osman cemal kaygılı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
osman cemal kaygılı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2018 Cumartesi

Bazen Düşünür Müsün, Başka Bir Şeymiş Gibi Kendini?



Peşin peşin itiraf ediyorum, yine yeni yeniden, bir kitabın kapağına vuruldum. Kitabı elime aldım. Kapağını iki yana açtım.  Allahım yarabbim...  Kapaktaki fotoğraf,  Karacaoğlan'ın dediği gibi, "Kim var imiş biz orada  yoğ iken" hissi geçirmiyor mu? Heyy! Bakar mısınız? O vakitler biz yoktuk. Onlar ise orada yaşıyorlardı. Kim bilir ne tür hayalleri vardı? 

Bazan, tek ömürde tek hayat az geliyor bana biliyor musunuz? Zamanda yolculuk yapabilsem. Farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda, bazan kadın bazan erkek olabilsem, bambaşka hayatlar yaşasam...  Mesela  o  fotoğraftaki adamlardan biri ben olabilsem... Nasıl oturmuşlar görüyor musunuz? Fotoğraf çekiliyor ya... Nasıl tatlı poz vermişler...  (Arkadaşım Oya'nın kulakları çınlasın. Tek ömürde tek hayat bana az geliyor dediğimde, ayyy bana tek hayat fazla geliyor, başkasını almayayım, der:) Neyse... Ben bazan düşünürüm valla... Hayal benim değil mi? Düşündüğümü olurum icabında... Kimseciklerin ruhu duymaz:)

Kitabın adı, İstanbul'da Semai Kahveleri ve Meydan Şairleri. İlk yazı Osman Cemal Kaygılı'ya ait. Adını ömrümde işitmedim.  1890-1945 yılları arasında yaşayan yazarın  "Çingeneler", "Aygır Fatma", "Bekri Mustafa"adlı kitapları varmış. Feci merak ettim.  Yazar, hep eski İstanbul'un kenar mahalleriyle ilgilenmiş.  O kadar çok öyküsü var ki anlatamam. Hep yazmış. Çok yazmış. Argo Lügati adlı bir sözlük bile hazırlamış. 

Bu kitap, bir zamanlar  İstanbul'da, semai kahvesi yahut halk  değişiyle  çalgılı kahveler denilen  mekanlarıyla, isimleri unutulmuş  pek çok  saz şairleri, maniciler, semaiciler, destancıları anlatıyor.  Çalgılı kahvelerde, sazlar çalınıyor, marşlar, türküler, şarkılar söyleniyor, maniler, koşmalar okunuyor, destanlar anlatılıyor. İstanbul'da, on dokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru hayatın edebiyata yansımasının bir şekli de buydu demek ki... Televizyon, bilgisayar, akıllı telefon, internetin olmadığı bir zamanda,  erkek dünyasının unutulan eğlencesi, çalgılı kahveleri... Du bakalım... Okumaya edeyim. Devamını yazarım belki...

başlık- metin altıok dizesi