seramik ve cam tasarımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seramik ve cam tasarımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ağustos 2024 Cuma

Seramik Yapmak Değil Seramik Hikayelerini Araştırmak İlgimi Çekiyor.


Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü Seramik Tasarımı Profesörü Aygün Dinçer Kırca'nın Mimari Bağlamı Değişen Seramik Panoların İncelenmesi başlıklı yazısını tüm merakımla okuyorum.

Aygün hoca, 1950'den sonra  mimar ve sanatçının iş birliği ile sanat eserlerinin yapıya nasıl dahil edildiğini anlatıyor. 

Binalarda seramik süsleme gördüğümde bunların yapıya sonradan eklendiğini düşünürdüm. Oysa bazı yapılarda seramikler mimarinin ayrılmaz parçası, tasarımın ana öğesi olarak kullanılmış. 

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ilk kez düzenlenen ve teması barış olan 1958 Brüksel Sergisi Türkiye Pavyonu için Bedri Rahmi Eyüpoğlu tarafından tasarlanan mozaik duvar, yapıyı oluşturan iki prizmatik kitleyi birbirine iliştiriyor, ön ve  arka bahçeyi birbirinden ayırıyormuş. 

Hemen gugıllayıp resmini büyük görmek istedim. 10 Haber'in yazısına denk geldim.


Başlık şöyle: Türk sanat tarihinin en hazin kayıp hikayesi: Bedri Rahmi'nin Müzaik Duvar'ı.

"Bedri Rahmi Eyüpoğlu'nun 1958'de Expo 58 için yaptığı, yıllar içinde parçalanan ufalanan çoğu kaybolan 60 metrelik 227 metrekarelik Mozaik Duvar'ın hazin öyküsünü emekli diplomat kaya Türkmen "Devlet Terbiyesi" kitabında anlattı." İnanamadım. Koskoca mozaik duvar nasıl sır olup yok olmuş.


Yazıların linkilerini aşağıya ekleyeceğim. Şöyle özetlemek istiyorum:

Expo 58 için Türk mimarları biri ahşap diğeri cam iki bina projelendirmişler. Bu iki bina  60 metre uzunluğunda mozaik kaplı bir duvarla birleştirilmiş.  Bu duvarın üstüne Bedri Rahmi Eyüoğlu'nun 12 öğrencisiyle birlikte bir yıl çalışarak hazırladıkları 200 pano yerleştirilmiş. Bütün bu panolar yekpare bir bütün oluşturuyormuş. Eserin tamamı 227 metrekareymiş. Bu seramik pano Brüksel'in en büyük ödülünü almış. Büyük sükse kazanmış. 


Gel zaman git zaman süre dolmuş, panolar sökülüp Türkiye'ye götürülmek üzere paketlenmiş, Trene yüklenmiş. Eserler  Sirkeci Garı'na gelmiş. Bu esnada Türkiye'de 27 Mayıs darbesi gerçekleşmiş. Panolar kaybolmuş. Sonra mı? Buyrunuz...



28 Temmuz 2024 Pazar

"Ne Bileyim Ben Senin CAMa Geldiğini, CAMdan Sevdiğini, Gülüverdiğini?"

 


İnanın hiç aklımda yoktu. Hayalini bile kurmamıştım. 

Yıllardan sonra bu yıl, neden bilmiyorum,  üniversite sınavına girdim. İki yıllık ön lisans programlardan Seramik ve Cam Tasarımı bölümü ilgimi çekti.  Sıralamam geçen seneki başarı sırasının çok üstündeydi. İlk tercih bu bölümü yazdım. Sisteme salladım:)

Dünya hali ya da insanlık hali, kazanamayabilirim, öyle di mi?

Lütfen halime gülmeyin. 

Sanki sonuçlar gelmiş,  Seramik ve Cam Tasarımı'nı kazanmışım gibi kitaplar sipariş ettim ve kitapların üçü elime geldi, iyi mi? 


Türkiye'nin Kültür Mirası 100 Cam, 
Cam Eserler Koleksiyonu, 
İstanbul'un 100 Cam Sanatçısı

Neden acaba seramikten çok cam ilgimi çekti?
Acaba bu bölümü kazanacak mıyım ki? 
Çalışıyorum, işim gücüm var,  devam zorunluluğu varsa, ne edicem,  peki?
Şeyy...
Camla ilgili mitolojik hikaye var mı?
Camla ilgili filmler var mı?
Konusu cam olan romanlar var mı?

Bir vakitler Şakir Öner Gülhan vardı. Acaba yaşıyor mu ki? 
Onun söylediği bir türkü vardı. 

"Kara kaşlı yar, söyle derdini
Ne bileyim ben senin, CAMa geldiğini, CAMdan sevdiğini, gülüverdiğini..."

Heyooo! Dayanamam ki... Şıkıdım şıkıdım oynarım. İyi ama cam tasarımından nasıl bu türküye geldim şimdi:))

Aşağıdaki  resmi tıklayıp türküyü dinleyin bari:)