gelseydi ne tepki verirdi, diye düşünmekten kendini alamayanların ilgisini çekeceğini düşündüğüm bir detayı eklemek istiyorum: Nazım'ın Heybeliada'daki Deniz Lisesi'nden hocası olan ve evlerien özel ders vermeye de gelen Yahya Kemal'in Nazım'ın annesi Celile Hanım'a duyduğu tutkulu aşkı anmak yeterli olacaktır..

    Bu alakayı sezen Nazım bir ders bitiminde gizlice hocasının ceketinin cebine bir not bırakacaktır: "Hocam olarak girdiğiniz eve, babam olarak giremezsiniz!"

    Yahya Kemal'in Nazım'ın annesini anarak yazdığı bir şiirin adını da vereyim de tam olsun; meraklısı arar, bulur, okur: "Erenköyü'nde Bahar"

    "Canan, Aramızda Bir Adındı" dizesinde anılan "canan" müstarı Celile Hanım'a aittir..

    Yasak aşktan beslenen tek şair Nazım değil kısacası:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru söze ne denir Asaf:) Şairlerin hayatları böyleyken böyledir.
      Ben tüm zerrelerimle kadere inanan biriyimdir.

      "Olan olmalıydı. / Olacak olan olur. / O halde olan olur."

      Demek ki tüm bu anlatılanlar yaşanacaktı. O şiirler yazılacaktı. Birileri tarafından okunacaktı. Böyle işte:)

      Sil
  27. Güzel bir yazıydı; ilgiyle okudum.

    Teşekkürler
    Yıldız

    YanıtlaSil
  28. Ben teşekkür ederim Yıldız.

    YanıtlaSil
  29. Nazım demek birazda "dediğini yap yaptığını yapma"

    YanıtlaSil
  30. çok güzel bir yazı olmuş, emeğinize sağlık :) okuduğum yorumlardan anladığım kadarıyla Nazım'ın hayatındaki kadınlara ve duygularının geçiş şekillerine fazlasıyla takılmış ancak ben insanların özel hayatlarından ziyade yaptıkları icraatlarla değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Kaldı ki Nazım sadece aşık değil aynı zamanda politik bir şairdir ve yazdıkları, düşünceleri yadsınamaz.

    YanıtlaSil
  31. Nazım hikmet büyük üstadsn tamam da kadınlara yaptığın ve özelliklede evli kadınlara yazmak insanlk dışıdır aşk bu kadar çabuk başlamaz gördüğün her güzel kadına yazmışsn iste sanatı araç olarak kullandgin aşikar ... politik eserlerine sözüm yok üstad ama senin karını başkalari ayartsa gene şiirle icini rahatlatabilir miydin???

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Söz konusu sevgi değil aşk zaten Nazım aşka aşık biriydi.Sevgi emek fedakarlık değer kavramlarını barındırırken aşk ise güzel olan her şeyi barındırır içinde.Nazımın olayı aşk, o güzel olan her şeye aşık olur özlem duyardı.Ayartma mevzusunda da Nazım Verayı zorlamadı.Vera da ayartılmaya meyilli olmasaydı.

      Sil
  32. tebrikler, iyi ki paylaşmışsınız

    YanıtlaSil
  33. Evet ayran gönüllü değildi nazım Hikmet kadınlar bunu haketiyodu aslında ve bu sadece aşk...

    YanıtlaSil
  34. Aşka aşık olur bazı adamlar. Nazım Hikmet'in en büyük aşkı kadınlar olamazdı. Çünkü aşkına kavuştuğunda hep vazgeçti..

    YanıtlaSil
  35. Nazımda o sevda yüklü dizelerini eliyle bir kenara itip, daha sıcak bulduğu kollara koşmamış mıydı? Yere göğe sığdıramadığı Piraye'sini başka kadınlarla aldatmamış mıydı?

    YanıtlaSil
  36. Nazımda o sevda yüklü dizelerini eliyle bi kenara itip, daha sıcak bulduğu kollara koşmamış mıydı? Yere göğe sığdıramadığı Piraye'sini başka kadınlarla aldatmamış mıydı?

    YanıtlaSil
  37. Birini sevip araştırıyorsunuz, bari düzgün araştırın be. Galina nerede? Galina'yı da yazsaydınız keşke. Yazık. Millete eksik bilgiler veriyorsunuz

    YanıtlaSil
  38. Bir kere mavi gözlü dev şiiri nazım hikmetin başka bir kadına yazdığı şiirdir. Tamam bilgi veriyosunuz eyvallah da , doğru bilgi verin bari

    YanıtlaSil
  39. Kaç tane kadın hayatına girerse girdik ben hep Piraye'yi yakıştırıyorum Nazim'a. Sanki Nazım onu daha çok sevmis gibi hissediyorum.

    YanıtlaSil
  40. Gariptir ya moskovadaki aşkı Galina yine unutulmuş.Kadının ne bir şiiri var ,ne de hatırlayanı.

    YanıtlaSil
  41. 7 yıl Nazım Hikmet ile beraber yaşayıp bir mektubu ile terk edilen ve Nazim'dan başkasini sevmeyen, burda ismi dahi anilmamis olan Galina'ya selam olsun.

    YanıtlaSil
  42. Ben Nâzım'ın o aşık kalbine aşığım

    YanıtlaSil
  43. Nazım Hikmet bu güzel şiirlerini yaşadığı aşklarına (kadınlarına) borçlu..

    YanıtlaSil
  44. çok hoşuma gitti ben de alayım kitabı :) paylaşım için teşekkürler

    YanıtlaSil
  45. alayım dedim ama satışı yokmuş galiba... nasip

    YanıtlaSil
  46. Münevver nazımın evli olduğunu bile bile sevgili oldu o da düşünmüştür piraye ye yaptıysa bana da yapar diye yani yuva yikanin yuvası olmaz :D düz mantık

    YanıtlaSil
  47. Nazım'ın şiirlerini okuyorum fakat Piraye ve Vera'ya yazdıkları dışındakilerin kimler için yazıldığını bilmiyordum, bu yazı sayesinde şiirlerin sahiplerini buldum; teşekkürler! Ve öğrendiğim diğer şeyler:
    1) Nazım Hikmet olsa dahi, birini 20 sene bekleme sonunda ortada kalırsın :)
    2) "Nazım Hikmet aşka aşıktı" lafı, onun uslanmaz bir çapkın olduğu gerçeğini değiştirmiyor, evet evli ve çocuklu bayanlara, o zaman cep telefonu olsa durmadan mesaj atıp ,facebookta istek yağmuruna tutacak kadar ısrarcı, uslanmaz bir çapkın :)
    3) Nazım kadınlarını çok sevmiştir evet, fakat onların aşkına saygı duyduğunu düşünmüyorum. Aşık olmak elinde değildir elbette, ama en azından kadıncağızdan ayrıldıktan bir süre sonra yeni bir aşka yelken açsaymış daha az kırıcı olurmuş! Hele ki bu kadınlardan birisi sizi 20 sene beklediyse!
    Bu arada aşık olduğunu hayatında olan kadından saklamaması, ona dürüst davranması , kadının yaşadığı acı için asla hafifletici bir sebep değildir! Piraye'nin yerinde olsam , bu lafı söyleyenin saçını başını yolardım :) Tabi o benim gibi çirkef değil , gayet asil bir kadınmış ve bu konu hakkında hiç konuşmamış...
    Tabii aşk hayatının yoğun trafiğini tasvip etmemem Nazım'ın şairliğine hayranlığımı da engelleyemez.. Hem tasvip etmesem yahut hiç tasvip etmesem Nazım vazgeçer mi Nazım'lığından, şairliğinden :)

    YanıtlaSil
  48. Sevgili Hayal Kahvesi,
    Nazım'la ilgili bir arama yaparken rastladım derlemeye. Gecenin bu vaktinden kahvene not düşeyim istedim. Çok güzel bir derleme olmuş, emeğine, yüreğine sağlık.
    Selam ve sevgilerle

    YanıtlaSil
  49. Yazıyı okumak kadar yorumları okumaktan da zevk aldım, kendimi gündüz kuşağı programlarında gibi hissettim. :D
    Aşka aşıklık başka sevgi emek ister başka tartışmasında saf tutmak istemiyorum ama olaya Nazımın açısından da bakmak lazım tabi.
    Not: Galina'yı bilmiyorum ama unutulan ya da hiç bilinmeyen Nazım aşkları mutlaka vardır bir yerlerde de biz bilmiyoruzdur diye düşünüyorum Nazım bu sonuçta :D Galina ve ismi zikredilmeyenlerin hepsine selam olsun diyelim :] iyi ki vardınız da şiirler yazdırdınız...

    YanıtlaSil
  50. Büyük bir keyifle okudum.paylaşim için teşekkürler.Nazimin şiir yazmak için kadınlara aşık olması en büyük hobisi olmuş...Nazım aşkların da bencilce davranmış... dürüst davranması kadınların acılarını dindirmecekti...bize şiirleri yaşadıkları kaldı,hesabı da Allah'a.hepsinin ruhu şad olsun...

    YanıtlaSil
  51. Nâzım, Mavi gözlü dev!
    Benim şiirlerine aşık olduğum şair,
    Aşık kalbine aşık olduğum, güzel gözlü Şairim.
    Hayatında olan kadınların her birini çok sevmiş belli günümüz erkekleri bir "seni seviyorum" demekten acizken Nâzım gibi koca yürekli bir şairin yazdıkları mucize olsa gerek.
    Aşık olduğu kadınlara aşkı zirvede yaşatmış, hayatına kaç kadın girmiş olursa olsun,hepsine gerçekten aşkı hissettirmiş olduğuna inanıyorum.
    Nâzım ve Kadınlarının ruhu şad olsun!
    Çok güzel bir derleme olmuş...
    Teşekkürler hayal kahvesi.

    YanıtlaSil