blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2009 Cuma

Eski Devrin İzini Bugün Sürmek

Sevip takip ettiğim pek çok blog var. Bunlardan biri diğerlerinden epeyce farklı. Nedir en büyük farkı? Bugünün ve geleceğin değil de geçmişin izini sürmesi. Zaten blog sahibi kendisi de bloğu için "Eski devrin izini bugün sürmek." demiş. "Mazide Dilhun idim şimdi müsemma-i Pasban" diyerek başlığını sürdürmüş.

Bloğuna 2009'un Ocak ayı başında yazmaya başlamış. İzmit'te yaşıyor. Şöyle anlatıyor kendisini: "Kocaeli'de doğup büyüyen bu satırların yazarı,18 yaşından sonra Bursa'ya gitti, bir o kadar da burada yaşadıktan sonra tekrar Kocaeli'ne döndü. Halen kamuda idareci olarak çalışmaktadır" Nokta. Bukadar öyle mi?

Aynı zamanda kendileri kızkardeşimin sevgili kocası olmaktadır. Bunu yazmamış ama...Hımm! Kendini bekar mı göstermek istiyor acaba? Sakın kimse niyetini bozmasın ayrıca iki çocuk sahibi bir beyefendidir. Karışmam sonra!

Sevgili Pasban'la bir araya geldiğimizde okadar güzel muhabbet ederiz ki, kızkardeşim kıskanır hatta...Der ki "Ben mi kardeşinim, O mu yoksa? Aaa! Biraz da benimle konuşsana!" Ama biz geçmişte yol alırız da kimi zaman Pasban'la, yanımızdakileri unuturuz. Ne yapalım katılsınlar onlar da bizim kervanımıza ve hep birlikte çıkalım geçmişteki yolculuğumuza!

İlgi alanları hakkında" Eskiye dair her ne varsa beni ilgilendirir.Eski şiiri özellikle aruzu çok severim.Eski şiirin siluetine benzer şeyler karalamaya çalışırım." demiş. Peki "Pasban "nedir? Ne anlama gelir? Bunu da gene kendi kaleminden okuyalım istiyorum :

"Eski şiirin siluetine benzer şeyler kaleme almaya başladığım 1991 de ki; ilk gazele benzer metni o tarihlerde yazmıştım, Dilhun (içi kan ağlayan-çok üzgün) kelimesini mahlas olarak kullanıyordum. Daha sonra aşağıda göreceğiniz beyti yazınca -yanılmıyorsam 2005 yılıydı- Pasban'ı tercih ettim. Pasban Farscada bekçi anlamına gelir.Bloga adını veren pasbanın öyküsü budur. "
Peki Pasban neyin bekçiliğini yapmaktadır acaba? Bence birzamanlar Dilhun (içi kanağlayan-çok üzgün) du. Neden ? Bizim kızı vermiyordu babam kendisine de ondan! Zordur almak bizden kızı. Öyle ki, insan eziyetten Dilhun olur. Ama sonra muradına erince Dilhun değildir de Pasban'dır artık. ? Eeee! İnsan zor sahip olursa sevdiceğine işte böyle aşkının bekçisi olur. Benim balık burcu, şiir seven, romantik kardeşim dayanabilir mi böyle şair bir çocuğa. Kıyameti koparır babaya evleneceğim diye illa... Sonra malum onlar ermiş muratlarına...

İşte Sevgili Pasban'ın blogunu merak eden olursa, bu sayfanın sol tarafındaki sevdiğim bloglar arasında göreceksiniz. Çok severim kendisini!

Fotograflar - Numan Serteli

28 Ocak 2009 Çarşamba

Cenova'lı Ninja'nın Tarifiyle Kurabiye

Tersninja’yı okuyalıberi ben de kendimi ninja gibi hissediyorum ama asıl adı üstünde bir Cenova’lı Ninja var.Özel bir yakınlık hissediyorum kendisiyle aramda..Kendisi bu durumumu bilmiyor ama... Gizli takip ediyorum blogunu. Hoşuma gidiyor tarzı ve yazdıkları. Yeni bir lisan öğreniyorum ayrıca sayesinde. Mesela, birine “İyi Akşamlar!” dediğimde, karşımdakinin “Sana da /Hiroyuki Sanada!” dediğini varsayıyorum. Yada birine teşekkür edeceğim zaman, kendimi “Dang yu sayın wang yu!” dememek için zor tutuyorum. Hatta bir kez boş bulundum. Çok ciddi bir müşterim vardır. Benim sulu şakalarımı hep ciddiye alır. Benimle ciddi konuşmak pek mümkün olmadığı için, kendini daha da gerer benimle konuşurken. Sonunda da ayrılırken nasılsa bir şekilde gülümser. Gene böyle bir kısa görüşme sonunda ve çeklerini elime aldığımda, sevinçle “Dang yu sayın wang you!”dedim. Gerisini anlatmayayım!! Hahha! Vallahi artık ben yanına gittiğimde gülmeye başlıyor bu müşterim. Elinde değil tabi. Var mı böyle bir şey! Kaç yaşında iş sahibi kadın, kerli ferli sayın genel müdüre yaptığı muameleye bakın! Ne var Cenova’lı Ninja’nın öğrettiği lisan sayesinde müşterim gülmeyi öğrendi. Fena mı? Şimdi gittiğim zaman işyerine,çalışanlarının hepsi gülümsüyor. "Gülmek" kesinlikle bulaşıcı buna inanıyorum!
Cenova'lı Ninja'nın blogunda bir tarif vardı. Yeni yemekleri denemeyi çok severim. Üstelik kendim de yeni tarifler üretirim. Cenova'lı Ninja'nın Liguria'ya has Canestrelli tarifi şöyleydi:

1,25 su bardağı un (180 gram diyi),100 gr tereyağ,bir yumurtanın sarısı (beyazı da olabilir, bakamayacağım şimdi sözlüğe)60 gr vanilya (evet yoğun bir vanilya tadı da var)yeteri kadar şeker (böyle tarifte hiç görmemiştim)üstüne de pudra şekeri,Gerisi bildiğiniz gibi. Afiyet olsun.
Hımm! Doğrusu fotografa göre oldukça lezzetli bir "Canestrelli" olmalı dedim ve bu kurabiyeyi yapmaya heveslendim.
Bu Ninja Cenova’da ama Liguria’nın Canestrelli’yesini yapıyoruz öyle mi? Vallahi öyle zor yazdım ki bu cümleyi! Söylemesi ayıp önce Liguria nere oluyor diye küçük bir araştırma yaptım. Kuzey batı İtalya’da yer alan 3.en küçük bölgeymiş. Akşam ikram ederken aynen şöyle diyeceğim: “Sizlere kendi ellerimle, Cenova’lı Ninja’nın tarifiyle Liguria’nın Canestrelli’yesini yaptım!” Şaşırmayacaklar. Bakacaklar ki bizim kırk yıllık kurabiye, biraz çiçek şekli almış ve benim lisanımda da bu adı almış. “Peki,dediğin gibi olsun!” diyecek ve çıtır çıtır yiyecekler. Adım gibi eminim... Sonra "Ellerine sağlık!"diyecekler. Ben de gururla başımı yukarıya kaldıracağım ve "Dank yu sayın wang you!" diyeceğim!

Üstteki fotoğraf ünlü japon oyuncu, Last Samuray'da da oyanayan "Hiroyuki Sanada "


Bu fotoğrafın sahibi de Hong Kong sinemasının unutulmaz oyuncusu "Jimmy Wang Yu "
Not: Hatam varsa Cenova'lı Ninja beni düzeltsin lütfen:)