dead man etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dead man etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Temmuz 2013 Pazar

Bir Film Ve Oruç - "Bütün Kutsal Ruhlar, Oruç Tutanları Takdir Eder."


- Seni öldüren beyaz adamı öldürdün mü?
- Ben ölü değilim ki.





"Pencereden dışarı bak! Bu sana sandalda olduğun zamanı hatırlatmıyor mu? Ve sonra o gece geç vakitte uzanıp tavana bakıyordun ve kafandaki su çevrendeki manzaradan pek farklı değilken, kendi kendine şöyle demiştin: 



"Sandal yerinde durduğu halde, nasıl oluyor da manzara akıp gidiyor?"






- Kimle yolculuk ediyorsun?
- Hiç kimseyle.
- Ne tarafa gidiyorsun?
- Bilmiyorum.






"Mistik düşlerin peşinde koşmak ulvi bir lütuftur Mr. Blake. 
Bunu becerebilmek için insan aç ve susuz yol almalıdır. 
Bütün kutsal ruhlar, oruç tutanları takdir eder. 
Yolculuğa bu şekilde hazırlanmak gayet iyidir."




 "Her Gece ve her Sabah
Doğar bazıları Acı’ya.
Her Sabah ve her Gece
Doğar bazıları tatlı Hazza.
Doğar bazıları tatlı Hazza,
Doğar bazıları Sonsuz Gece’ye.
Yönlediriliriz bir Yalan’a inanmaya
Göz’ün içinden görmediğimizde,
Ki bir Gece doğmuştur, can vermek için bir Gece’de,
Ruh uyurken Işık Huzmelerinde.
Tanrı belirir, ve Işıktır Tanrı
Gecenin içinde barınan o zavallı Ruhlara;
Ama bir İnsan Biçimi’ni sergiler
Gün’ün Diyarları’nda yaşayanlara."
William Blake



Not: Dead Man'a bayılırım. Müziklerine, oyuncularına, siyah beyaz oluşuna, içinden şiir ve tren geçen bir film oluşuna... Ve elbette  o güzelim muhabbetlerine biterim inan ki...  Ağır akan bir film gibi görünse de asla öyle bir tat bırakmaz bünyemde... Eee... İçinde oruçla ilgili muhabbetler de varsa hele... Ramazan ayındayız ya... Tam izlemenin vakti dedim. Aldım film kareleriyle, sevdiğim muhabbetleri işte burada eşleştirdim.  

Az önce, inandığım Tanrı ve  bütün kutsal ruhlar beni takdir etsin diye oruç tutmaya niyetlendim. Şimdi anne sözü dinler gibi masum uyumaya gideceğim. Du bi... İyisi mi, önce Dead Man'in müziğini dinleyeyim.

2012

5 Ağustos 2012 Pazar

Bir Film Ve Oruç - "Bütün Kutsal Ruhlar, Oruç Tutanları Takdir Eder."


- Seni öldüren beyaz adamı öldürdün mü?
- Ben ölü değilim ki.





"Pencereden dışarı bak! Bu sana sandalda olduğun zamanı hatırlatmıyor mu? Ve sonra o gece geç vakitte uzanıp tavana bakıyordun ve kafandaki su çevrendeki manzaradan pek farklı değilken, kendi kendine şöyle demiştin: 




"Sandal yerinde durduğu halde, nasıl oluyor da manzara akıp gidiyor?""






- Kimle yolculuk ediyorsun?
- Hiç kimseyle.
- Ne tarafa gidiyorsun?
- Bilmiyorum.






"Mistik düşlerin peşinde koşmak ulvi bir lütuftur Mr. Blake. Bunu becerebilmek için insan aç ve susuz yol almalıdır. Bütün kutsal ruhlar, oruç tutanları takdir eder. Yolculuğa bu şekilde hazırlanmak gayet iyidir."




 "Her Gece ve her Sabah
Doğar bazıları Acı’ya.
Her Sabah ve her Gece
Doğar bazıları tatlı Hazza.
Doğar bazıları tatlı Hazza,
Doğar bazıları Sonsuz Gece’ye.
Yönlediriliriz bir Yalan’a inanmaya
Göz’ün içinden görmediğimizde,
Ki bir Gece doğmuştur, can vermek için bir Gece’de,
Ruh uyurken Işık Huzmelerinde.
Tanrı belirir, ve Işıktır Tanrı
Gecenin içinde barınan o zavallı Ruhlara;
Ama bir İnsan Biçimi’ni sergiler
Gün’ün Diyarları’nda yaşayanlara."
William Blake



Not: Dead Man'a bayılırım. Müziklerine, oyuncularına, siyah beyaz oluşuna, içinden şiir ve tren geçen bir film oluşuna... Ve elbette  o güzelim muhabbetlerine biterim inan ki...  Ağır akan bir film gibi görünse de asla öyle bir tat bırakmaz bünyemde... Eee... İçinde oruçla ilgili muhabbetler de varsa hele... Tam izlemenin vakti dedim. Aldım film kareleriyle, sevdiğim muhabbetleri işte burada eşleştirdim. Yooo... Ben Dead Man'i çok seyrettim. Şimdi seyretmeyeceğim. Bugün aynı yönetmenin yani Jim Jarmusch'un Down By Law adlı filmini seyredeceğim. Bu filmde Tom Waits var da, önce Tom Waits şarkılarını dinleyip, filme hazırlık yapmak istedim.


19 Şubat 2012 Pazar

Dead Man Ve Masal Masal Matitas


Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler cirit oynarken eski hamam içinde; biz ne sağa baktık, ne sola; demir çarık, demir asa düştük yola. Var varanın, sür sürenin, baykuşu çoktur viranenin, yedi köyün ağası, şişman teyzenin aynası... Kuru idim, ıslandım; sel beni neyler! Islandım, kurudum yel beni neyler! Param yok, pulum yok; el beni neyler! Dostu, düşmanı araladım, bedavadan bir kayık kiraladım. Fış fış kayıkçı; kış kış kayıkçı, kayıkçının küreği, akşama fincan böreği, sabaha bayram çöreği, yesem yesem doymasam, Kaf dağına gitsem gelmesem, zemzem ile yıkasalar, kına ile gömseler. Yok yok kayıkçı, aman çabuk kayıkçı; evde benim etim var, bir yaramaz kedim var, kedim eti yerse, anam beni döverse, vay başıma, hay başıma, neler geldi, neler geçti şu talihsiz başıma...  Bir varmış, bir yokmuş; Allah'ın kulu çokmuş. Develer tellal iken, pireler berber iken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallarken memleketin birinde bir adam yaşarmış.




Ben ben iken,  deve tellal, kediler hamal iken, sansar muhtar, tilkiler berber iken, kurbağa tüccar, yılanlar urgan, hırkalar yorgan iken, güzel babam beş yaşında, bendeniz hımbıl onbeşimde var yok iken, keçilerin sakalını koyunlar kırpar, sinekler saz çalarken, annem su içer, develer elekten geçer iken, eşek kılavuz, karga arpa biçerken, ülkenin birinde, onun da uzak mı uzak bir köyünde bir adam yaşarmış.




Duyduk duymadık demeyin, masal masal matladı, hopladı patladı. Kurbağa sıçradı, karga kardeş damdan atladı, tombul tilki  hopladı, mırmır kedi mırladı. Masal masal matitas, kaynananın başı tas, merdivenden çıkamaz, masallarda uçamaz. Evvel zaman içinde, uzak bir diyarda kendi halinde, oyunbaz bir oğlan yaşarmış.






 NOT: Levent Cantek'in derlediği Anadolu Masalları kitabındaki unutmaya yüz tuttuğumuz masal tekerlemeleri ile Dead Man filminin karelerini eşleştirdim.


21 Aralık 2010 Salı

Birisi Bana Kamera Şakası Mı Yapıyor?


Yok ama... Yok artık. Şaka mı bu? Birisi bana kamera şakası mı yapıyor? Olmaz bu kadar da! Olmaz ama!  Kim yapıyorsa çıksın ortaya? Nedir bu kuzum? Ben herşeyde şiir görmekle mi mesul tutuldum? Tamam. Daha önce seyrettiğim Ingmar Bergman filmleri bana şiir gibi gelmişti. Şiir yazamıyorum ya, seyrettiğim filmleri bile şiir olarak sezinliyorum  zannetmiştim. İyi de bu gece seyretmek için özellikle Johnny Depp'in  Ölü Adam'ını seçtim. Amacım romantik olmayan bir film seyretmekti. Görüntüler siyah beyaz olacaktı.  Filmde ölüler falan...  Filmin adı Ölü Adam ya, sanırım  başkahramanı ölü bir adamdı.  Ne bileyim? Bir gece bari şiir düşünmeyecektim de bodosloma ölülere gömülecektim. Niyetim öyleydi.


Sen İngiliz şair ve ressam  William Blake'i (1757-1827) bilir misin? Ne hayalperest birisidir anlatamam sana. Küçüklüğünden beri melekleri gördüğünü, ruhlarla konuşabildiğini söylemiştir. Güzelim dizeleri "bir kum tanesinde dünyayı görmek... ve bir yaban çiceğinde cenneti... avucunda sınırsızlığı tutmak... ve bir saatte sonsuzluğu" ya da  bir diğer söylemi  "zihninde ve düşüncelerinde cennete hiç yolculuk etmemiş bir insandan sanatçı olmaz." demiştir. Şimdi neden William Blake'den söz ediyorum biliyor musun? İnanmıyorum!  Johnny Depp'in canlandırdığı Ölü Adam'ın filmdeki adı neydi bil bakalım? William Blake? Şairin adı. İnan bana ben şaka yapmıyorum. Resmen sanki kamera şakası yapıyor  bana biri...


Sana bir şey söyleyeyim mi, "yüksekten konuşup, hiçbirşey söylemeyen" Hiçkimse adlı kızılderili ile şair William Blake'in ruhunu taşıdığını düşündüğü film kahramanı William Blake'in özenle çekilmiş  bu siyah beyaz film, görüntüleriyle, düşündürücü muhabbetleriyle  resmen olağanüstü bir şiirdi sanki. Hele o güzelim gitar ezgileriyle, Ölü Adam adlı bu film çoktan  şiir olarak yüreğime yerleşti. Başka ne diyebilirim? Düşünsene seyrettiğim Ölü Adam adlı filmin başkahramanının adı zaten bir şairin adıydı. Daha en başından olay bitmişti yani. Ne yapabilirim kaçamıyorum şiirden. Her yerde şiir gelip buluyor beni. Bu feleğin nefis bir kıyağı bana biliyor musun? Her şeyde şiir sezinlemek. Tanrım, şiiri hissettirdiğin için teşekkür ederim.


neil young