Üzerinde yaşadığım dünya hem güneşin etrafında dönüyor hem kendi etrafında tur atıyor öyle mi? Günler günleri, aylar ayları, yıllar yılları kovalıyor. On ikinci aydayız. İki bin on beşinci yıl da bitiveriyor. Binlerce yıl geçmiş. Ve... Buyrunuz... Acı, dünyadan elini ayağını çekip gidemiyor.
Barış Bıçakçı'nın cümlelerini tekrarlıyorum.... "Her şeyin geçip gittiğine, yaşadıklarımızın geçmişte kaldığına kim inandırabilir bizi? Anılarımızı avuç dolusu su gibi her sabah yüzümüze çarpmanın işe yaramayacağına kim inandırabilir?"
Ense köküme sevdiğim şairin dizeleri bir balyoz gibi iniyor... "Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse. Çocuklar, kadınlar, erkekler. Trenler tıklım tıklım. Trenler cepheye giden trenler gibi."
Du bi... Şiir sona doğru nasıldı hatırlamalıyım...
"Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
İşte o kadar"
Öyle işte......
Ense köküme sevdiğim şairin dizeleri bir balyoz gibi iniyor... "Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse. Çocuklar, kadınlar, erkekler. Trenler tıklım tıklım. Trenler cepheye giden trenler gibi."
Du bi... Şiir sona doğru nasıldı hatırlamalıyım...
"Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
İşte o kadar"
Öyle işte......
