seval şahin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seval şahin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Kasım 2021 Cumartesi

Kitap Okumak İçin İlham Yakalamak:)

 



İki sevdiğim kadın konuşuyor. 

İki profesör. Memleketimin iki şahane akademisyeni. Prof. Dr. Meltem Gürle ve  Prof. Dr. Seval Şahin, Günün ve Güncelin Edebiyatı adlı podcastte, James Joyce'nin Ulysses'inden söz ediyorlar.

Armağan Ekici çevirisi Ullysses yıllardır kitaplığımda  duruyor.  Çok zaman göz göze geliyoruz.  Devasa duruşunu gördüğüm an, hoop kaçıyorum. Başka bir kitabı elime alıyorum. Dile kolay tam 750 sayfa...  Korkuyorum! 

Kitap üzerinde öyle çıtır çıtır muhabbet ediyorlar ki, heyy ikna olmaya başlıyorum galiba, diye aklımdan geçirdim. Sonra kitaba baktım. Kıpkırmızı ejder gibi  görünüyor. Hey! Hissettim, artık korkutucu değil. Resmen, oku beni, diyor. Ben bunları düşünürken, Seval Şahin,

-Bu metni okumak için bir ilham olsa ne güzel olur öyle değil mi, dedi.

Yeminle yerimden zıpladım. Acaba benim için mi, söyledi?  Ardından Meltem Gürle;

- Ben Ulysses'in müstakbel okuyucularına buradan bir mesaj göndermek istiyorum, demesin mi?  Bayıldım. Kulaklarımı iyice açtım.

 Dedi ki;

- Bu, evet zor bir metin. Ama sizi korkutmasın. Bir taraftan da kesinlikle her emeğinizin karşılığını kat be kat verecek, çok eğlenceli bir metin. Yani Ulysses bir komik kitap olarak da okunabilir. Ve çok sevilebilir. Dolayısıyla gözünüz korkmasın, lütfen Ulysses alın. Okumaya başlayın. 

Durur muyum? İlhamımı yakaladım. Hemen okumaya başladım. 😅

https://open.spotify.com/episode/3HxFg4sMTcAkmGgciMTowl?si=TNF8FsFQSMGm1HV6sPmkOw&context=spotify%3Ashow%3A7wqsnRPaB05La3CwxicWq0&nd=1


23 Ekim 2020 Cuma

Acı... Keder... Hüzün... Azap

Hem yürüyorum hem Seval Şahin'in Açık Radyo'daki Günün ve Güncelin Edebiyatı adlı programınıda  Ayfer Tunç'la yaptığı söyleşiyi dinliyorum. Onlar tatlı tatlı muhabbet ediyor. Kendimi yanlarında hissediyorum. 

Seval Şahin'le ilgili duygularımı daha önce yazmıştım. LİNK

Ayfer Tunç'a gelirsek. Abartmıyorum. Yayınlanan bilumum videolarını seyrettim. Söyleşilerine gittim.  Yazılı röportajlarının bizzat peşine düştüm. Harbi ve hasbi muhabbetinin hastasıyım. 

Seval Şahin söyleşisinin başlarında şöyle diyor: "Ayfer Tunç edebiyatı denildiğinde, Türkçe'de ilk akla gelen şeylerden birisi, aslında acı demek istemiyorum... Her yazarın, şairin  ruh halini, durumunu anlatması tabii ki farklı... Ama mesela hani Birhan Keskin kendisi için keder demişti. Ya da keder demeyi doğru buluyorum. Ya da Tanpınar hatta Orhan Pamuk için de hüzün kelimesini kullanırlar ama ben senin edebiyatında hani acı, keder, hüzün değil de azap mesela... Azap kelimesinin tam da senin edebiyatına çok uygun bir şeymiş gibi geldi." diyor. 

Ayfer Tunç: "Doğru olsa gerek ki Kırmızı Azap yaptım kitabımın adını" diye gülüyor. Adımlarım muhabbetin ritminde ilerliyor. Eve giriyorum. Ayfer Tunç'un cümleleri zihnimde uçuşuyor:

"Azap bizi rahatsız eden, içimizi tırmalayan bir şey. Keder içimize sızar. Oturur. Ama azap sürekli dışarı çıkmak ister. İçimizi yırtan bir şeydir."

Size bir şey itiraf edeceğim. Ayfer Tunç'un yazdığı tüm kitapları satın aldım. Hiçbirini okumadım. Ne tuhafım di mi? Öyle işte...  Her şeyin bir vakti zamanı vardır, derim. Alırım. Acele etmem. Yıllar yılı davet beklerim.

Şimdi içimi yırtan bir azap hissediyorum. Son kitabından mı başlasam acaba? Osman. Yoksa Aşıklar Delidir'le mi başlasam? Ya Kırımızı Azap...  Du bakalım. Hangi kitabı davet edecek beni okumaya... Bekliyorum

Memleketimin iki şahane kadını. Seval Şahin ve Ayfer Tunç'u sevgi ve muhabbetle izliyorum.