"Şimdi biz buradayız ya, karşılıklı oturuyoruz. Kahvelerimizi hüpletiyoruz. Biliyor musun, biz buradan gidince burası... nasıl söylesem... hooop... yok oluyormuş gibi geliyor." dedim arkadaşıma.
Gözlerini tepsi kadar açtı. Hayret ederek gözlerimin ta derinine baktı.
Gülümsedim. Konuşmama duraksamadan devam ettim.
"Örnekse, diyelim ki arabamla yola çıktım. Dikiz aynasından arkaya bakıyorum,tamam mı? Aynada kaybolan görüntülerin artık var olmadığını hayal ediyorum. Evler, yollar, ağaçlar, dağlar falan... her şey... her yer... yok oluyor." dedim.
"Peki insanlar?" dedi.
"İnsanlar da yok oluyor. Ben görüyorsam varlar. Ben görmüyorsam yoklar. Sana da öyle gelmiyor mu?" diye sordum.
Tereddüt etmeden cevap verdi. "Hayır. Hiç düşünmedim ama ben görmesem bile her şey yerli yerinde duruyor diye düşünürüm. Nitekim duruyor zaten." dedi.
Huzursuzca yerinde kıpırdadı. "Şimdi benimle birliktesin. Biraz sonra beni eve bırakacaksın. Yoluna devam edeceksin. Görüntü alanından çıkacağım. Eee! Zihninden silinecek miyim yani?" dedi.
Sessiz kaldım.
Endişeli arkadaş sesiyle; "Tuhafsın!" diye ekledi.
Silkelendim... "Yooo... Yok canım. Elbette şaka yaptım." dedim.
Gerçek hislerimi söylemedim.