renk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
renk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2025 Perşembe

Temel Sanat Dersi Ödevim

 "Renklerin insan ruhunda yaptığı ilk etkinin  soğukluk ve sıcaklık etkisi olduğu kanıtlanmıştır."(Altınkurt,2003)

Sanatta renklerin bir araya gelişi, kompozisyonun etkileyiciliğini belirleyen önemli unsurlardan biridir. Sıcak-soğuk renk zıtlığı, görsel algıyı gücellendiren ve sanat eserlerine derinlik katan bir tekniktir. Sıcak renkler (kırmızı, turuncu, sarı) enerji, hareket ve yakınlık hissi uyandırırken; soğuk renkler (mavi, yeşil, mor) sakinlik, dinginlik ve uzaklık hissi yaratır. Sanat tarihinde, sıcak ve soğuk renklerin zıtlığını etkili bir şekilde kullanan pek çok sanat eseri bulunmaktadır.

Örneğin, Vincent van Gogh'un "Yıldızlı Gece" (1889) tablosu, soğuk mavi ve mor tonların arasında parlayan sıcak sarı yıldızlarıyla bu kontrastın çarpıcı bir örneğini sunar.

Benzer şekilde, Edvard Munch'un "Çığlık" (1893) tablosunda, turuncu ve kırmızı tonlarındaki gökyüzü, mavi ve mor tonlardaki figürle kontrast oluşturarak dramatik bir etki yaratır.

Henri Matisse - “Kırmızı Oda” (1908)Matisse’in bu tablosunda kırmızı (sıcak) ve mavi (soğuk) renklerin kontrastı ön plana çıkar. Kırmızı duvar ve masa, mavi pencereden görülen dış mekânla güçlü bir zıtlık oluşturur.

Claude Monet - “Nilüferler” (1920’ler)  Monet’in suluboya etkisiyle yarattığı nilüfer serisinde, turuncu ve sarı güneş ışıkları ile gölün mavi tonları arasında bir kontrast dikkat çeker. Sıcak-soğuk renk kullanımı ile derinlik hissi artırılmıştır.

Pablo Picasso - “Yaşlı Gitarist” (1903-1904, Mavi Dönem)  Bu tabloda Picasso, genel olarak soğuk tonları kullanmasına rağmen, gitarı sıcak kahverengi bir renkle vurgulayarak sıcak-soğuk renk dengesini yaratmıştır. Bu kontrast, tablodaki melankolik duyguyu daha da güçlendirmiştir.

Canan Kuley – El boyama Çini Duvar Panosu  

Seramik sanatında da sıcak-soğuk renk zıtlığının kullanımı yaygındır. Örneğin, İznik Çinileri, genellikle sıcak kırmızı ve turuncuların, soğuk mavi ve beyazla dengelendiği desenlerle dikkat çeker. Bu çiniler, yapılarda sadece estetik bir unsur olarak değil, aynı zamanda mekâna derinlik kazandıran bir unsur olarak da kullanılmıştır.

Modern seramik eserlerde ise renk kontrastı, çoğu zaman sanatçının anlatım gücünü artırmak için tercih ettiği bir yöntemdir. Beate Kuhn'un seramiklerinde, sıcak kırmızı, turuncu ve sarı tonlarının, soğuk mavi ve yeşil tonlarla bir araya getirilerek yaratılan şekiller, seramiğe hareket katan bir dinamik oluşturur.

Işık tasarımında sıcak ve soğuk renkler dramatik etki yaratmak için kullanılır.   Örneğin, Blade Runner 2049 filminde sıcak turuncu ışıklarla, soğuk mavi-gri gölgeler bir araya getirilerek distopik bir atmosfer oluşturulmuştur.

Sonuç olarak, sıcak-soğuk renk zıtlığı, sanatta dengenin, vurgunun ve dramatik etkinin yaratılmasında kritik bir rol oynar. Bu teknik, izleyicinin gözünü yönlendirerek eserin anlatısını güçlendirir ve sanatçının mesajını daha etkili bir şekilde iletmesini sağlar.


KAYNAKÇA:

Altınkurt, L. (2003). Sanat eğitiminde renk ve Anadolu güzel sanatlar liselerinde uygulanışı (Doktora tezi). Anadolu Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü.

Çağlayan, E. (2018). Temel sanat eğitiminde renk olgusu. İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi, 7(1), 22-34.

Eser, B. (2013). Görsel Sanatlarda (Resimde) Renklerin Dili. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, İstanbul Arel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.


31 Mayıs 2013 Cuma

Bir Kitapla Hasbihal



Birkaç gündür evdeki kitaplıkta eski kitaplarıma göz atıyorum. Buna bir nevi eski dostlarla hasret giderme diyebilirim. Hatta bazılarının varlığını bile unuttuğumu şaşkınlıkla farkediyorum. Mahcubiyet hissederek elime alıyorum tabii... Bazı kitaplarımla ne uzun olmuş görüşmeyeli!.. Bazıları o kadar eski kitaplar ki, resmen öpüp başıma koymak istiyorum. Büyükbabamın mübarek eli misali. Her biri tek tek karşıma çıkıyor. Bazılarında bir naz, bir eda, sitem... Yüzüme bile bakmıyorlar resmen. 
İşte elimde tuttuğum, Fena halde Leman sözgelimi. Attila İlhan'ın 1960 larda yayımlanmış ve ortalığı toza dumana katmış romanı. Kimbilir ne zaman en son elime aldım? Kitabın ilk sayfasına baktım. 02.12.1991 yazıyor. Yirmi yıl önce okumuşum. Kitabın ilk iki sayfasına da, dayanamamış, o güzeller güzeli Üçüncü Şahsın Şiiri'ni yazmışım. Şimdi gözgöze geldik Fena Halde Leman'la... Anladım. Kitap resmen bana küs... Sanki başladı şiiri okumaya: "Gözlerin gözlerime deyince / Felaketim olurdu ağlardım" Nasıl mahcup oldum nasıl utandım anlatamam. Devam etti: "Beni sevmiyordun bilirdim / Bir sevdiğin vardı duyardım." İnan bunları duyunca neredeyse ağlayacaktım  Dedim ki ünlü romana: "Hayır, inanma! Yok öyle bir şey... Her kitabın yeri ayrı. Senin yerini başka kitap tutar mı? Olur mu öyle şey!" Kitabın adı Fena Halde Leman ya, kitabı bir an kadın sandım. 
Baktım... Kirpiklerini eğdi sanki, inan ki, üşüdüm içim ürperdi. "Yapma Fena Halde Leman! Unutur muyum hiç seni. Baksana içindeki cümlelere ne çok çizmişim. Şu ahir ömrümde kaç renk adı öğrendiysem senden öğrendim. Bak söyleyeyim istersen!"dedim. Dediklerim hoşuna gitti çok şükür!.. Güldü. "Söyle bakalım !" dedi. Attila İlhan'ın Fena Halde Leman romanında, altını çizdiğim renkleri tek tek saymaya başladım... 
Eğer kitap küsseydi bana... Ama eğer Fena Halde Leman küsseydi bana.. Eğer Attila İlhan küsseydi bana... İşte ozaman... FELAKETİM OLURDU AĞLARDIM!
 
Çatalkaya, zakkum pembesine çalan havai eflatun.
Deniz, Körfez’in içlerine gelindikçe, erguvan rengi.
Bu hakiki bir elektrik mavisi olup…
Asit yeşili bir masal yaratığı gibi görünüp kayboluyor.
Yangın kızılı bir loşluk..
Soğuk gri gözlerinde örümcek kızılı bir parıltı belirir.
…… durduğu yerde duramayan, çarpıcı renkler: safra yeşili, buz beyazı, deliksiz siyah, ateş kırmızısı, ölü eflatun.…. vırt zırt yer değiştiren oje kızılı aydınlıkla kör karanlık, oturanı serseme çevriyordu.
…. batan güneşin pembe yaldıza buladığı başıboş martılar…
…. mavi yeşil bir sonsuzluğa ağır ağır demir alan, dalgın gemi…
… güzel atmaca gözleri vahşi yeşil...
delimsirek renkler ortasında yaşayan…
Gözleri porselen akı
su yeşili bir ışığa bulanmış, tavanı alçak bir salon…
Hardal sarısı bir loşluğa boğulmuş salon…
…. Ölgün renklerin doğurduğu külrengi pus, sütlü bir gece izlenimini veriyor…
kederli külrenginden subay hakisine kadar renkler, açıklı koyulu….
... örümcek kızılı ellerini uzatıp…
Şehvet kırmızısı bir aydınlıkta yüzüyorum,…
altın sarısı ve yosun yeşili
..morla eflatun arası gece!
..saçları platin beyazı
Koyu menekşe rengi, minnacık bir ağız.
Aydınlığı kükürt sarısı.
...Pere Duparc'ın masmavi kahvesinde...
Sivas ve Isparta halıları: boru çiçeğine çalan morumsu lacivert, lale ezmesi kırmızı ve ördek başı yeşil, imgelem çiçeklerinden derlenmiş bir masal bahçesi.
...yaldızlı sarı, kızılcık kızılı, yaprak yeşili, kehribar siyahı...
...şu bonbon pembesi dantelli yatak örtüleri..
... cırlak kırmızı ufak bir reno-alpine
... ışıklı reklamın kömür siyahı ve kan kızılı tokatlarını yiye yiye...
... yaldızlı lacivedden sütlü sarıya kadar...
... cesed mavisi bir kız...
... süpürge sarışını...

11 Ekim 2011 Salı

Şu Ahir Ömrümde Kaç Renk İsmi Öğrenebildim Ki?


Birkaç gündür evdeki kitaplıkta eski kitaplarıma göz atıyorum. Buna bir nevi eski dostlarla hasret giderme diyebilirim. Hatta bazılarının varlığını bile unuttuğumu şaşkınlıkla farkediyorum. Mahcubiyet hissederek elime alıyorum tabii... Bazı kitaplarımla ne uzun olmuş görüşmeyeli!.. Bazıları o kadar eski kitaplar ki, resmen öpüp başıma koymak istiyorum. Büyükbabamın mübarek eli misali. Her biri tek tek karşıma çıkıyor. Bazılarında bir naz, bir eda, sitem ... Yüzüme bile bakmıyorlar resmen. İşte elimde tuttuğum, Fena halde Leman sözgelimi. Attila İlhan'ın 1960 larda yayımlanmış ve ortalığı toza dumana katmış romanı. Kimbilir ne zaman en son elime aldım? Kitabın ilk sayfasına baktım. 02.12.1991 yazıyor. Yirmi yıl önce okumuşum. Kitabın ilk iki sayfasına da, dayanamamış, o güzeller güzeli Üçüncü Şahsın Şiiri'ni yazmışım. Şimdi gözgöze geldik Fena Halde Leman'la... Anladım. Kitap resmen bana küs... Sanki başladı şiiri okumaya: "Gözlerin gözlerime deyince / Felaketim olurdu ağlardım" Nasıl mahcup oldum nasıl utandım anlatamam. Devam etti: "Beni sevmiyordun bilirdim / Bir sevdiğin vardı duyardım." İnan bunları duyunca neredeyse ağlayacaktım  Dedim ki ünlü romana: "Hayır, inanma! Yok öyle bir şey... Her kitabın yeri ayrı. Senin yerini başka kitap tutar mı? Olur mu öyle şey!" Kitabın adı Fena Halde Leman ya, kitabı bir an kadın sandım. Kirpiklerini eğdi sanki, inan ki, üşüdüm içim ürperdi. "Yapma Fena Halde Leman! Unutur muyum hiç seni. Baksana içindeki cümlelere ne çok çizmişim. Şu ahir ömrümde kaç renk adı öğrendiysem senden öğrendim. Bak söyleyeyim istersen!"dedim. Dediklerim hoşuna gitti çok şükür!.. Güldü. "Söyle bakalım !" dedi. Attila İlhan'ın Fena Halde Leman romanında, altını çizdiğim renkleri tek tek saymaya başladım... Eğer kitap küsseydi bana... Ama eğer Fena Halde Leman küsseydi bana.. Eğer Attila İlhan küsseydi bana... İşte ozaman... FELAKETİM OLURDU AĞLARDIM!

Çatalkaya, zakkum pembesine çalan havai eflatun.
Deniz, Körfez’in içlerine gelindikçe, erguvan rengi.
Bu hakiki bir elektrik mavisi olup…
Asit yeşili bir masal yaratığı gibi görünüp kayboluyor.
Yangın kızılı bir loşluk..
Soğuk gri gözlerinde örümcek kızılı bir parıltı belirir.
…… durduğu yerde duramayan, çarpıcı renkler: safra yeşili, buz beyazı, deliksiz siyah, ateş kırmızısı, ölü eflatun.…. vırt zırt yer değiştiren oje kızılı aydınlıkla kör karanlık, oturanı serseme çevriyordu.
…. batan güneşin pembe yaldıza buladığı başıboş martılar…
…. mavi yeşil bir sonsuzluğa ağır ağır demir alan, dalgın gemi…
… güzel atmaca gözleri vahşi yeşil...
delimsirek renkler ortasında yaşayan…
Gözleri porselen akı
su yeşili bir ışığa bulanmış, tavanı alçak bir salon…
Hardal sarısı bir loşluğa boğulmuş salon…
…. Ölgün renklerin doğurduğu külrengi pus, sütlü bir gece izlenimini veriyor…
kederli külrenginden subay hakisine kadar renkler, açıklı koyulu….
... örümcek kızılı ellerini uzatıp…
Şehvet kırmızısı bir aydınlıkta yüzüyorum,…
altın sarısı ve yosun yeşili
..morla eflatun arası gece!
..saçları platin beyazı
Koyu menekşe rengi, minnacık bir ağız.
Aydınlığı kükürt sarısı.
...Pere Duparc'ın masmavi kahvesinde...
Sivas ve Isparta halıları: boru çiçeğine çalan morumsu lacivert, lale ezmesi kırmızı ve ördek başı yeşil, imgelem çiçeklerinden derlenmiş bir masal bahçesi.
...yaldızlı sarı, kızılcık kızılı, yaprak yeşili, kehribar siyahı...
...şu bonbon pembesi dantelli yatak örtüleri..
... cırlak kırmızı ufak bir reno-alpine
... ışıklı reklamın kömür siyahı ve kan kızılı tokatlarını yiye yiye...
... yaldızlı lacivedden sütlü sarıya kadar...
... cesed mavisi bir kız...
... süpürge sarışını...


Nisan 2010