30 Mart 2010 Salı

Ortanca Çocuk Sendromu

Şimdi oturdum bilgisayar başına.. İnan lafa nasıl başlayacağımı bilemiyorum. Bak şimdi.. Hayal Kahvem'de yazmaya başladığım bir seneyi geçti ya da geçecek.. Anca o kadar valla.. Nerden bilirim ben blogda yazı yazmayı Allahaşkına? Hiç yazı yazmamıştım ki bu yaşıma kadar; mektuptan, dilekçeden ya da yemek tarifinden başka! Şaşılacak şey! İnanılmaz bir okuyucu kitlesi oluşmuş peşimsıra. Hiç farkında değilim! İnanmayacaksın ama bizim köyde heryerde günün konusu benmişim. Ne yazmışım? Nereye gitmişim? Hangi kitapları okuyormuşum? Hangi filmleri seyrediyormuşum? Hatta ne yiyiyor ne içiyormuşum? Kime uğramışım? Resmen kitleleri peşimden sürüklüyormuşum! Hoppala! Bu insanların yapacak hiç işi yok mu Allahaşkına?.. Bütün bunları nerden mi biliyorum? Anlatacağım..

Dün kızkardeşim aradı. " Abla, söyler misin, sen hep beni mi yazıyorsun bloğuna?" dedi. Gene öyle bir öğretmen tonlamasıyla sordu ki bu soruyu, garip bir duyguya kapıldım o anda.. Ürperdim hatta. Sanki bir kabahat işlemişim gibi, birden kendimi suçlu hissettim. Fısıldayarak "yoooo..." diye cevap verdim. Bu aslında sorusuna cevap verme değildi, resmen miyavlamaydı diyebilirim. Hani kedi içeceği kaptaki sütü yere döker de sahibi kızmasın diye usulca miyavlar ya. İşte aynen öyle. Süt dökmüş kedi gibiydi sesim. Sonra nasılsa kendime geldim. "Nerden çıkardın kardeş?" dedim. "Ne bileyim. Dün bizim kızlarla buluşmuştuk. "Ablan Pazar sabahı haber vermeden size gelmiş. Çok uykum vardı, bu saatte gelinir mi der gibi, geldiğine pişman etmişsin." dediler. Yaptım mı sana böyle bir şey abla? Kapıyı gülerek açmadım mı? Hasretle boynuna atlamadım mı?Yazmadıysan eğer, nedir bu anlatılanlar?" dedi. Demek herkes benim yazılarımı okuyordu! Bir de yazılarım üstüne muhabbet ediliyordu. Vay canına sayın seyirciler!.. Birden afalladım. Ne deseydim ki şimdi? Tamam... Arada kardeşimle ilgili bir şeyler yazıyordum bloğuma.. Tamam.. Yazarken, her zamanki gibi biraz abartıyordum. Ne olacak ki? Orhan Boran'da hep abartarak kayınvaldesini ya da kayınbiraderini anlatmıyor muydu radyo programlarında? Anlatıyordu tabii.. Ben radyo çocuğuydum. Orhan Boran'ı dinleyerek büyüdüm. İşte ben de kardeşimi yazıyordum arada. Ne olacak ki biraz abartarak yazsam? Küçükken kardeşim hep küçük, abim hep büyüktü. Ben... en aradaydım.. Anlarsın ya, ortancaydım yani. Hiç isteklerim yapılmazdı. "Aaa! ama o senin abin.. sen küçüksün, yapma!.. Aaaa! ama o senin kardeşin, sen büyüksün, yapma! "Hep bu muhabbetlerle büyütüldüm. Zaten "ortanca çocuk" ne demek diye, bak bir sözlüğe.. Neler yazıyormuş şimdi gördüm. Abartmıyorum aynen şöyle yazıyor: "Uyum ve davranış bozukluğu gösteren çocuklar ile suçlu çocuklarda “ortanca çocuk olma” önemli bir etmendir, diyor.. İnanmıyorum ya! Ayrıca ortanca için ailesi tarfından en az şımartılan çocuk, diyor. Kim mi? Şekilde görüldüğü gibi.. Ben! Tabi ki ben!

Yüreğim cız ederek farkediyorum ki bende ortanca çocuk kompleksi vardı. Bu yaşta mı anlayacaktım bu durumu? Kardeş sesini azıcık yükseltse demek bu nedenle hemen siniyordum işte.. Allahım ne kadar ezilmişim! Şimdi farkediyorum. Hımm.. İşte.. Ayaklarımın dibinde kör kuyum canlandı gene... Anladım ki beni kör kuyularda merdivensiz bırakmışlar.. Denizler ortasında beni resmen yelkensiz bırakmışlar! Öylesine yıkmışlar ki ki bütün duygularımı... Beni hiç mi hiç şımartıp pohpohlamamışlar! Bunları düşündüğümde yıkıldım tabii.. Kendimi evrende toplu iğnenin ucu gibi hissettim... Hoppala! Bu yazdığım Ümit Yaşar Oğuzcan'ın şiirine benzemedi mi şimdi? Hani Münir Nurettin Selçuk'un bestelediği o müthiş şarkı sözü. Ben buralara gene nereden geldim? Birden sıyrıldım bu durumdan.. Nasılsa toparladım kendimi.. Sesimi yükselterek "Aaa! Ne olmuş yazdıysam! Ben ablayım kızım, hesap mı vereceğim? Okumasınlar benim bloğumu senin kızlar!" dedim. Heyyy! Oh ya! Ne güzel şey abla olmak! Ayrıca ne güzel şey, reytingi tavana vuran blog yazarı olmak tabii! Tam bu sırada cep telefonumun çaldığını farketim. Açtım. Kardeşim. "Abla ev telefonundan konuşuyorduk. Sonra sesin kesildi. O kadar merak ettim ki seni. Cep telefonundan arıyayım dedim. Telefonu açık bırakıp yemeğin altını kapatmaya falan mı gittin? Niye konuşmadın ki? Korkuttun beni!" dedi. Nasıl yani.. "Arkadaşlarınla konuşuyordunuz ya hani.. Ben bloğuma seninle ilgili abartılı yazılar yazıyorum diye.. Sinirlenmiştin bana hani... Öyle değil mi? " "Amann ablacım!" dedi. "Kim okuyacak Allahaşkına? Bizim kızlar mı? Başka işleri mi yok da senin bloğunu mu okuyacaklar? Nerden çıkardın? Güldürme beni!" dedi. Telefon galiba elimden düştü... Ben.. Evet.. Kabul ediyorum.. Ortancayım.. Ortanca kompleksim var.. Hayal kurup.. Yazıyorum... Abartıyorum... Galiba ilgi çekmek istiyorum.. Ben.. Şeyy! Or-tan-ca-yım... Az şımartıldım! Ben... Benim... Benim... Galiba ortanca çocuk sendromum var! Orta yaş sendromum yok ama.. Asla! Yooo... Derdim yok yaşla başla! Valla!.. Kardeş, harcadım gene seni ya.. Şaka... Vallahi şaka:))

11 yorum:

  1. Ah canım süper yazmışsın yaa,bayıldım!İnan hızlı hızlı okuduum sonunu merak ettiğim için:)
    Ben bir kız kardeşim olduğu için ortanca kardeş sendromunu bilmiyorum,yaşamadım.Ama senden öğrenince gerçekten de şöyle bir düşündüm,aslında doğru olabilir.Bence bu konuya kafa yormak gerek!

    YanıtlaSil
  2. Makalenizi okuyunca, Sunay Akın'ın "Kedi Kırıkları" şiiri geldi aklıma :))) Sanırım şair de burada "ortanca" olmaktan dertli olsa gerek.

    Ortancasıyım üç kardeşin
    hiç tatmadığı için
    acırken ağabeyime
    kıskanç gözlerle bakarım
    iki insan sıcaklığı üstünden
    dünyaya gelen
    kardeşime

    Kutsal kitaplarda
    aramam boşuna
    bir işaret
    bilirim ki kuşların
    silah sesinden
    ürkmediği gün kopacak
    kıyamet


    Bilemezsiniz yüreğime neler olduğunu
    nasıl ki bir korsanın...
    denize attığı rom şişesini
    limana demirleyen geminin
    çapasıyla kırdığından
    hiçkimsenin haberi
    olmuyorsa

    Birbirinin üstüne
    ters çevirerek içimdeki iskemleleri
    uzaklaşırım aranızdan
    çarşıda kaybolan bir çocuğun
    elinde soğuyan
    anne sıcaklığı
    hızıyla...
    (Sunay Akın)

    YanıtlaSil
  3. Selam, Kitap Kurduyum Ben...
    Hey yaşasın kurtuldum kitap kurtluğundan:) İşte adı üstünde bir kitap kurdu:)) Okuyalım bakalım bloğunu... Teşekkürler!

    YanıtlaSil
  4. Tomrukcan, şahane bir Sunay Akın şiiri ile derdime tercüman olmuşsunuz:) Teşekkürler!

    YanıtlaSil
  5. vildancığım,biliyorsun bende ortanca [ bide ortanca çiçeği vardır ki harika çiçekleri vardır] çocuğum.belki küçükken arada darada kalmış gibi oluyorsun ama ileriki yaşlarda sağlı sollu korunuyorsun ,kollanıyorsun...senin içinde,hem abla--hem kardeşsin bu iki duyguda hoş..bak çiçekte adımız bile var-ortanca...yupppiiii diyelim hepberaber:=))))

    YanıtlaSil
  6. Sana bir şey söyleyeyim mi Oya? İnsanın kardeşleri olması hayatın en hakiki kıyağıdır insana:) Kimi zaman zalim olurlar... oluruz... olurum... Doğrudur... Bakma sen benim böyle nağme yaptığıma...Haklısın... En şahane şeydir ortanca olmak:) Hem ablayım hem kardeşim hem de ortancayım... Çiçeğim çiçek:))

    YanıtlaSil
  7. Kihkihkih süper içten bir "ortanca olma durumunu farketmek" yazısı olmuş:)

    YanıtlaSil
  8. Knock knock diye bir ses durunca bakayım dedim:) Kim o? Aaa! Yeni bir misafir gelmiş:)
    Hem de yazımı beğenmiş... Teşekkürler..

    YanıtlaSil
  9. Ortanca çocuk olmak bence harika bir şeydir gibi geliyor bana. Keşke ben de öyle olsaydım.
    Büyük olsan ilk cocuk olmanın beklentileri baskıları ile gerilirdin. Küçük olsan ailenin anlamsız şımartmalarından sevgi denizinde batıp cıkar ve hep küçük kalırdın hayatta. Ortanca olmak tam ayarında, kararında yetişmek demektir. Ne istediğini bilen, kararlarını hayata geçirmekten korkmayan, başarılı, hür irade sahibi, kişilikleri gelişmiş insanlardır.
    Kıskanmak konusuna gelince her çocuk kıskanır ve anne babasını suçlayabilir.
    Sonuçta anne ve babalarımız da anne baba okuluna gidip pekiyi derece ile mezun olmuş kişiler değillerdir. :)
    Çoğumuz el terazi, göz nizam ölçüsüyle büyümüşüzdür. :)
    Saygıyla

    YanıtlaSil
  10. Vildancığım süper yazmışsın. Kurgunu çok beğendim. Sürprizli bir yazı olmuş.
    Hani filimlerde vardır. Bir ordan bir burdan anlatır..sonunda rüyadır mesela küt kalırsın.
    işte öyle olmuş :)) tebrikler. Lütfen daha yazz..arkası yarın gibi yaz biraz da merak edelim
    Sevgilerr :)))

    YanıtlaSil
  11. Sevgili Dostca ve Dilek yorumlarınız için kucak dolusu sevgiler:)

    YanıtlaSil