kan ve gül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kan ve gül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2017 Pazar

Bu Hafta Neler Yaptım?


Evde dört film seyrettim.


Sosyal medyada bu fotoğrafı görünce feci üzüldüm.



Kan ve Gül'ü okurken kahkahalarla  güldüm.


İki mavi kapıyı hayal kurarak  seyrettim.

22 Mayıs 2013 Çarşamba

Kahve Molası - Peki, Öyle Olsun!



Az önce radyoda İskender Doğan’ın Kan ve Gül’ü çalıyordu. Ah! Bu şarkı... Ah, bu şarkı gene anılarımı canlandırdı. Bak şimdi… Bazan sana da oluyor  mu bilmiyorum. Bazan çok korkuyorum. Böyle böğrüme tarifsiz taş gibi bir şey oturuyor. Asıl söylemek istediğim cümleler boğazımda düğümlenip birikiyor. Konuşamıyorum.  Sanki... Sevgi sadece  eski dilde bir kelimeymiş gibi geliyor bir an... Bırak hissedebilmeyi, sevgi kelime olarak bile unutulup gitmiş gibi bir kanaate kapılıyorum. Sanki hepimiz robotlaşmışık. Sanki hepimiz aynı renkmişik... Ne bileyim? Mesela hepimiz yeşilmişik.  Öylee… Hissizmişik…  Sanki rüzgârın estiği yöne eğilen sazlarmışık, gibi geliyor anlatabiliyor muyum? Ne fena bir duygu bu!.. Derhal bu hislerden kurtulmak istiyorum. 


Biliyor musun, Sadık Şendil’e “Bizi biz gibi anlatan usta.” derlermiş. Gülen Gözler, Bizim Aile  ve  Neşeli Günler  adlı filmlerin senaryosunu Sadık Şendil yazmış.  Fakir ama gururlu bir baba rolünde Münir Özkul,  ne kadar geleneksel olursa olsun evi yönetenin asıl  anne olduğunu sergileyen  Adile Naşit  ve ailenin şahaneliğini bilen kızlı erkekli evlatlar... Bu filmleri tekrar tekrar seyretmek değil, hayal etmek bile, kimi zaman yok olduğunu düşünerek korkuya kapıldığım sevginin varlığını  hatırlatıyor bana. Senaryo gereği ne kadar  inatlaşılırsa inatlaşılsın, ne kadar sürtüşmeler, didişmeler olursa olsun, bu filmlerde, günümüzdeki pek çok sinema filmlerinde ya da televizyon dizilerinde artık görmediğim bir saflık, bir masumluk ve asıl mühimi sevginin varlığı hissediyorum. Sevginin kayıp ruhu acaba bu filmlerde mi gizli?  Bu filmlerdeki kahramanları hatırlamak  bana ilaç gibi geliyor. Ümitsizliğim gidiyor. Yaşam sevincim diriliyor. Az önce içim kararmış, korkulu bir halim vardı ya…  Bak aklıma kimi getirdim? Vecihi'yi! Vecihi kim mi? Anlatacağım işte...Du bi...

Aynı Münir Özkul, Adile Naşit gibi her üç filmde oynayan biri daha vardır hani... Şener Şen…  Gülen Gözler’in unutulmaz karakteri  Vecihi…  Nasıl muhteşem bir film kahramanıdır hatırladın mı? Bu filmde resmen abartı ustasıdır. O kadar abartır ki, uçakla evlerinin üzerinden süzülüp sevdiği kıza pencereden gül atacak kadar romantikleşmeyi abartır icabında… 

Şimdi diyeceksin ki, yazına  Kan ve Gül le başladın, Vecihi'ye nasıl geldin? Şöylee...  Vecihi'nin sevdiği kızın kardeşinin düğününde sahneye çıkıp İskender Doğan’ın Kan ve Gül adlı şarkısını söyleyerek, bir türlü kızının kendisiyle evlenmesine izin vermeyen sevdiğinin babasına, “seviyorum, veriyor musun?”, “ağlıyorum, veriyor musun?”, “istiyorum,veriyor musun?” diye şarkı söylediği sahne vardır... Of! Sevdiceğinin babası karşıdan her seferinde kafasını "hayııır" diye iki yana sallayınca... Ahh! Vecihi'nin öyle bir "peki öyle olsun" deyişi vardır ki... Yok... Bu filmler anlatılmaz. İlla seyretmek gerekir. 

Babasından, annesine, çocuklardan, damatlara, gelinlere...  Ustasından, müteahhitine, aşığından, sevgilisine.... Bu filmdekiler benim memleketimin insanlarıdır diye içimi büyük bir sevinç kaplar. Sevgi kazanır ya bu filmlerin sonunda... Yüreğimde tekrar sevginin filizlendiğini hissederim. Sevgi ne hoş melodisi olan bir kelimedir... Ve  Sevgi ne harikûlade bir histir.  

İşte ne vakit Kan ve Gül şarkısını işitsem  aklıma  hep Vecihi gelir. Sen niye Vecihi'yi düşündüğümü sandın? Öyle muzip muzip gülme... Gerçekten çok fesatsın:)