ülke etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ülke etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Nisan 2009 Cumartesi

Bu Hafta İçimde Kalan Mevzular

Önce şunu söylemeliyim. Bloğumda yazdığım "İntihar Bulaşıcı mı?" yazım, çok eleştiri alınca, yazıyı kaldırmak zorunda kaldım. Dediler ki " Yazın okadar etkili ki, okuyunca insanda artıyor itihar eğilimi!" Haydi bakalım, lütfen gelin burdan yakın! Şaşakaldım. İnanamadım. Yazılar bu kadar etki eder mi insana? Girdim bir yaşıma daha. Neyse, dedim ki kendi kendime, madem bir blog yazıyorum,yazılarım olumlu duygular yaratsın insanlarda. Allah saklasın, ya intihar eden biri, geriye bıraktığı mektubunda " Bir yazı okudum Hayal Kahvesinde ve bir intihar virüsü oradan bulaştı bana. Eminim! Kendimi tutamıyorum, intihar edeceğim!" dese ve üstüne vazife edinip bir de bunu gerçekleştirirse, ben ömür boyu vicdan azabı çekmez miyim? Çekerim. Bunu düşününce kaldırdım yazımı bloğumdan ne yapayım bende? Ne insanlar var şu dünyada,yazılar etkiliyebilir belki. Kimseye sebep olmak istemem ben. Hem de şimdi durup dururken! Sylvia Plath ile başlamış olduğum, "edebiyat dünyasında intihar eden yazarlar"ı, tabi ki yazmamaya karar verdim. Hatta intihar konusunu tamamen aklımdan sildim.
Ta ki bu hafta üyesi olduğum İl Kadın Kurulu Komitesi'nin proje tanıtımı yapılan toplantısında, bir yekili kriz nedeniyle dünyada intihar oranları arttığı halde, memleketim insanlarındaki intihar durumlarında bir artış olmadığını söyleyince, aklıma ilginç konular geldi. Elimi koydum gene çeneme. Dalmışım. Bakın şöyle... Finlandiya ile ilgili bir yazı okumuştum. Finlandiya'da iki resmi dil var. Fince ve İsveçce. Tüm sokak adları ve resmi yazılar, ilanlar falan iki dilde yazılıyor. Büyüklüğü Türkiye'nin yarısı kadar, nüfusu Türkiye nin onda biri. Ülkede yaklaşık 70.000 göl var. Bu nedenle kuzey bölümüne göller bölgesi deniyor. Tüm arazinin %70 i ormanla kaplı. Helsinki de güneş sabah 10 da doğuyor ve öğleden sonra 15.30 da batıyor. Kuzeyde kışın 50 gün güneşin doğmadığı ve yazın da aynı süre içinde batmadığı yerler var.
Finlandiya'da hemen hemen tüm sorunlar çözülmüş. Trafik sorunu yok. Yılda 1.5 kişi trafik kazasından ölüyor. Ulaşım sorunu diye bir şey bilinmiyor. Tramvay ve otobüsler vızır vızır işliyor. Bir telefonla taksi kapınızda bitiyor. Hava deseniz temiz. Temiz havaları turistik sebeplerle kavonozlarda satılıyor. Saunaları insanları rahatlatıyor. Gazetelerine baktığınızda ne terör, ne hırsızlık, ne cinayet haberleri var. Turistik broşürlerinde yazan slogan şöyle: "Helsinki'ye gel ve rahatla!" Şehirlerde yapılması gereken bir düzeltme kalmadığı gibi, 15 yıllık bir nazım planı bile yapılmış. Gelecekte nüfus artarsa diye, henüz üzerinde hiç bir yapı bulunmayan arazilerin bile, su merkezi ısıtma,elektrik vs. gibi alt yapısı tamamlanmış. 15 yaşın üstünde okuma yazma oranı %100. 15 yaşın altında %70'i okur yazar. Din konusunda tutucu değiller. Ülkede 60 gazete okunuyor. İki kişiye 1 gazete düşüyor.
Şimdi geleceğim sadede. Trafik kazası, terör,soygun,cinayet, kan davası, belediye çukuruna düşme gibi sebepler olmadığından çok uzun yaşayan Finlilerin, intihar açısından İsveç'ten sonra ikinci sırayı aldığı söyleniyor. Misal, kadınlar kocaları bilgisayara çok düşkün diye, ihmal edildiklerini düşünüyor ve kendilerini balkondan atabiliyor. Dünyanın en çok içki içilen 5. ülkesi olması sebebiyle, fazla içki içmenin ruhsal dengeyi bozmasının bu eğilimi artırması mümkün olduğu düşünülünce, her türlü zenginlik, refah,imkan olmasına rağmen, dünyadaki en fazla intihara meyilli insanlar bu bölgelerden çıkabiliyor. Şaşkınım bunları düşündükçe."Bu insanlar belelalarını mı arıyorlar durup dururken? Neden intihar ediyorlar ki basit sebeplerle?" diye düşünürken, arkadaşımın kolumu dürtmesiyle kendime geldim. Silkelendim....Yetkili şöyle diyordu: "Kriz mi var memleketimizde? Nerde arkadaşlar nerde? Kriz yaşayan memleketlerde intihar oranlarında feci artış var. Bizde ise bu oranlar düşmekte. Kriz bizi teğet geçmekte!" Kalakaldım! Yaa, demek ki böyle!...

NOT: Diyeceksiniz ki,Finlandiya ile ilgili fotoğraflar koymuşsun bloğuna anladık. Peki o en üstteki papatya niye? Valla hani gene yazımda intihar geçiyor diye, insanlar meyletmesin kendilerini öldürmeye, bu fotoğraflar iyi hisler uyandırsın okura dedim de! Böyle işte!...