30 Aralık 2011 Cuma

Hayatın Bedava Hazları - Çay İçmek




az önce ofise girdim.. üşümüşüm ne yalan söyleyeyim.. of.. canım nasıl çay istedi şimdi anlatamam sana..  metin üstündağ usulü olmalı ama.. bilirsin değil mi..  çay yani..  hani hayatın bedava hazlarından biri.. bak şimdi..
"ne garip bir sıvıdır bu ateş suyu.. ugh!. ve fakat en güzeli sahilde, denize karşı içileni olsa gerek.. salaş tahta masalarda ve pek tabii hava da az biraz rüzgarlı olacek.. çay da hep sıcak olacek.. laflayarak, denize ve martılara bakınarak.. ciddi gibi içilecek.. garson rahatsız etmeyecek ama.. hem çayın dostlukları da başka başka.. hem çay bizim ömrümüzün bitkisel ateş suyu.. ama kız belli bardakta olacak.. avucunuzla kavrayacaksınız bardağı.. tabağa koymayacaksınız.. diğer  yuduma kadar.. ama tekrar, kaynamış değil.. ama kokusu da aklını alacak.. bir çay marş'ımız niye yok.. bir çok şeyden daha mühim bu sıvı, oysa.. ımmmh, nefis.. "tazeler misiniz usta, benimki demli olsun lütfen.." aynı bardakta çay gibiyiiz"

metin üstündağ



17 yorum:

  1. evet evet çayyy:)
    en afilli hazlardan hemide..
    yok yok en iyisimi kalkıp çay demleyeyim
    :)

    YanıtlaSil
  2. İşten gelince ilk işm çay koymak.Ya da çok soğuk havada içilen çay.Yorgunluğu alan bir ardak çay sohbet konularının nedeni.Galiba çay muhabbetleri açılmaya görsün...Şu an içerde kaynıyor...)))

    YanıtlaSil
  3. çayı çok sevmememe rağmen iyi demlenmiş ve şöyle ince belli bardakta bir bardak çaya hiç hayır demem.birde öyle güzel anlatılmışki ekrandan uzanıp bir bardakta bana diyesim geldi.iyi seneler:)

    YanıtlaSil
  4. Çayın yanında şöyle güzel bir de simit olsa...

    Bu arada bir şey belirtmek istiyorum, blog listemde bir görünüp bir kayboluyorsun. Bir kaç haftadır bu böyle, nedenini anlamadım.

    YanıtlaSil
  5. mutlu yıllar ve sevgiler... :)

    YanıtlaSil
  6. selam ruşen. mutlu yıllar ve sevgiler benden...:)

    YanıtlaSil
  7. Selam Şule, simit ve çay bir aşk vaziyetidir:) Hikayesini bile yazdım icabında:))

    http://hayalkahvem.blogspot.com/2010/12/lezzetli-bir-ask-hikayesi.html

    niye görünüp kayboluyorum acaba:)
    bilmem! neyse.. mutlu yıllar:))

    YanıtlaSil
  8. Selam Birayda masalı, ben kahveciyim. Ama Metin Üstündağ'ın tam bir taklitçisiyim. Onun usulünce çay içmeye biterim:)

    Mutlu yıllar!

    YanıtlaSil
  9. Selam Parıldayan Çiçek, kış mevsimiyle çayın akrabalığı var aslında. Canım, şimdi bu kış gecesi, soba üstünde tıkırdayan çaydanlıktan çay içmek istedi:)

    Mutlu yıllar!

    YanıtlaSil
  10. Selam İlk Kar, ben söylemesi ayıp şimdi ıhlamur, portakal ve limonu bir arada kaynattım. İçiyorum. Kokusu aklımı aldı:)) Nefis!

    YanıtlaSil
  11. Çay aslında bizde pek eski değil... Sanırım 1900'lü yılların başında, daha da çok Cumhuriyet ile üretimi ve tüketimi artmış bir içecek...

    Ben? Ben çaya bayılırım. Çay dediğin bitki bergamot aroması ile porselen bir demlikte yapılmalı! Çayımı arada bir karanfil katarak demlemeyi de severim... Bir de benim için çayın demlenme süresi 17 dakika ile 21 dakika arasıdır. Hele 21. dakikada içtiğim çayın tadını başka hiç bir sıcak içecekten alamam, alacağımı da sanmam.

    Siz siz olun çayınızı porselen demlikte demleyin...

    YanıtlaSil
  12. Hımm, şimdiye kadar Metin Üstündağ usulü çay içiyordum. Artık Cüneyt Karakuş yöntemi çay pişireceğim:)) İlla çayımı porselen demlikte demleyeceğim. İçine bir karanfil atarak demlemeyi deneyeceğim. 21. dakika ince belli bardağa koyacağım... Gerisi... Heyyy!

    Teşekkür ederim:))

    YanıtlaSil
  13. A, ben de çayın demlenme süresini çok önemserim. Çayı demledikten sonra fırının saatine bakar ve, on yedi dakika sonra içilecek derim kendi kendime;) O on yedi dakika yirmi olur, yirmi beş olur, ama Cüneyt'in dediği gibi en güzeli, benim lezzetini deneyimlediğim ve tadını iyi bildiğim on yedinci dakikada içilen çaydır.
    ;)

    Yazıların bana yaşama sevinci veriyor Vildan (doğru biliyorum değil mi, adını öğrendim sonunda;)), eline sağlık tüm bunlar için.

    Çok sevgiler.

    YanıtlaSil
  14. Kalpler bir Justine:)Sağolasın.

    Demek 17. dakikada çay içmeliyim.
    Deneyeceğim... Bari ölçüyü de verin tam olsun:)

    Süresi 17 dakika
    Demlik seramik olacak.

    Kaç kaşık peki?
    Ve hangi çay?

    İyi çay nasıl demlenir? Justine ve Cüneyt'ten tarif rica edeceğim.

    YanıtlaSil
  15. Tamam, ben vereyim kendi çay tarifimi;

    Lipton, Doğu Karadeniz Çayı'nı özellikle çok seviyorum. Yalnız yaşadığım için ölçüm farklı tabii. Poliş ve annem gelince biraz artıyor ölçüler. Neyse, çay demliğine iki ya da üç büyük kaşıkla çay koyuyorum (ya da üç demlik poşet), iki tatlı kaşığı da bergamot çayı (Çaykur'un tomurcuğu iyidir, Lipton da fena değil) ekliyorum. Çok eklemiyorum ben bergamotu çünkü Lipton Doğu Karadeniz'de zaten bergamot aroması var. Güzelce yıkıyorum çayı ve her yıkadığımda aklıma Cemal Süreya geliyor (o çok yıkarmış çayı);) Kettle'da kaynattığım suyu biraz bekletip (hemen eklersem çayı yıkasam da yanabilir, 100 derece olmayacak işte) demliğe katıyorum. Demliğin altına da sıcak su koyup demlemeye bırakıyorum. Hızlı demleme yaptığım için on beşinci dakikada hazır oluyor çayım Vildancığım. Ama ben o çayı bir iki saat kaynatıp duruyorum ocakta. Seviyorum çayın mutfakta kaynama hâlini, o görüntüyü.
    ;))
    Böyle işte, umarım faydalı olmuşumdur;p

    YanıtlaSil
  16. Justine,

    Bu sabah aynen sizin ve Cüneyt'in anlattığı yöntemle çay demledim.
    Tam 17. dakikaaa çayı... Sonra Metin Üstündağ usulü içtim..

    Heyyy! ben ömrümde böyle şahane çay içmedim:)

    Her üçünüze çok teşekkür ederim.

    Parayla pulla elde edilmez böyle bir haz... Hayatın bedava, ucuz hazları var ya en güzeli..Ah, bi öğrenebilsek, bi unutmasak bu felsefeyi:))

    YanıtlaSil
  17. Ben geldimmm!

    O zaman ben de bir çay tarifi yapayım kısaca:

    1. Daha önce de belirttiğim gibi çayı kesinlikle porselen bir demlikte demlerim.
    2. Marka önemli olmakla birlikte, birkaç ayda bir marka değiştiririm. Bu sayede o çaya olan duyarlılığım azalmaya başladığında daha az keyif alma durumumu yeni bir çay deneyerek tekrar üst seviyeye çıkarmış olurum.
    3. 6 demlik poşeti için yaklaşık 4 bardak su kullanırım (tabi deli gibi bunu ölçmüyorum, ama su oranı önemli olduğu için kendi demliğimi baz alarak hesap ettim, nasıl ama, akıl hastanesine yatırılmam gerektiğini düşünmüyorsunuz umarım:)
    4. Çayın üzerine en az 4-5 çay kaşığı bergamot aroması katarım, bazen de üzerine bir adet karanfil... Ya da sadece karanfil kattığım da olur...
    5. Su ısıtıcıdan kaynar vaziyette aldığım suyu direkt çayın üzerine döküp demlenmesi için ocağa koyar, 17 dk ile 21 dk arasında da içmeye başlarım. Bu arada ben 17. dakikadan itibaren içmeyi çok severim, ama ilk çay için 21. dakikadaki çayı da denemenizi çok isterim... Kokusu dahi farklıdır.
    6. Tabi ki ince belli dediğimiz hakiki cam bardaktan içerim çayı. Fincanlarla, su bardakları ile hatta porselen kupalarla çay içmek çok zorda kalmadığım müddetçe asla yapmayacağım bir şeydir.

    Neyse, yine de çok konuştum değil mi, kısaca anlatmayı beceremedim...

    Sevgiler.

    YanıtlaSil