19 Temmuz 2013 Cuma

Ömrümün Çok Narin Ve Çok Nadide Zamanlarından Biri.



Geçen perşembe günüydü. Ramazan ayındayız ya oruçluydum tabii...  Yolum gene  İstanbul'a düşmüştü. Köprü üstünden Karaköy'e, fiyakalı görüntü verdiğimi sanarak salına salına  yürüyordum. Hele sevdiğim şehri soluyordum ya... Sorma... Anlatamayacağım kadar heyecan duyuyordum. Sirkeci'deki müşterimin yeni işyerinin risk analizini yapmıştım. Şimdi işyeri hakkındaki görüşlerimi, fotoğraflarıyla birlikte acilen çalıştığım sigorta şirketine göndermeyi amaçlıyordum. Peki nerede yapacaktım? 



 İşte tam o anda, keşke Zagor maceralarındaki postacı  Drunky Duck yanımda olaydı diye düşündüm. Elimdeki bilgileri Drucky Duck'ın tuhaf posta taşıma  yöntemleriyle gönderseydim fena mı olurdu yani? Drucky Duck'ı karşılarında görecek olan sigorta şirketindekilerin hali gözümün önünde canlandı.  Hayalime güldüm. Elbette bir Zagor macerası içinde değildim.  Gene de  Zagor aklıma geldi ya ne yalan söyleyeyim yüreğim pırpırlandı, kocaman bir sevinç hissettim. Aklıma  yakındaki İstanbul Modern'in kütüphanesi geldi. Üstelik iftar saati yaklaşmak üzereydi. İstanbul Modern'in kütüphanedeki bilgisayardan bilgileri sigorta şirketine gönderebilir, akabinde ve detayında müzenin lokantasında tarihi yarımadayı  seyrederek orucumu açabilirdim. İşte bunu hayal ettim ya, fikrimin ince gülünü pek bi beğendim. Muzipçe içime gülümsedim. Ahhh... inan becerebilsem kendimi alnımdan öpecektim. 



Müzenin kapısından girdiğim anda, kalakaldım. Hey! Bu bir kamera şakası mıydı yoksa? Cama burnunu yapıştırmış çocukluğum gibi, müzenin girişindeki afişe hayretle bakakaldım. Afişin üst köşesinde "Açık Hava Sineması Fantastik Türkler" diye yazıyordu.  Acaba bugün kime hayrım dokunmuştu ki? Çünkü o akşam gösterilecek film, yıllardır seyretmek istediğim 1971 yapımı, Levent Çakır'ın  canlandırdığı,  o meşhur siyah beyaz kült film Zagor Kara Bela'ydı. Üstelik aynen çocukluğumdaki gibi açık havada seyredecektim. Sülalemin bütün bıyıklıları aşkına ve de Karamba Karambita! Söyler misin bu olan biten feleğin kıyağı değil de neydi bana?!!!  Keşke görseydin beni... Az daha sevinçten  ölecektim. 





Kütüphanede işimi hemencik  bitirdim. İftar saati gelmişti. Koşar adım lokantaya geçtim.  Tek kişilik masaya kuruldum. Ezan okunana kadar, büyüleyici  tarihi İstanbul siluetini seyrederek göz zikri yapmaya giriştim. Ruhuna rahmet... Ahmet Hamdi Tanpınar aklıma geldi.  Şiiri resmen damarlarımda gezinmekteydi. Çünkü o anda... Ne içindeydim zamanın... Ne de büsbütün dışında...  Güneş usulcacık kayarak  dağların ardına çekilmişti.  Mübarek ramazan gecesinin huzuru içinde kadim İstanbul silueti sanki tüy gibi hafifletmişti beni.  Tartsalar... Rüzgarda uçan tüy bile benim kadar hafif çıkmazdı yani, öyle söyleyeyim... Kökü bende bir sarmaşık olmuştu dünya, sezmekteydim.  Nasıl anlatsam? Aynı şiirdeki gibi... Mavi... Masmavi bir ışık ortasında yüzmekteydim. İşte o anda... Uzanıp denizin orta yerinden bir taşa... Gözümün yaşını yüzdürdüm karşı kıyıya doğru.  Bi lodos lazımdı o anda bana, bi kürek, bi kayık... Zulada bir kaç şişe yakut... Yer gök kırmızı... O üstüme düşen sabah yıldızı mıydı yoksa?  Bilemedim. Ne şahane bir geceydi Allahım.  Çok teşekkür  ederim.



 Evet... Aynı çocukluğumdaki gibi... Açık hava sinemasındaydım şimdi. Kendi kendime çok narin, çok nadide bir zamana daldım. Ilık battaniyenin içinde yuvarlanır gibi, Zagor Kara Bela'yı tüm hevesimle seyretmeye başladım.




21 yorum:

  1. Yaşarken, hayatın kıymetini bilmek herkese nasip olmuyor. Hep şikayet, hep mutsuzluk halleri...
    Zagor'un afişinde bir Muzaffer Tema'yı tanıdım. Zaten bu gibi filmlere gitmişliğim de yoktur :))
    Oruçları Allah kabul etsin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamam Rabia, bir dahaki sefere haber edeceğim:) Birlikte gideriz müzeye ne dersin:)

      Sil
  2. Çocukluğuma gittim, hey gidi günler Zagor, Tarkan, Conan en önemli kahramanlarımdı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Edip Cansever'in dediği gibi Bolat:)

      "Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk
      Hiçbir yere gitmiyor."


      Sil
  3. Benim gibi önümüzdeki hafta yolu İstanbul'a düşecekler için de güzel bir plan olabilirdi ki 2 hafta kadar ıskalamış olacağız :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yoo Burhan, Zagor tek seferlik gösterimdeydi. O da bana denk geldi:)

      Ama İstanbul Modern'in müzesi perşembe günleri bedava. Cimri olduğum için genelde perşembe günü giderim:)

      Yemekleri pahalı ama... O şahane manzara karşısında bir kahve ya da çay iyi gider doğrusu.
      Tavsiye ederim:)

      Sil
  4. Ne güzel denk gelmiş... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Moira... Sahiden nadide bir gündü:)

      Sil
  5. Okurken nasıl huzurla doldu içim anlatamam.ne zaman canım sıkılsa soluğu yazılarınızda alıyorum.eh tabi biraz da kiskaniyorum ama masallahimi eksik etmiyorum (:

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eyvallah Geb:)
      Felek arada kıyak geçer insana. Gözünü dört açmalısın.
      Kimbilir denk geldiğimiz ne kıyaklar var ve biz ıskalıyoruz.

      Ne diyeyim? Darısı başına:)

      Sil
  6. hahaha süper şans yaaa =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle Sonsuz:) Böyle vaziyetleri çok seviyorum. Öyle böyle sevme değil.

      Üç tane, beş tane filan değil, sekiz tane... Ama yatık sekiz. Biliyosun dimi yatık sekizi. Bak havaya çiziyorum. Parmağımla havaya sonsuzluk işareti:))

      Daim olsun diyelim:) ve cümlemize diye ekleyelim:))

      Sil
  7. Ne güzel saf bir mutluluk. Durup dururken düşeş atıp hayatı mars etmek gibi...Oluyor böyle olunca da tadından yenmiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şahane Küçük Joe, kaçırırmıyım hiç:) Ömrümü bu küçük hazlara adadığımı söyleyebilirim.

      "Hep kısa anlar...Küçük şeyler hepsi de küçücük şeyler... Bizi yönlendiren, sevindiren, düşündüren... Hep kısa anlar, mutluluklar" diyeyim. Bülent Ortaçgil'e mahsus selam edeyim:)

      Sil
  8. Kıskandım ve bayıldım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaaa, böyleyken böyle işte Momentos'um:)

      Seni çook özledim. Hasretle tatlı yanaklarından öperim:)

      Sil
  9. yaa ne güzel bir gün geçirmişsin kıskandım şimdi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buket, gideriz bir gün elbet. Mesela haftaya perşembeye bi hayalim var. Benim kardeşle bi İstanbul yapalım diyorum. Müzeye değil ama... İlginç bir geceye... Kardeşin haberi yok henüz. Seni de dahil etmek istiyorum. Du bakalım:)

      Sil
  10. oruç tutacağınızı hiç düşünmezdim,yanlış tanımışım:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoppala:) aşkolsun Tolga:))

      Size bir şey söyleyeyim mi oruç'a var ya biterim yani öyle söyleyeyim. Valla.

      Ramazan ayını dört gözle beklerim ben Tolga. Bildiğim duygularımın bir kısmını gün boyu mühürlediğim için... Tam fırsatıdır. Adeta Sherlock Holmes misali bilmediğim duygularımın peşine düşerim. Her türlü el yazılarından, ayak izlerinden, ve her türlü bilgi kırıntısından medet umarım yani.. İnsanı, eşyayı, tabiyatı, dünyayı, evreni hayretle, hayranlıkla izlerim. Özel bir aydır bana göre Ramazan ayı. Tek kelimeyle oruç'a biterim.

      Gerçekten.


      Sil
  11. Bir istanbul Asigini da almaz misiniz yaniniza bu nadide zamanlar da, cook heveslenmisken hemde:)

    YanıtlaSil