"İzini sür yolun, acının ormanı büyütür insanı "
Birhan Keskin/İz
Beşinci sınıfa geçmiştim. On yaşında olmalıyım. Kardeşim Cemal o yıl ilkokula başlayacaktı. Amcamlar, çocukları, annem, babam, kardeşimle, yakınımızdaki sahil köyüne yüzmeye gidiyorduk. Kalabalıktık. Kıkırdamalar, gülüşmeler, kahkahalar, her ağızdan mutluya akortlu sesler işitiliyordu. Büyüklerin ellerindeki yemek ve plaj çantalarıyla, çoluk çocuk cümbür cemaat minibüsten inmiştik. Sonradan öğrenmiştim. Babam ve amcamlar önce eşyaları yolun karşısına geçirmiş. Kardeşim babamı karşıda görünce yola fırlamış. 06 plakalı bir otomobil Cemal'e çarpmış. Kardeşimi yolun kenarında yerde yatarken hatırlıyorum. Hareketsizdi. Uyuyor gibiydi. Başı yana dönmüştü. Kulağının üstündeki saç derisi küçük bir üçgen şeklinde yüzülmüştü.
Acaba büyümek, ölümün varlığını ilk fark ettiğimizde mi, yoksa ölümlü olduğumuzu, bir gün öleceğimizi ilk anladığımız anda mı başlar?
