11 Temmuz 2010 Pazar

Körlük'ün Yazarı Jose Saramago Geçtiğimiz Haziran Ayında Dünyamızdan Göçtü.


1998 Nobel edebiyat ödüllü, Portekizli yazar Jose Saramago’nun Körlük adlı romanını geçen yıl okumuştum. Romanın sinemaya uyarlandığını duyunca, merakla filmin gelmesini bekliyordum. Daha önce okuduğum Patrick Suskind’ın Koku romanının filmini seyrettiğimde, filmi bana o kadar büyüleyici gelmişti ki, Koku adlı filmi tekrar tekrar seyrettiğimi biliyorum. Acaba Körlük romanının filmi de bana aynı duyguyu verebilecek miydi ?

Şehirde araba kullanmakta olan bir kişi durup dururken kör olur. Sonra muayeneye gittiği doktoru da kör olur. Şehirde kör olan insanların sayıları artmaya başlar. Şaşkın durumdaki siyasi otorite, körlüğün bulaşarak yayılmasından korktuğu için görmeyen insanları öncelikle bir hastanede karantina altına alır. Kesinlikle dışarıya çıkmalarına izin verilmez. Yiyeceklerini ve ihtiyaçlarını dışarıdan göndermeye çalışırlar. Bir süre sonra görmeyen insanların sayısı çoğalır ve doktorun karısı hariç tüm şehirdeki insanlar kör olurlar. Doktorun karısı, kendisinin de kör olduğunu söyleyerek, kocasının yanında kalmıştır.



Bazen cinsiyet konusunda alıngan olduğum hissine kapılırım. Yok yok galiba epeyce alınganım. Misal,bu filmde yazar, görme duygusunu kaybeden insanların psikolojik profilini çıkarmayı bir kadın gözünden yapmayı tercih etmiş. Görmeyenlerin durumunu bir kadının gören gözlerinden izliyoruz. Buraya kadar çok güzel. Ama filmin devamında, gören kadının güçlü olması ve iktidarı ele geçirmesi gerekirken, gözü kör olduğu halde elinde silahı olan adamı iktidara geçiriyor yazar. Bukadar mı beceriksiz olur bir kadın?

Aslında burada tabii ki -sanırım(!)- bu durumun cinsiyetle bir ilgisi yok. Gören kişinin yeti eksikliği aşağılanıyor ama ben gören kişi kadın ve yetersiz profil çizildiği için biraz alınıyorum.

Herkes kör iken senin gözün cadı gibi görecek ve çaresiz kalacaksın. Olacak şey mi ? Ama yazarın asıl vurgulamak istediği de bu belli. Demek ki sadece görmek yeterli değil. Demek ki gözün görse de gerekli becerin yoksa, kabiliyeti olup eline güç geçiren bir kör senin yerine iktidarı eline geçirebilir. Vurucu olan da bu zaten!



Doktorun karısının gözleri, film boyunca o kadar trajediler görüyor ki, filmin sonunda herkes görmeye başlarken, bu kez kendisinin kör olacağını düşünüyor. Aslında toplumsal, ahlaki, siyasal yapılara tersinden bakmakta fayda mı vardır acaba? Sorgulatan ve düşündüren bir kitap ve film.

Doğrusu ben öncelikle kitabı okuduğum için memnunum. Hem okuduğum kitabın sinema perdesinde şekillendiğini görmek hoşuma gitti. Hem de özellikle Körlük adlı filmin, kitabı okunmadan tam anlaşılabileceğini düşünmüyorum. Bence kitabını okumuş olmam filmin seyrini daha kolaylaştırdı .

Geçen yıl satın alıp okumadığım kitaplar arasında Jose Saramago'nun Görmek adlı kitabı duruyor. Umarım, yakın zamanda film seyretmekten fırsat bulur ve bu kitabı okurum . Çünkü sinema, galiba kitaplarımın papucunu dama attı son günlerde!

6 yorum:

  1. filmde bazı kısımların açıkta olduğu bariz belli oluyor. ancak buna rağmen biraz kafa yorunca anlaşılabilir her yönü ile. bence başarılı bir uyarlama olmuş. tabi bazı bölümlerde bende kadın karakterin kendi içinde bulunduğu avantajlardan neden faydalanmadığını bende kendime çok sordum. bu karakter için bir nevi bahşedilmiş bir lütuf bir süper kahramanlık. ancak olayların gelişiminde gördüğümüz gibi, süper kahraman olmak aslında pek avantaja dönüşmüyor. bu insana ikinci bir kimlik yüklenmesini gerektiriyor. toplum hiyerarşisi neyi gerektirse bu karakterler de o şekilde davranıyorlar. gizli kimliklerini kısmen ortaya çıkarıyorlar.
    burada kadın karakterimiz de aynı şeyi yapıyor. iyice berbat olan hayatı görüyor, buna karşı önlemler almaya çalışıyor ancak kurulu düzen, onun hareket etmesine engel oluyor. birazda herkes süper kahraman olmadan bu dünya düzelmez edası var eserde...
    aslında üzerine çok yazılır...

    YanıtlaSil
  2. Selam KDA.. Aslında büyük bir yıldız daha kaydı dünyamızdan geçen ay.. Jose Saramago her türlü eşitsizliğe, haksızlığa tepkili bir yazardı. İnsanlar arası ilişkilerde iyiliğin geri getirilmesinde aciliyet olduğunu söylediği bir yazısını okuduğumu hatırlıyorum.Bana göre çok haklıydı. Körleşmede tüm insanlığın nasıl da körlükten mustarip olduğunu anlatmaya çalışıyordu belki..Jose Saramago kitaplarının bana göre ilgi çekici yanı nedir biliyor musunuz? Beklenmedik bir etki ya da nedenle insanların hayatlarını ve davranışlarını değiştirmek durumunda kalmalarını izlemek.. Karmaşa.. Belirsizlik.. Bakmayın eleştirel yazdığıma. Aslında Yazar, gören kadını çok iyi yorumlamış. Kadın yetişirken kendisine yüklenen toplumsal ve psikolojik yüklemelerin dışına çıkamıyor kolay kolay.. Haydi daha insaflı olayım. Çıkmakta zorlanıyor diyeyim. Asıl önemlisi görmenin önemi çok dehşetli aktarılıyor. Hiç birimizin aklına gelir mi görmesek nasıl bir yaşam sürerdik diye.. Üstelik tek kişinin körlüğü değil, tüm toplumun körleşmesi.. Kitap ve filmden sonra anlıyoruz ki zaten görmediğimiz çok şey var aslına.. Gören körleriz... Önemli bir kitap ve film.. Gene de önce kitabın okunmasını tavsiye ederim. Filmi daha anlaşılır kılacaktır.

    YanıtlaSil
  3. Torağı bol olsun. Kitap oldukça ilgimi çekti bir ara mutlaka edinip okuyacağım. Kadının iktidarı kaptırmasında belki de günlük hayata bir atıf, bir gönderme vardır. Kitabı okumadan bir şey söylemek yanlış olur elbette ama bende bıraktığı ilk izlenim bu oldu. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  4. Buket Uzuner'in yazarla röportajı bu ayki Vatan Kitap'ta çıktı. Meraklısına duyurayım istedim, benimse şimdilik ilgimi çekmiyor.

    YanıtlaSil
  5. Selam Mit, kitabı umarım en kısa zamanda okursunuz.. Arkasından da filmi seyrettiniz mi?
    Oyy! Sonra gelin konuşalım isterseniz konuyla ilgili izlenimlerinizi:) Sevgiler.

    YanıtlaSil
  6. Teşekkürler İlşad.. Bulup okumalı öyleyse:)
    Sevgiler.

    YanıtlaSil