yaşlılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşlılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2020 Çarşamba

Korona Günlüğüm-9- Masal


Judith Liberman'ın Masallarla Yola Çık adlı kitabının  268. sayfasında Yaşlılar başlıklı bir masal vardır.  Uzak diyarlardan birinde Raul, yaşlı babasıyla birlikte yaşamaktadır. Birlikte tarlaya gider, birlikte çalışırlar. Lakin baba günden güne güçsüzleşmektedir. Raul bu duruma çok üzülür. Çünkü ülkenin genç ve acımasız kralının çıkardığı kanuna göre, bir vatandaş artık çalışamıyorsa, ailesi tarafından uçuruma götürülüp aşağıya atılmalıdır. Her kim bu kurala uymazsa başı kesile, denmektedir.

Raul, babasının güçsüzleştiğini köydekilere belli etmek istemez.  İnsanların ağzı torba değil ki büzesin. Babanı  atma zamanın gelmedi mi, diye sormaya başlarlar. Babası oğluna zarar gelmesinden korkar, götür  beni demeye başlar.  Raul sepete koyar babasını.  Atar sırtına... Ormana doğru yola çıkarlar. Kıyamaz yaşlı adama. Fırsat buldukça geleceğini söyleyerek,  babasını ormanın derinliklerindeki bir mağaraya bırakır. 

Gel zaman git zaman ülkede esen değişik bir rüzgar bütün meyve ağaçlarının çiçeklerini yok eder. Ağaçlar kurur. Köylüler daha önce böyle  bir vaziyetle karşılaşmadıkları için ne yapacaklarını bilemezler.  Raul babasına gidip durumu anlatır. Yaşlı adam gülümser. Aman oğlum der, çok kolay. Bu başınıza gelen  ne ilk ne de son... Üzülme.  Her derdin bir çaresi var. Bahçelerde, açık alanlarda ağaçlar bazan böyle  ölüp giderler lakin ormanın kalbinde onun bir çifti hayatta kalır. Onların tohumlarını ekerseniz, bir sonraki mevsimde bütün bahçelerde ağaçların  ve meyvelerin yetiştiğini göreceksiniz, der.  

Bunu yapar Raul. Tüm tohumları köylülerle paylaşır. Ekerler. Üstelik sanki sihirliymiş gibi, toprağa düşen her tohum hemencik filizleniverir, kısa sürede eskilerin boylarına ulaşırlar. İnsanlar Raul'a kurtacı gözüyle bakmaya başlarlar.

Gel zaman git zaman ülkede kokulu bir rüzgarın esmesiyle gece ve gündüzün renkleri değişir, koyunlar sürüler halinde ölmeye başlarlar. Kimse ne yapacağını bilemez. Raul gene çareyi babasından öğrenir. Belli ki  babası ömrünün  geçmiş zamanında buna benzer bir musibete denk gelmiştir. Çözümü bilmektedir.  Raul babasının dediklerini köylülerle paylaşır. Ve kurtulurlar.

Gel zaman git zaman gene başlarına bir bela gelip Raul'dan yardım istediklerinde, Raul itiraf eder;  ben de sizler gibi cahil ve deneyimsizim, der.  Lakin bu bilgileri babamdan alıyorum.  Babam kaç kere hayatımızı kurtardı. Krala söylemeliyiz. babama yaşam hakkı vermeli, der.  Kral yaptığı hatayı anlar. Özür diler. O günden bugüne o ülkede ve her yerde yaşıların yeri  sofra başındadır. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine:)

NOT- Bu masalın orijinali elbette kitaptan okunmalıdır. Masallar  yaşlı insanlar gibidirler. Yüzyıllarca anlatıla anlatıla gelirler, bize rehberlik ederler,  sallar silkeler, kendimize getirirler.  Veee... Gökten üç elma düşer:)

31 Mart 2020 Salı

Korona Günleri - 8- "Doğal Seleksiyon"

Narayama Türküsü adlı film,  Japonya'nın yoksul bir dağ köyünde geçer. İklim serttir.  Tarım zordur. Kıtlık ve açlık vardır. Bu bölge insanı acımasız bir geleneği sürdürmektedir. 70 yaşına gelen aile büyükleri, Narayama Dağı'nın tepesine götürülüp  ölüme terkedilmektedir.

Orin Ana 69 yaşındadır. Dinçtir, üretkendir, şirin mi şirin bir kadındır. Dişleri bile dökülmemiştir.  Hani, yoksulluğun gözü kör olsun derler, ya.. O hesap. Evdeki torun  torba yediği lokmaları saymaktadır. Oğlu ise  hiç kıyamaz anacığına... Dağa  götürüp kurda kuşa yem etmek istemez. 

Lakin Orin Ana geleneklerine bağlı bir kadındır. İlla  dağa götürülüp bırakılmalıdır. Yoksa  öldüğünde cennete gidemez. Ruhu huzur yüzü göremez. Öyle inanmaktadır.  Israrla oğluna bunu  yapmasını söyler. Sonunda sırtındaki küfeye koyar Orin Ana'yı oğlu... Dağa  tırmanmaya başlarlar. Her yer insan iskeleti doludur. Leş kargaları ağızlarının suları aka aka hazırolda beklemektedir. Orin Ana'yı oğlu dağın tepesine bırakır. Arkasına bakmadan köyüne döner. Bu da geleneğin bir parçasıdır. Neyse ki kar yağmaya başlar. Orin Ana'nın oğlu sevinir.  Sevinir çünkü  leş kargaları  tarafından yenmektense, annesinin  donarak ölmesi en iyisidir.

Bu hikayenin dilden dile kulaktan kulağa günümüze kadar gelen, Japonya'nın yoksul bölgesinde 150 yıl kadar inanılarak uygulanan gerçek bir gelenek olduğu söylenmektedir.

"Hayat sanattan daha acı" denir. Çok doğru... Günümüzün "Doğal Seleksiyon" muhabbetleri,  Narayama  Türküsünü'nün hikayesine  benzemektedir.