Buzdolabında geçen
haftadan kalan yoğurt kabını görünce, Refika usulü yayla çorbası pişirmeye
niyetlendim.
Refika'nın Mutfağı
videolarını ilgiyle takip ediyorum. Ayrıca, yemek pişirirken Refika'nın
muhabbetini dinlemeyi de çok seviyorum.
Misal, bu akşam
seyrettiğim videoda Refika, naneli tereyağını çorba tenceresine
boca ederken, Amerikan şirketlerinin kullandığı sustainability kelimesine
karşılık Türkçe'de sürdürülebilirlik kelimesinin kullanıldığını, oysa
sustainability'nin gerçek anlamda türkçe'sinin sürdürülebilirlik
olmadığını söylüyordu. İnanın kulaklarımı diktim... Tüm merakımla dinlemeye devam ettim. Refika, bizim
kültürümüzde sürdürülebilirliğin binlerce yıldır kullanılan karşılığının hangi
kelime olduğunu düşünüyor, bilin bakalım?
Bereket! Hoş değil mi?
Bayıldım vallahi.
Neden peki? Amerikan mantığına göre sustainability'nin
karşılığı, bir şey yaptığında ondan çıkan şeyin sana katkısının hep devam
ediyor olması, bizdeki karşılığı ise bir işi bereketli yapmaya devam
etmek... Refika, bereket kaçmaması için ne yapılır bizim mutfakta diye soruyor? Ardından kendi sorusunun cevabını veriyor: Bizde hiç bir şey atılmaz, hiç bir şey ziyan
edilmez, diyor. Büyükannemin ruhuna rahmet.
Yeminle aynısını söylerdi.
İlk anda, bir şeyin
bereketli olması sanki o şeyin miktar olarak çokluğunu ifade
ediyormuş gibi gelebilir. Ben de Refika'ya katılıyorum. Bana göre de bir
şeyin bereketli olması, o şeyin çokluğu kadar, faydalı olması, o çokluğun ve faydanın sürekli olması anlamına geliyor.
O değil de, azıcık
yoğurttan nasıl bereketli bir yayla
çorbası pişirdim anlatamam. Ohh! Şifa olsun.... Ben yedim.
Komşulara verdim. BitmediJ