distopya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
distopya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Aralık 2017 Pazartesi

Kadın Ve Distopya

Ütopya, mükemmel bir dünya tahayyül ederken, distopya tam tersidir. Karanlık, kötü gelecekler tahayyül eder. Var olan düzeni eleştirir, geleceğe dair  uyarı tadı verir.  Distopik kitaplar ve filmler her daim ilgimi çeker. Son zamanlarda Kanadalı yazar Margaret Atwood'un takipçisiyim.  Kadınlar için tasavvur ettiği  distopik dünyalar, gerçekten zihin açıyor,  silkeleyip sarsıyor.   Distopyaların en ilgimi çeken yönü ne biliyor musunuz? En fena ortamda bile  illa ütopya ümidi vermesi...  Umut hep var. Tuhaf. Ve büyüleyici.

The Handmaid's Tale (Damızlık Kızın Öyküsü), Margaret Atwood'un kitabından  0n bölümlük televizyon dizisi yapılmış.  Yazar kadınlar için feci bir distopya kurgulamış. Erkek egemen sistem tarafından, kadınların  tüm haklarının bir günde  ellerinden alındığını hayal edin. Çalışan tüm kadınlar işten çıkarılıyor, bankadaki paraları kocaları ya da erkek kardeşlerinin tasarrufuna geçiyor, ya eş ya anne olmaları gerekiyor, doğurgan kadınlar çocukları olmayan kadınların kocalarının hizmetine veriliyor, kadınların örgütlenmelerinden korkulduğu için birbirleriyle konuşmaları yasaklanıyor,  yani kadını boyunduruk altına alan feci bir  totaliter toplum düzeni. Bu tip hayatlar yok mu? Biliyoruz ki bizim coğrafyamız da dahil olmak üzere dünya üzerinde nesneleştiren kadınların sayısı tahmin ettiğimizden daha çok. Lakin filmin kahramanı özgür yaşayan,  çalışan, evli, çocuklu, mutlu bir kadınken, bir anda ismi de dahil  her şeyini kaybediyor.  Yazar diyor ki; "Bana olmaz deme, sıra sana da gelebilir." Mutlaka izlenmeli. İbret verici bir dizi.

Margared Atwood'un kitabından televizyon dizisi yapılan, Alias Grace'i yeni izlemeye başladım. Filmin kahramanı ailesiyle birlikte İrlanda'dan Kanada'ya göç eden genç bir kadın. On altı yaşındayken, çalıştığı evde iki kişiyi öldürdüğü düşünüldüğü için ömür boyu hapse mahkum ediliyor. Eski zamanlarda adaletsiz ataerkil düzen içinde seyreden filmde, kadınların kadın olması sebebiyle  aşağılanması, tacize, tecavüze uğraması, yaşanan haksızlıklar bu kez Margaret Atwood anlatımıyla filme aktarılmış. Sürükleyici. Az sonra dizinin dördüncü bölümünü ilgiyle  seyredeceğim. 

8 Kasım 2017 Çarşamba

Hayattı; Yekpâreydi. Her Şey, Bir Şeydi.




Geceydi. Uyku öncesi Rus yazar Yevgeni Ivanoviç Zamyatin'in 1920'li yıllarda yazdığı  BİZ adlı bilim kurgu romanını okuyordum. Kitap distopik bir geleceği anlatıyordu. Zihnim ise mitolojik geçmişte dolanıyordu.

"Bütün dünya tek ve muazzam bir kadındı ve bizler rahmindeydik; henüz doğmamıştık, neşeyle olgunlaşıyorduk." cümlesinde durdum.  Böyle miydi sahiden? Acaba doğmadan öncesini neden hiç hatırlamıyordum? 

Ne vakit kaybolmuş bir düşünceyi hatırlamak istesem, sol elimin işaret parmağını  üst dudağımla  burnum arasındaki o derin oyuğun üstüne koyarım. Gene aynısını yaptım. 

Derler ki, aslında insan doğmadan önce evrenin mucizesini, başlangıcı ve sonu, yaradılışın sırrını, olup bitecek her şeyi çok ama çok iyi bilirmiş. Dünyaya geldiğinde bildiklerini  çığlık çığlığa herkese anlatmak istermiş. Tam o anda bir melek gelirmiş. Kimseye anlatmasın diye parmağıyla bebeğin  dudağına bastırır,  doğum öncesinden bildiği her şeyi bir parmak tıkıyla siliverirmiş. Melek işini yapmanın rahatlığıyla havalanırken, bastırdığı yerde parmak izini bırakıverirmiş. 

Üst dudağımla burnum arasındaki  iz çok derin... Acaba bildiklerimi  unutmamak için o meleğe çok  direnmiş olabilir miyim?

26. yüzyılda geçen,  insanların  numaralarla adlandırıldığı, özgür olmamanın doğru olduğuna, düşünmenin ve sorgulamanın hastalık olduğuna inandırılan, teknoloji ile bürokrasiye teslim olmuş, her dakikası devlet tarafından denetlenen distopik bir gelecek anlatan elimdeki BİZ adlı bilimkurgunun metaforlarıyla bezeli kitabı, yatağımın yanındaki sehpaya usulca bıraktım.

Sol elimin işaret parmağını, üst dudağımla burnumun arasındaki derin çukura koydum.  Yaradılış gayemin, önceden bildiğim her şeyi yeniden keşfetmek olabileceğini düşündüm.  "Neden", "Peki sonra ne olacak," diye  sorular zihnimde uçuşurken rüyalar alemine geçtim.


başlık / birhan keskin/ beyaz delik / yeryüzü halleri
fotoğraf/google'dan


7 Kasım 2017 Salı

Ben Kimim?

İnsan son sayfasına kadar ne olacağı bilinmeyen bir roman gibidir. 
Başka türlü olsaydı okunmaya değmezdi.


Alıntı - Yevgeni Zamyatin / Biz
Fotoğraf - Google'dan