Bana Bilgiçlik Taslayan Adamlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bana Bilgiçlik Taslayan Adamlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mart 2018 Cuma

Ve Kitap Ve Kadın Ve Erkek

 
Şubat... 28 gün... Türkiye'de Şubat ayında 47 kadın erkekler tarafından öldürülmüş.

Amerikalı  yazar Rebecca Solnit, Bana Bilgiçlik Taslayan Adamlar adlı kitabının önsözüne "Bu kitap, şiddet kurbanı olmamak için harcanan hayattan, okuduğumuz haberlerden, şiddet, özgürlük ve adalet hakkında düşünmekten ve toplumsal cinsiyetten ders çıkarıyor." diye başlamış. Türkiye'deki toplumsal cinsiyet politikaları hakkında pek fazla bir şey bilmese de, bu meseleler hakkındaki konuşmaların evrensel olduğunu söylüyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde her 6.2 dakikada bir polise bildirilmiş tecavüz vakasının yaşandığını, her 5 kadından birinin tecavüze uğradığını söylüyor. Yeryüzünün her köşesi kadınlara karşı şiddet ve tecavüz vakalarıyla dolu. 

Şiddetin bir ırkı, sınıfı, dini ya da milliyeti yok ama şiddetin bir cinsiyeti var, diyor. 

Elbette bütün erkekler şiddete eğilimli değil. Çoğu değildir.  Hatta erkekler de erkek şiddetinden zarar görüyor.  Rebecca Solnit, örnek vermeye devam ediyor. Diyor ki, kanser, savaş ve trafik kazalarına bağlı ölümlerin tümünün toplamından daha fazla sayıda kadının, erkek şiddeti nedeniyle öldüğü görülüyor. Feci!

Yazarın dediği gibi, şiddetin olmadığı ya da açığa çıkarıldığı, şiddete karşı çıkılan, şiddetin radikal bir şekilde azaldığı ve böylece de ölümün, yaralanmanın, korkunun, sessizliğin, tehtidin, kısıtlamanın olmadığı, kadınların güven içinde yaşadığı, insan haklarına ve eşit haklara sahip olduğu  bir dünya hayal etmeliyiz. 

Erkekler tarafından şiddete maruz kalmış, öldürülmüş, adını bildiğim ya da bilmediğim tüm kadınları kız kardeşimmiş gibi hissediyorum. Ve ancak kadın-erkek el ele mücadele ederek, dayanışarak erkek şiddetine son verileceğine inanıyorum. Yazar da kitabında şöyle söylüyor: Ayrımcılığı tek başına kadınlar yok edemez, tıpkı siyahların ırkçılığı, beyazların katılımı olmadan yok edemeyeceği gibi.


22 Mart 2018 Perşembe

Her Zaman Acemi Olmayı Becerebilir Miyim?


Tamam. Çoktan kabul ettim. Tuhaf biriyim.  Merakım çok, ilgim dağınık, bilgim yarım yamalak, sadakatim yok. Şimdi  edebiyatta kadınlık vaziyetleri üzerine  kendi kendime okumalar yapıyorum ya... Allahım yarabbim... Nasıl kaptırıyorum kendimi...  Nasıl iştahlı iştahlı, nasıl tüm ilgimle, nasıl dünyada başka bir iş yokmuş gibi okuyorum anlatamam.  Beni bir görseniz... Bazan sinirlenip evin içinde homurdana homurdana volta atıyorum, bazan kendimi geçmişte yaşayan kadın yazarların yerinde hayal ediyorum, Abartıyorum. Duygularımı abartıyorum. Okumalarımı abartıyorum. İşte az önce elime şu kitapları aldım. Bana Bilgiçlik Taslayan Adamlar, Etin Cinsel Politikası, Tavan Arasındaki Deli Kadın. Hepsini çılgınca merak ediyorum. Lakin... Biliyorum kendimi... Birini okurken ilgim dağılacak, diğerini okumaya başlayacağım. Bu durumda bilgim yarım yamalak olacak. Bir zaman sonra... Edebiyatta kadınlık vaziyetlerine sadık kalmayacağım da... Seziyorum... Edebiyatta erkeklik vaziyetlerini merak edeceğim... 

Ne mi yapayım? Bakın bu durumda ne yapacağımı çok iyi bilirim.  Hemen bir şairin sözlerini tekrarlarım ... Derim ki... "Efendimiz acemilik. Bir taş alacaksınız, yontmaya başlayacaksınız. Şekillenmeye yüz tutmuşken atacaksınız elinizden. Bir başka taş, bir başka taş daha... Sonunda bir yığın yarım yamalak biçimler bırakacaksınız. Belki başkaları sever tamamlar." Turgut Uyar sanki beni teselli etmek için söylemiş bu sözleri.... Lakin ben de şairin tanımına uymak için elimden geleni yapıyorum.  "Ama her taşa sarılırken gücünüz, aşkınız, korkunuz yenidir, tazedir. Başaramamak endişesinin zevkiyle çalışacaksınız." Anlatabiliyor muyum? Tıpkı böyle.