beş şehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beş şehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Kasım 2014 Perşembe

Şşşttth!.. Kimse Duymasın! - 6 -


Kitaplığın merdiven basamağına oturarak düşündüm.
Makul ve insani bir sebep bulabilirdim.
Mesela "Ahmet Hamdi Tanpınar'ın kitaplarını, kitaplığıma güzellik katmasını düşündüğüm için aldım. Kimini okudum, kimine dokundum." diyebilirdim.
 
Bunu söylemek biraz yalan olacaktı.
 
Tüm bu kitapları alırken, görülmeyen şeyleri gören, işitilmeyen şeyleri işiten ve bir hayalin, bir gölgenin içinde, yani bir tasavvurun imkânlarındaki  hudutsuzlukla kâinatı idrak eden bir insan sıfatıyla eğlenmekti niyetim.

Gerçekten!




not- Koyulaştırılmış cümleleri Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Abdullah Efendinin Rüyaları adlı öyküsünden aşırdım.

1 Şubat 2012 Çarşamba

Sevdiğimi Demez İsem Sevmek Derdi Beni Boğar

 
Onur Ünlü'nün hiçbir filmini seyretmemiştim. Doğrusunu söylemek gerekirse, Onur Ünlü'nün filmlerini merak ediyor ama elim varıp bir türlü seyredemiyordum Bu durum bende bazı yazarların kitapları için de sözkonusu oluyor. Bazı yazarların kitaplarını alıyorum. Senelerce kitaplıkta duruyor. Okuyamıyor, adeta okumak için bir vesile bekliyorum. Onur Ünlü'nün Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi adlı filmi geçen yıl Altın Koza'da en iyi senaryo ve en iyi film ödüllerini almıştı. Bu film hakkında çok yazı okudum. Seyretmedim. Halük Bilginer'in başrolünü oynadığı Polis ve Güneş'in Oğlu adlı filmlerinin dışında özellikle  adı sebebiyle çok merak ettiğim  2009 yılında en iyi   senaryo dalında Altın Portakal ve Altın Koza ödülü alan Beş Şehir adlı filmini nasıl merak ediyordum anlatamam. Ahmet Hamdi Tanpınar 'ın Beş Şehir adlı kitabının filme uyarlandığını sanmıştım. Meğer filmin, kitapla ilgisi yokmuş. Üstelik film beş şehirde geçmiyor. Üç ayrı şehirde geçip, birbirinden bağımsız gibi görünen beş hikaye anlatıyor. Onur Ünlü'nün bu filme  Beş Şehir adını vermesinin nedeni bu adın çok hoşuna gitmesiymiş. Bütün bunları nereden mi biliyorum? Çünkü az önce bu filmi seyrettim. Ben tren seven biriyim. Hayal Kahvem'e trenle ilgili onlarca yazmış olabilirim.  Haydarpaşa Garı’dan Ankara, Eskişehir ve Adapazarı ve tabii ki İzmit'e yapılan tren seferleri, hızlı tren çalışması gerekçesiyle  24 ay süreyle durduruldu ya hani... İçimi nasıl efkar bastı anlatamam. Çocukluğumda oturduğumuz ev tren yolunun kenarındaki bir apartman dairesiydi. O zamanlar şehrimin içinden tren yolu geçerdi. Her tren geçişinde pencereye koşardım. Tren sadece evi değil yüreğimi zangır zangır titretirdi. Halen trenler etkiler beni... Allahım, niye ben bu kadar tren sevdalısıyım? Filmin içinde şöyle bir konuşma geçer. Çocuk kıza aşıktır. Kız: "Sen şu oyuncakçı çocuk değil misin? Tren filan satan" diye sorar.  Çocuk da sevinçle "Beni kimse farketmez ama sen farketmişsin." diye cevap verir. Kız zalim bir cümle sarfeder... "Seni değil, trenleri farkettim ben." Şimdi diyeceksin ki, "Onur Ünlü'nün bütün filmlerini çok  merak ettiğin halde, durdun durdun da, neden 2009 yılının filmi olan Beş Şehir'i şimdi şeyrettin?"  Bilmiyorum zalim bir cevap mı ama ne yalan söyleyeyim  ben filmi değil film afişindeki treni hafızama işlemişim. Bugün treni düşünüp efkarlanınca, Beş Şehir'in trenli afişi aklıma geldi. Zaman o zamandı işte... Oturdum seyrettim. Peşinden hemen Onur Ünlü'nün tüm filmlerini  seyretmektir niyetim. Peki, neden yazının başlığını böyle koydum?  Filmin içinde geçen bir cümleydi. Yunus Emre'nin dizesiydi. Aynen Onur Ünlü'nün  sırf hoşuna gittiği için filmine Beş Şehir adını vermesi gibi, benim de yazıma bu başlığı koymak hoşuma gitti.