cüneyt cebenoyan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cüneyt cebenoyan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2019 Çarşamba

Filmekimi Ve Cüneyt Cebenoyan


Cüneyt Cebenoyan kimdir diye sanal ansiklopediye sorsanız, gazeteci, sinema yazarı, film eleştirmeni diye yazan cümleler okuyabilirsiniz. 

Ben,  Nüket Esen'in Kara Kitap Üzerine Yazılar adlı kitabını okurken ilk kez adına denk gelmiştim.  Cüneyt Cebenoyan, Orhan Pamuk'un Kara Kitap adlı romanının içinde geçen mekanların izini sürmüş, fotoğraflamış, her fotoğrafın altına kitaptaki ilgili cümleleri alıntılamıştı. Ne imrenmiştim anlatamam. 

Hayal Kahvem'e bu rastlaşmayı yazmıştım. LİNK

Sonra, kimdir diye dört koldan araştırdım elbette.  Trajik hayat hikayesi çarpmıştı beni.  Resmen Nazım Hikmet şiirinin bir timsali gibiydi. Hani der ya şair... "Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak /Unutma aynı gökyüzü altında bir direniştir yaşamak." 

Akabinde  sinema yazılarının sıkı takipçisi oldum. LİNK

İstanbul Film Festivali'nde ekseriyetle denk gelirdim. O beni tanımıyordu. Ben onu biliyordum. Memleketimin, hiç tanışmadığım halde sevdiğim  güzel insanlarından biriydi. İyi ki vardı. 

Cüneyt Cebenoyan 3 Ağustos 2019 günü bir trafik kazası neticesinde dünyamızı terk etti.  

Geçen hafta Filmekimi'i için Beyoğlu'na gittiğimde, oradaydı. Öyle hissettim.

17 Ağustos 2013 Cumartesi

Ve Kara Kitap Ve Fotoğraf Ve Cüneyt Cebenoyan


Cüneyt Cebenoyan yazılarını ilgiyle takip ettiğim  sinema yazarı. Okuduğum yazılarından edindiğim hislerle, Cüneyt Cebenoyan'ın dünyaya duyarlı bakışını seviyorum. Aslında hayat - duyarlılık - sinema  konusunda Cüneyt Cebenoyan'la ilgili neler düşündüğümü daha genişlemesine yazabilirim. Yok, şimdi olmaz ama... Belki başka bir yazıda anlatabilirim.  Şimdi yazı konum başka... 

Öncelikle Cüneyt Cebenoyan'ın adını ilk kez Kara Kitap sayesinde duyduğumu söylemeliyim. Bir kitap büyüler mi insanı?  Her defasında Kara Kitap'tan büyülenirim. Kara Kitap'ın  her bir bölümü  tek başına hayal çarklarımı  kışkırtmaya yeter. Yıllardır okurum.  Her okuyuşumda, bilmediğim yepisyeni tadlar keşfederim. 

Neyse... Şimdi Kara Kitap sevgime dalmayacağım.  Cüneyt Cebenoyan'ın "Kara Kitap Kara Başlık" konulu fotoğraflı araştırmasından örnekler vereceğim. Nisan 1991'de Pamukbank Genç Dergisi'nde yayımlanan bu fotoğraflara, ben yıllar önce Nüket Esen'in Kara Kitap Üzerine Yazılar adlı kitabında denk gelmiştim. Gözlerime inanamamış defalarca kitaptaki fotoğrafları seyretmiştim. İçimi nasıl puslu kıskançlık bulutları kaplamıştı anlatamam... Çünkü Cüneyt Cebenoyan benim yapmak istediğim işi yapmış, büyük bir ustalıkla Kara Kitap'ta anlatılan mekan ve insanların izini sürmüştü. Ve tek tek bulmuştu. Allahım, üstelik  fotoğraflamıştı. Müthişti! 

Sonra öğrenmiştim ki Cüneyt Cebenoyan sinemayla ilgili biriydi. İşte o gün bugündür yazılarını ilgiyle okurum. Şimdi çektiği fotoğraflardan bazılarını büyük bir mutlulukla Hayal Kahvem'e yerleştireceğim. Buyrunuz... Cüneyt Cebenoyan'ın fotoğraflarıyla ve Orhan Pamuk'un cümleleriye Kara Kitap...



"Başka bir yerde, başka bir tane yaptıracaktık. Uğursuz çıktı bu apartman." 
(s.13) Öpüş'teki şifre: Teşvikiye Cad. yüz otuz beş.





"O zaman aynı kâbusumsu duygularla, kuyu denilen yerde, şimdi tersine çevrilmiş bir kuyunun yükseldiğini korkuyla anladım. Esrarı ve ölümü pencerelerimize getiren bu yeni yerden yeni kelimelerle söz ediyorlardı artık: Apartman aralığı, apartman karanlığı." (s.191)





"Beyoğlu karakolunun yanında, üzerinde "Dostlar" yazan eski bir taş evin 
toz ve kumaş kokan ilk katına girdiler... Işıl ışıl ikinci oda, Galip'e pezevenge para vermesi gerektiğini hatırlattı. "Türkan" dedi adam parayı cebine koyarken. 
"Türkan, bak İzzet geldi seni arıyor."" (s.131)





"Kulenin çevresini dolandıktan sonra, Galip'in daha önce hiç görmediği ara sokaklardan birine girip buz tutmuş karanlık kaldırımlarda, yürüdüler... Üzerinde "Merih Manken Atölyesi" yazan kapıyı, soluk yüzlü, otuz yaşlarında, traşsız biri açtı." (s.172)




"Kız Lisesi yönünden, yukarı mahallenin kendini ünlü bir futbolcu sanan delisi,... 
bir bebek arabasını iterek geldi geçti;... 
bir bebek arabasının içinde gazete satardı." (s.379)








"Alâaddin'e Nişantaşı'ndaki dükkânının hayatımızda tuttuğu yerini anlattım. 
Küçük dükkânında sattığı binlerce, on binlerce çeşit malın hepimizin hafızalarında nasıl renk renk, koku koku capcanlı kaldığını anlattım." (s.42) 

"Çerçevede Alâaddin'in dükkanı olarak bilinen bu dükkâna kızkardeşin ağır ağır yürüyerek yaklaşıp nasıl girdiğini, ağacın köküne kendini siper eden Alâaddin  
onu nasıl görmediğini, gazeteci... yeniden yeniden yazmıştı." (s.412)
2012

21 Ağustos 2011 Pazar

Cüneyt Cebenoyan Fotoğraflarıyla Kara Kitap'ta Dolaşmak...


Cüneyt Cebenoyan yazılarını ilgiyle takip ettiğim bir sinema yazarı. Okuduğum yazılarından edindiğim hislerle, Cüneyt Cebenoyan'ın dünyaya duyarlı bakışını  seviyorum. Aslında hayat - duyarlılık - sinema  konusunda Cüneyt Cebenoyan'la ilgili neler düşündüğümü daha genişlemesine yazabilirim. Yok, şimdi olmaz ama... Belki başka bir yazıda anlatabilirim. Çünkü şimdi yazı konum başka... Ben öncelikle Cüneyt Cebenoyan'ın adını ilk kez Kara Kitap sayesinde duyduğumu söylemeliyim. Yıllardır Orhan Pamuk'un Kara Kitap'ının vazgeçmez bir okuruyum. Bir kitap büyüler mi insanı? Ben her defasında Kara Kitap'tan büyülenirim. Kara Kitap'ın her bölümü tek başına hayal çarklarımı  kışkırtmaya yeter. Yıllardır okurum. Her yine-yeni-yeniden  okuyuşumda, bilmediğim yepisyeni tadlar keşfederim. Neyse... Şimdi Kara Kitap sevgime dalmayacağım da Cüneyt Cebenoyan'ın "Kara Kitap Kara Başlık" konulu fotoğraflı araştırmasından örnekler vereceğim. Nisan 1991'de Pamukbank Genç Dergisi'nde yayımlanan bu fotoğraflara, ben yıllar önce Nüket Esen'in Kara Kitap Üzerine Yazılar adlı kitabında denk gelmiştim. Gözlerime inanamamış defalarca bakmıştım. Nasıl içimi puslu kıskançlık bulutları kaplamıştı anlatamam... Çünkü Cüneyt Cebenoyan benim yapmak istediğim işi yapmış, büyük bir ustalıkla Kara Kitap'ta anlatılan mekan ve insanların izini sürmüştü. Ve tek tek bulmuştu. Allahım, bir de fotoğraflamıştı. Müthişti! Sonra öğrenmiştim ki Cüneyt Cebenoyan sinemayla ilgili biriydi. İşte o gün bugündür yazılarını ilgiyle okurum. Şimdi çektiği fotoğraflardan bazılarını büyük bir mutlulukla Hayal Kahvem'e yerleştireceğim. Buyrunuz... Cüneyt Cebenoyan'ın fotoğraflarıyla ve Orhan Pamuk'un cümleleriye Kara Kitap...



"Başka bir yerde, başka bir tane yaptıracaktık. Uğursuz çıktı bu apartman." 
(s.13) Öpüş'teki şifre: Teşvikiye Cad. yüz otuz beş.





"O zaman aynı kâbusumsu duygularla, kuyu denilen yerde, şimdi tersine çevrilmiş bir kuyunun yükseldiğini korkuyla anladım. Esrarı ve ölümü pencerelerimize getiren bu yeni yerden yeni kelimelerle söz ediyorlardı artık: Apartman aralığı, apartman karanlığı." (s.191)





"Beyoğlu karakolunun yanında, üzerinde "Dostlar" yazan eski bir taş evin 
toz ve kumaş kokan ilk katına girdiler... Işıl ışıl ikinci oda, Galip'e pezevenge para vermesi gerektiğini hatırlattı. "Türkan" dedi adam parayı cebine koyarken. 
"Türkan, bak İzzet geldi seni arıyor."" (s.131)





"Kulenin çevresini dolandıktan sonra, Galip'in daha önce hiç görmediği ara sokaklardan birine girip buz tutmuş karanlık kaldırımlarda, yürüdüler... Üzerinde "Merih Manken Atölyesi" yazan kapıyı, soluk yüzlü, otuz yaşlarında, traşsız biri açtı." (s.172)




"Kız Lisesi yönünden, yukarı mahallenin kendini ünlü bir futbolcu sanan delisi,... 
bir bebek arabasını iterek geldi geçti;... 
bir bebek arabasının içinde gazete satardı." (s.379)




"Alâaddin'e Nişantaşı'ndaki dükkânının hayatımızda tuttuğu yerini anlattım. 
Küçük dükkânında sattığı binlerce, on binlerce çeşit malın hepimizin hafızalarında nasıl renk renk, koku koku capcanlı kaldığını anlattım." (s.42) 

"Çerçevede Alâaddin'in dükkanı olarak bilinen bu dükkâna kızkardeşin ağır ağır yürüyerek yaklaşıp nasıl girdiğini, ağacın köküne kendini siper eden Alâaddin  
onu nasıl görmediğini, gazeteci... yeniden yeniden yazmıştı." (s.412)