28 Ağustos 2011 Pazar

Köyümden İnsan Manzaraları - Mahir İrfan Benli

Okulda ne öğrendik? Muhtarlıkla yönetilen yerleşim birimlerine Köy denir. Değirmendere muhtarlıkla yönetilmekte... Eee! O halde demek ki biz köyde yaşıyoruz. Köyde yaşıyorum deyince, tanıdıklar "aa! deme öyle!" diyorlar. Niye? Köyde yaşamak fena bir durum mu? Bilakis, gurur duyuyorum köyümle! Hele yaşadığım köy Değirmendere'yle! Şahane bir sahilde... Çok hasar gördü 1999 depreminde, bu yüzden, GaziGöcük ve GaziDeğirmendere demeyi uygun görüyorum. 
 
 
O sabah ofise giderken yeni kitaplar almalıyım diye düşündüm. Elimde okunacak kitap kalmamıştı. Eskilere dönüp dönüp duruyorum. Ya İzmit'e yada İstanbul'a gitmeliyim. Hıımm! Bir ara Değirmendere sahilinde gece yürürken, alt katlarda bir yerlerde "2. el kitap satılır" diye bir tabela görmüştüm. Oraya bakayım dedim. İyi ki demişim. Bizim köyün sahilinde, bir kısım caddeye araç girmesi yasak. Hoş bir durum bu. O kısımda çocuk parkı var. İnsanlar egzoz kokusu solumadan, daha rahat dolaşıyorlar. İşte bu kitapçı, bu araç girişinin yasak olduğu caddede. Benim gibi her köşeye arabayla giden birinin neler kaçırdığını, inan ki bugün daha iyi anladım. Üstelik benim ofisime okadar yakın ki, beş dakika yürümeyle... Dışardan bakınca, içerde ne olduğu tam anlaşılmıyor. Kocaman tabela konmuş, Kitapçı, 2. el kitap alınır satılır diye.. Eh, haydi bakalım girelim dedim, ya bismillah daldım içeriye... 



Hani arada diyorum ya bazı durumlarda, kalakaldım, şaşakaldım, donakaldım diye.. Girdiğimde dükkana aynen böyle kaldım, şaştım, dondum bir süre... İnanamadım gözlerime... Burası şahane bir kitapçı dükkanı. Dıştan göründüğü gibi değil. Herşey tasnifli. Düzenli. Ortada kimse yok. Yalnızım. Bayılırım kitaplara ellemeye, hazır kimse yokken çevremde, tüm kitaplara keyfime göre bakmaya çalışıyorum. Değirmendere esnafı ilginçtir. 11 den önce dükkan açan nadirdir. Böyle bir ekabirlik vardır bizim köyde. Benim  nasıl olduysa erken çıkacağım tuttu, belli ki Kitapçı'nın sahibi de benim gibi erkenci bugün. Ama ortada yok! Olur böyle şeyler bizim köyde. Alışveriş yaparsın, kimse yoksa, parasını tezgaha koyarsın. Ne olacak, hepimiz aynı köyün insanıyız, öyle değil mi?



Sonra bir bey girdi içeriye. Siyahlar giymiş, ürkek bakışlı biri.. Acaba dükkanın sahibi değil mi? diye düşünüyorum kendi kendime... "Hoşgeldiniz!" diyor. Neyse... "Merhaba" diyorum. "Burası ne güzel bir yermiş. Her türlü kitap var ve ne kadar düzenli bir yer. Bayıldım valla!" diyorum. Sessizce gülümsüyor ve teşekkür ediyor. "Ben Vildan, benim ofisim üç blok ötede. Ama bu tarafa hiç gelmediğim için, bilmiyordum burayı. Yazık!" diyorum. "Ben Mahir" diyor. Başlıyoruz muhabbete... Meğer kendisi, 7 tane şiir kitabı, 3 tiyato senaryosu, 1 deneme kitabı olan, şehrimizin meşhur heykeltraş, ressam ve yazarı Mahir İrfan Benli değil miymiş? Buyrun burdan yakın işte. Köyümün kitapçısının bile herhangi biri olmadığını, ne değerlerin köyümüzde yaşadığını öğrenin... Öğrenelim... Tabii en başta ben öğreneyim! 


Mahir İrfan Benli'nin Kitapçı dükkanında, kendi yaptığı bir kaç tablo ve heykel var. Burası sanatçının hem evi hem de işyeri. İzmit'in pek çok yerinde sanatçının eserleri yıllardan beri sergileniyormuş aslında. Bizler farkında değiliz. Nazmi Oğuz Parkındaki çeşme, Mahir İrfan Benli'nin taş yontusu üzerine yapılmış. Gene aynı parktaki İnsan Hakları Anıtı adlı taş yontu da sanatçıya aitmiş. O kadar çok var ki. İkibuçuk yıl önceye kadar çok faal resim, heykelle uğraşırken, bir beyin kanaması ardından, bedeninin sol bölgesine felç inince bir süre dinlenmeye almış kendini. Son günlerde sağlığında düzelme olmaya başlayınca resim yapmaya geri dönmüş. Her Çarşamba günü Bizim Kocaeli gazetesi'nde yazısı çıkıyormuş. Ayrıca kitapları ve şiirleri var tabi ki. Çeşitlikenar adlı deneme kitabını satın aldım ve yazarına imzalattım. Ne kadar şanslıyım!



Bu nasıl bir kısmettir böyle diye düşündüm. Artık bildiğim burnumun dibinde bir kitapçı var. Söylesene, bu benim gibi biri için gene harika bir lütuf, şahane bir kıyak durumu degil mi? Üstelik Kitapçı'nın sahibi Mahir İrfan Benli bir yazar, şair, heykeltraş, ressam ve gazeteci! İşte köyümden insan manzaraları böyle arkadaşlar... Yaa, böyle işte! Bu yazıyı 2009 yılında yazmıştım. O gün bugündür biz Mahir'le arkadaş olmuştuk. Arabasının sigortasını yapmıştım. Müşterim olmuştu. Bana istediğim eski kitapları bulur olmuştu. Müşterisi olmuştum. Son günlerde Oktay Akbal küllüyatına bir daldım ki ne dalma...  Ama Oktay Akbal'ın eski kitaplarını istiyorum illa... Mahir geçen salı günüydü sanıyorum. Haber vermişti. "Buldum istediğin kitapları" demişti. Gitmiş. Mücevher  misali Oktay Akbay ilk basım denemelerini Mahir'in elinden almıştım. Az önce gazeteden öğrendim ki Mahir ölmüş. Evet ölmüş.  Ölmek...  Bana nasıl üşüme duygusu veriyor anlatamam.  Farkındayım. İçimi üşüten  o şey değiştiriyor beni... Bir kişi daha çıktı gitti ya hayatımdan.  Her gidenin  yüreğimde bıraktığı boşluk büyüyor. Bilirsin boşalan alan kolay hava alır. Fena halde üşütür insanı...  Bakar mısın Mahir İrfan Benli nasıl sessizce çıktı gitti dünyamızdan... Gene bir abraka dabra vaziyeti...  Bayram arefesinde... Melek misali... Mekanı cennet olsun diyeyim... Kitaplar yazan, kitaplar içinde yaşayan biriydi. Sanatcıydı. İnsandı. İyi ki tanımışım Mahir'i... Ruhuna rahmet Mahir İrfan Benli.  Dert etme sakın... Yazarlar, sanatçılar eserleri var oldukça ölmez.

13 yorum:

  1. Tam keyifle bitmek üzere iken.. Tam, bak şimdi yine alanıma girdin diye başlayayım düşüncesi aklımdan geçerken. E olmadı ama. Kötü bitti. Üzücü. Tadım kaçtı.
    Ruhuna rahmet.. Umarım, aileden birileri göze alıp devam ettirir.
    İzmirin en genç sahafıydım ben, 15 yaşında başlamıştım, üüniversite yıllarında da devam etti diyeyim. Gerisi önemini yitirdi. Sahaflar, Mohikanlar gibi. Eksilenin yerine yeni savaşçı gelmiyor.

    YanıtlaSil
  2. Köyünüzden bahsederken,
    tezekle beraber odun sobalarından tüten hafif yanık tütsü kokusunu alamadım.Üzerinde yürürken çıkardığı gıcırtıyıda ahşap balkonların.
    Hele akşam sefasında çayını yudumlarken,radyodaki temsile kaptırıp kendini,yıldızlara isim takarak başrol oynamanın keyfide yoktur sizin köyde.
    Haaa unuttum,bizim sahilimiz yok.
    Hatta akşamları soba yakmadan şuan bile yatılmaz belki ama gaz lambasının altında tadına doyulmaz sohbbetlerin.


    ...Ruhuna rahmet Mahir İrfan Benli.

    YanıtlaSil
  3. Hay Allah! Bu yazının sonunun böyle biteceği hiç aklıma gelmemişti... Zaten o kaçınılmaz son hiç aklımıza gelmemesi ile ünlüdür... Üzüldüm... :(

    YanıtlaSil
  4. yazı çok güzel gidiyodu ama ya :( başın saolsun, mekanı cennet olsun inşallah..

    YanıtlaSil
  5. Çok üzüldüm,ben de tanırdım kendisini..Kitap kurdu küçük oğlumla yürüyüş yaparken keşfetmiştik o aşağı kattaki kitapçı dükkanını ve nasıl sevinmiştik anlatamam.Sanki yerde bir mücevher bulmuştuk.Ayak üstü birhayli de sohpet etmiştik.Bu satte öğrenmek içime oturdu sanki.Mekanı cennet olsun.

    YanıtlaSil
  6. Çok üzüldüm ama kendini şanslı saymalısın, böyle bir adamla tanışabildiğin, böyle biri hayatında olduğu ve yer ettiği veya arkasından üzülecek birilerine sahip olduğun için. Umarım gittiği yerde mutludur Mahir =( Başınız sağ olsun.

    YanıtlaSil
  7. Selamlar, her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Gene aynı yere geldik..

    Neler görüp geçirmiyor ki insan!
    Ama ne yapalım ki..
    "Hayat böyle!"

    YanıtlaSil
  8. Haberi dun Bizim Kocaelide okudum, cok uzuldum,cok degerli bir sanatseverdi, her gelisimde vapurdan iner inmez bugunlerde Kocaelide ender gordugumuz o kucuk sevimli kitab evine yurur raflarin arasinda bir iki saat kaybolurdum, O sirin mekan bana kuzey Ulkelerindeki kucuk koy kitap evlerini animsatirdi. En son haziranda oradaydim sabah erken oldugu icin acmamisti kitap evini, sahilde bir cay ictikten sonra baga ciktim,gormek kismet olmadi. sevenlerinin basi sagolsun.

    29 Ağustos 2011 16:08

    YanıtlaSil
  9. Selam Nicomedia,
    İki sene önce ilk yazdığım yazının altına gene İzmit'li bir şair Serkan Engin şöyle bir yorum bırakmış:

    Şiirin Gizli Gerillası öldü...

    Mahir İrfan Benli adını çoğunuz bilmez, şiir ile iç içe olsanız da, çoğu şairden iyi yazmış olsa da İrfan Abi. Edebiyat dergilerinin erkini beslememek adına dergilere şiir yollamaz, jürilerin erkini beslememek adına yarışmalara katılmazdı. Şiir ve deneme kitaplarını kendi basar, ama bu coğrafyada şair-yazar geçinen çoğu kişiden daha nitelikli yazardı. Sadece bu da değildi içinde olduğu sanat eylemi. Mahir İrfan Benli ressam, heykeltıraş, tiyatro oyunu yazarı ve oyuncusu, deneme yazarıydı ve sapına kadar dik duruşlu bir devrimciydi, Tikko geleneğinden gelen. 98'de Özgür Kocaeli Gazetesi'nin sanat sayfasında ilk şiirimi yayımlamış, bendeniz daha acemi bir yazarken sayfasında bana bir köşe verip destek olmuştu. Şiirin Gizli Gerillasıydı, bugün öldü. Bari ölümünden sonra badem gözlerinin hakkı verile...

    Bu da ölümünden birkaç ay önce yazdığım, sanatlog adlı sitede yayımlattığım Mahir İrfan Benli hakkındaki yazı:

    Şiirin Gizli Gerillası: http://www.sanatlog.com/sanat/siirin-gizli-gerillasi/

    Mahir'i iyi tanıyan gene bir şairin etkileyici yorumunu bu yazının altına taşımak istedim.


    Benim içinse Mahir geç bulduğum erken kaybettiğim edebiyat akrabam sanki. Benim ofise geldiğinde daha uzun konuşabiliyorduk edebiyat, şiir, yazı üzerine.. Ben Kitapçı'ya gittiğimde ise hep telaş içinde oluyordum. Ayak üstü konuşuyorduk. Ya da biraz vaktim varsa kitapların arasına dalıyordum. Rafların önüne oturuyor, kitapları tarıyordum. Sensörlü lambalar çok sık sönüyordu. Söyleniyordum Mahir'e... Nedir bu? Sensörlü ışık olur mu kitapçıda diye.. Ürkek, mahzun sesiyle elektrikçinin kendi kendine böyle yaptığını, sonra çağırdığı halde gelip düzletmediğini anlatan bir şeyler söylüyordu oturduğu yerden fısır fısır.. Her gittiğimde köyden birileri olurdu. Kitap sever, Mahir'i sever birileri. İyi insandı Mahir İrfan Benli.Dünyaya, insana duyarlıydı. Onu tanıdığım için çok mutluyum. İyi ki varlığından haberdar oldum. Umarım kitapçı gene çalışmaya devam eder. Sağolun.

    YanıtlaSil
  10. tam da hemen bu kitapçıya geliyorum, ne güzel dolu kitap diyordum, nerede diye soracaktım..ama sonun da böyle birşeyle karşılaşınca çok üzüldüm :(

    YanıtlaSil
  11. Sorma Buket, aslında Kitapçı'nın yeri değişmişti. Bloğa yeni bir yazı yazmayı düşünüyordum ki bakar mısın olana? Hayat böyle.

    YanıtlaSil
  12. Dört ay kaldım Değirmendere'de, gerçi çok fazla hatırlamyorum şimdi. Benim bulunduğum yaz çok güzeldi. Daha sonra deprem oldu, öyle işte..

    Allah rahmet eylesin, söyleyecek hiç bir şey yok..

    YanıtlaSil