227 sayfa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
227 sayfa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mart 2015 Çarşamba

Seri Katil Takma Yazar


"Seri katillerin yakalanma isteğiyle, takma adla yazan yazarların keşfedilme istediği arasında bir benzerlik var mıdır?
 
Kemal Tahir, Peyami Safa, Romain Gary, Julian Barnes ve bir saymaya başlasak daha kim bilir kimler bu soruya nasıl yanıt verirlerdi?"
 
Murathan Mungan / 227 Sayfa

10 Kasım 2011 Perşembe

Biliyorum, Keçinin Tekiyim! - Yazmak


Akşam eve geldiğimde son yazdığım öyküleri okudum. Kendime kızdım. Neler yapıyordum? Aklımsıra hayali  öyküler yazabildiğimi mi sanıyordum? Kim olduğuma bakmadan öykü yazmaya heves mi ediyordum? Üstelik abartarak ne çok yazı yazıyordum. Komiktim. Beyhude çabaladığımı düşündüm. Utandım hatta. İçimden çıktım. Tepeden bana baktım. Dik bir çizgiydim. Ruhumu iyice  pataklayıp ezdim. Un ufak ettim. Çizgi kafasını eğdi. Yere serildi. Gözüm beni  zar zor seçebildi. Minicik bir noktaydım sanki. O nokta  top gibi zıpladı. Kitaplıktaki narçiçeği rengindeki kitabı devirdi. Kitabı rafından düşürerek yere indirdi. Kitabın adı 227 Sayfa, yazarı ise Murathan Mungan idi. Kitap sayfaları açılmış döşemedeydi. Gözucuyla baktım. Açık kalan sayfadaki cümleler şöyleydi...

"George Bernard Show'un oyunlarından biri ilk kez sahnelendiğinde yazar 94 yaşındaymış. Geothe en büyük yapıtı bilinen Faust'u 83 yaşında yazmış. Verdi, Otello operasını bestelerken 75 yaşında imiş. Thomas Hobbes, Odysseaia'yı Yunanca aslından İngilzce'ye çevirirken 85 yaşındaymış. Plutarkhos 80 yaşında Latince öğreniyormuş. Mimar Sinan'ın Süleymaniye camii'ini 70 yaşında bitirdiğini, Antonioni, Charlie Chaplin gibi yönetmenlerin çok geç yaşlarına kadar film yapmayı sürdüklerini de bu arada hatırlayalım.  


Daha otuzuna varmadan sürekli aynı şeyleri yazıp duranları, kırkında bunayanları, ellilerinde çoktan tükenmiş olanları şimdilik anmayalım. Önümüze bakalım."

Bu yazı bana iyi geldi. Zaten bu yazısının ilk cümlelerinde yazar, sıradan görünen bazı bilgiler insanı rahatlatır, diye başlamış.  İlerleyen cümlelerinde şöyle devam etmiş:

"Gerçekleştirilmemiş hayaller, tamamlanmayı bekleyen işler, kaderin gecikmiş vadeleri, kişinin gelişimini besleyen yaratıcı kaynakları ve melekeleri tüketme korkusu diye çoğaltılabilecek bir dolu kaygı, kendi zamanının içinde ilerleyen insanın nabzında atar durur."

Dik bir çizgi olarak yerden kalktım. Gene kaygılı ama coşkulu ruhumla yüreğime balıklama atladım. Kitaba teşekkür ettim. Rafına yerleştirdim. Sağ baş parmağımı sol bileğimdeki damarımın üzerine koydum. Nabzım atıyordu. İşittim onu... "Yaz!" diyordu:)


NOT:  Yukarıdaki karikatür Şenol Bezci'nin bir eseridir.