mimar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mimar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mayıs 2011 Salı

Kahve Molası - Yapayalnız, Kimsesiz, Metrûk Bir Silûet...


Şimdi ekleyeceğim fotoğraflar beni çok etkilemişti biliyor musun? Böyle bodoslama yazıya başladığım için kusuruma bakma. Kahve molası verdim. Kısa bir yazı yazmaktı niyetim. Ben... Hani geçen hafta Beyoğlu'na gitmiştim ya... Fransız Kültür Merkezi önünde şaka yollu Metin Üstündağ'ın bankını aramıştım hani. Bir el sanki binadan içeri itmişti beni. Şiir dinletisinden önce, FKM'nin duvarlarındaki işte bu fotoğraflarla burun buruna gelmiştim. Bugün gibi hâlimi çok iyi hatırlıyorum. Mûtedil bir suya dalar gibi bir fotoğraftan diğerine teker teker dalıp çıkmıştım.  Nerede ve kimin olduğunu bilmediğim bu ev içimi acıtmıştı ne yalan söyleyeyim. Hazırlıksızdım belki. Niyetim fotoğraf sergisi gezmek değildi ya. Ne bileyim? Bu fotoğraflar acı birşeyler anlatıyorlardı sanki. Her bir fotoğrafın yanında uzun uzun yazılar vardı. Ben bir süre o yazıları okumadan sadece fotoğraflara bakmayı tercih etmiştim.


Sonra fotoğrafların yanındaki yazıları okumaya başladım.  Daha önce  Alexandre Vallaury adını duymuş muydun? Ben bilmiyordum. 1850 yılında İstanbul'lu lavanten bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmiş. Çok önemli bir mimar Alexandre Vallaury. Üstelik bildiğim pek çok binanın mimarı. İstanbul Erkek Lisesi'nin mesela. İstanbul Arkeoloji Müzesi. Galata'daki Osmanlı Bankası Binası. Başka binalar da var tabii. Benim bildiklerim bunlar. Hey! Pera Palas'ın da mimarı Alexandre Vallaury'miş. Binaları bilip mimarını tanımamak ne fena! Öğrendim ya şimdi hoşuma gitti.

Peki görüntüsüyle içimi acıtan bu metrûk binayla Alaxandre Vallaury'nin ne ilgisi vardı? 1898 yılında bir Fransız firma Büyükada'nın  Manastır Tepesi'ne bir otel inşa ettirmiş.  İşte bu yazlık otelin mimarı gene Alaxandre Vallaury. Neye niyet neye kısmet. İnsanlar gibi evlerin kaderlerini de felek belirliyor besbelli.  İnşaatın ardından padişah hangi sebepten bilinmiyor, kullanım izni vermiyor bu otele.  Birden yazgısı değişiyor binanın. Eleni Zafari adlı bir kadın satın alarak, yazlık otel olarak inşa edilen binayı yetimhane çeviriyor. Fransız Kültür Merkezi'nde, "Hayalet" adlı bu sergideki duvar yazılarını kendisi de  mimar olan yazar Enis Batur hazırlamış. Düşünebiliyor musun yazlık otel olarak inşa edilen bu bina yarım yüzyıl yetimhane olarak kullanılmış. Daha sonra neredeyse gene yarım yüzyıl kendi kaderine terk edilmiş. Bu bina, Japonya’daki bir ahşap karkaslı külliyenin ardından, yeryüzünün en büyük ahşap ikinci yapısı sayılıyormuş. Binanın fotoğraflarına bakınca kimsesiz kalmış gibi görünmüyor mu? Yapayalnız, kimsesiz, metrûk bir siluet... Öğrendim ki otel olarak inşaa edilen, sonra yetimhaneye dönüşen, daha sonra yalnızlığa terkedilen bu  binanın tekrar otel olmasına karar verilmiş. Kahve molası yazılarımı kısa tutmaktı niyetim. Gene uzattım. Yoo... Kesmeliyim burada. Sanırım Enis Batur'un cümleleriyle yazımı toparlamak en doğru hareket... 

"Dönüş vapurunda, akşam ağır ağır inerken, gizlice tüttürmek için dışarı çıktım." diyor Enis Batur. "Büyükada’nın tepesinde gördüğüm dolgun bir bulutu gülümseyen bir insan yüzüne benzettiğimi kimseye söylemedim."

24 Şubat 2009 Salı

Turgut Cansever - Ünlü Bir Türk Mimarı


Tuğba'nın bloğunda, Turgut Cansever başlıklı bir yazısı vardı. Bir Cansever soyadlı ünlü tanıyordum ama benim tanıdığım "Ne gelir elimizden, insan olmaktan başka" dizesinin ünlü şairi Edip Cansever'di. Tuğba'nın yazısını merakla okudum. Tuğba bir mimar'dır. Yazısında "Mimar ama ondan da öte düşünce adamı Turgut Cansever geçtiğimiz cumartesi günü vefat etmiş." diye yazmış. Yazısının sonunu "Mimari ve felsefe arasında kurduğu tutarlı bağ ile sanırım şu içinde bulunduğumuz ego çağında yapıtları, suratımıza daha çok kere çarpıp duracak!"diye bitirmiş.

Merak edip biraz araştırdım. 1958'de Bayazıt Meydanı tasarımını başlatan mimarımız Turgut Cansever'miş. Biri Bodrum'daki Ertegün Evi , ikincisi Ankara'daki Türk Tarih Kurumu Binası ve bir diğeri de Bodrum'da Demir Evleri Projesi ile üç Ağa Han ödülü almış.

Popüler magazinin nasıl da asıl bilmem gereken kişilerin önüne bir set çektiğini düşündüm. Turgut Cansever'i tanımadığım için üzüldüm. Şarkıcıları, sinema dünyası oyuncularını nasıl da bilirdim ama... Tuğba mimar olduğu için,tabii ki tanıyor olması gerekir. Ama benim de, üç kez Ağa Han ödülü alan dünyadaki tek mimar, memleketim insanı Turgut Cansever'i biliyor olmam gerekmez miydi?

Mekanı cennet olsun! Dünyada mekanları güzelleştiren bir mimarın, mutlaka mekanı cennet olmuştur diye düşünüyorum...