Kendi içime çekilme
günlerimden birindeydim. Böyle hallerimde sinema salonları bir anne
kucağı kadar şefkatlidir.
Şu fotoğrafı Star
Trek'i seyrederken sinemada çekmiştim.
Günlerdir filmle
ilgili düşüncelerimi Hayal Kahvem'e yazarak meziyetimi sergilemek gayretindeyim.
Ne yazacağımı tasarladım.
İnanın bana... Böylee... Nasıl anlatsam?
Yüreğimdeki heyecanımın şıpırtısını parmak uçlarımdan işitiyorum.
Hatta yukarıdaki iki cümleyle yazıma girizgah yapmayı bile bir nebzecik becerebildim.
İyi ama...
Devamı gelmiyor ki...
Tam zihnimdeki kelimeleri muntazaman sıraya diziyorum.
Cümlelerin şıpır şıpır damlayacağını hissediyorum...
O ne?
Efsunlu mu efsunlu kavak yeli başımın üstünde esiveriyor.
İçim buselik, dışım hüzünler içinde.
Yok, olmuyor...
Kilitlendim.
