fizik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fizik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2022 Cumartesi

Muhtelif Meraklarım ve Maxwell'in Cin'i...

 

Bilimle uzaktan akından ilgisi olmayan bencileyin  birinin oturup  Termodinamiğin İkinci Yasası'nı öğrenmek istemesinin dibinde ne yatıyor çok iyi biliyorum.  O üç harfli kelime. Cin. Bu herhangi bir  cin değil.   Maxwell'in Cin'i.😅

Günümüzden iki yüz yıl öncesinde,  19. yüzyıldayız.   Bilim insanları pek çok buluşlar yapıyorlar. Cahilliğime verin, adını yeni öğrendim. Maxwell  1831-1879 yılları arasında yaşamış İskoç bir fizikçiymiş. 

Maxwell'in öldüğü yıl doğan Einstein kendisine o kadar hayranmış ki, odasında Maxwell'in fotoğrafı varmış. Tolstoy Maxwell'in biyografisini içeren kocaman bir kitap yazmış. 

Termodinamiğin ikinci yasasına göre, enerji bulunduğu yerde her zaman kendini dengelemeye çalışırmış.  Mesela oda sıcaklığındaki bir bardak suya  birkaç parça buz atsak, buz eriyecek, su soğuyacaktır. Enerji kendini dengeleyecektir deniyormuş.

Maxwell  termodinamiğin ikinci yasası üzerine düşünce deneyi yapmış. Bu deneye Maxwell'in Cini deneyi adını vermişler. Anladığım kadarıyla şöyle:

A ve B diye adlandırdığı izole edilmiş iki odada  aynı türde aynı miktarda aynı sıcaklıkta hava olduğunu,  iki odanın arasında bir kapı, kapının üstünde giriş çıkışları kontrol eden bir  CİN olduğunu hayal etmiş.


Biliyoruz ki hava  molekülleri hareketliler.  Ve  Maxwell'in Cin'i  odanın içindeki moleküllerin enerji düzeylerini hesaplayabiliyor. 

B odasındaki ortalamadan hızlı moleküller aradaki kapıya gelince, Cin kapıyı aralıyor, hoop A odasına geçiriyor. A odasındaki ortalamadan yavaş molekülleri ise, hiç tereddüt etmeden  B odasına geçiriyor. Bir süre sonra yüksek hızlı moleküller bir tarafta düşük hızlı moleküller bir tarafta  toplanıyor. Ortalama hız eşittir sıcaklık olduğu için, deneyin başında her iki odanın sıcaklığı aynıyken, Cin sebebiyle B odasının ısısı yükseliyor,  A odasının ise ısısı düşüyor.

Maxwell   termodinamiğin ikinci yasası üzerinde düşünce deneyi yapıyor, bu yasanın farklı çalışıp çalışmayacağını hayal etmeye çalışıyor. Kimse kabul etmemiş bu deneyi biliyor musunuz, olmaz öyle şey demişler. Haydi izole edilen odalar, aynı türde, aynı miktarda, aynı sıcaklıkta hava tamam da,  Cin'i nerede bulacaklar di mi:)

Neyse. Valla koskoca Maxwell niye böyle bir hayal kurmuş diye düşündüm. Tam o esnada ekranda voleybol oynayan oyuncuları gördüm.  Ortadaki file sahayı ikiye ayırıyor ya,   "Heyy! Termodinamiğin İkinci Yasası'na göre  hoca  iyi oynayanlarla  kötü oynayanları  bir arada oynatırsa,  enerjileri dengelenecektir," diye bağırıverdim:)

Maxwell'in Cin'i ise diyor ki, "hele bir de  kötü oynayanları bir yana, iyi oynayanları diğer yana ayıralım.  Böyle yaparsak  sonuç  ne olacak," görelim. 

Acaba  doğru  bir uyarlama oldu mu ki? 😅 Valla unutmayayım diye yazayım istedim.  Dursun bi bakalım burada:) Öyle işte.

NOT- Eğer bu yazıya bir fizikçi denk gelirse gülmesin olur mu? Açıklasın. Minnettar kalırım.💓


19 Eylül 2011 Pazartesi

Madem Geldin Dünyaya, Çalış Fizik Ve Kimyaya...



Sana bir şey söyleyeyim mi? Benim var ya, okulda fizik ve kimya derslerim hiç iyi değildi. Feciydi bile diyebilirim. Sadece geçer not alırdım o kadar. İki derste de canım öyle sıkılırdı ki anlatamam. İyi ama son günlerde  moleküler gastronomi diye bir konu üzerinde araştırma yapıp duruyorum. Sen moleküler gastronomi diye bir şey  duymuş muydun? Bilirsin, gastronomi sağlıklı, lezzetli, hoş görünümlü yemek sistemi anlamına geliyor. İşin içinde yemek varsa  var ya... Acayip iştahlanıyorum. Of! Fizik, kimya dersleri bile bana hiç sıkıcı gelmiyor. Bilakis okudukça okuyasım geliyor. Niye okullarda bu dersler öğrencilere  cazip gelecek örneklerle anlatılmıyor peki? Şimdi bu yaştan sonra tekrar fizik ve kimya çalışmaya başladım iyi mi? Çünkü moleküler gastronomi, fizik ve kimya bilimini mutfak uygulamalarıyla birleştiriyor. Ne yalan söyleyeyim,  yemek söz konusu olunca, fizik ve kimya bile o kadar sevimli geliyor ki... Benim için çok yeni ve çok heyecan verici durumlar. Düşünsene, yemeği pişirirken oluşan fiziksel ve kimyasal değişimler neler? Duyularımız yemek beğenimizi nasıl etkiler? Güzel kokan bir yemek neden iştah açar? Neden bazı yemeklerden özel tad alırız? Bazı yemekler neden bize lezzetli gelir de bazılarından hiç hoşlanmayız? Farklı pişirme teknikleri geliştirirsek, bilmediğimiz özel tadlar ve lezzetleri keşfedebilir miyiz? Düşün ki çorba hiç sevmiyorsun ama domatese bayılıyorsun... Ben çorbayı  öyle bir değiştiriyorum ki domates şekline getirip önüne sunuyorum. Sen domates diye yemeğe başlıyorsun. Ağzına atıyorsun ki domates değil bu. Aaa! Daha önce ağzına süremediğin çorba. Şaşırıyorsun bu durumda. Ama şapur şupur içiyorsun. Misal bu ya... Moleküler Gastronomi yiyeceklerin ve içeceklerin insana zevk ve keyif veren özelliklerini inceliyor. Bu bilime "lezzetli olmanın bilimi" deniyor. Ve bizi alışkanlıklarımızın dışında yeni lezzetler keşfetmeye kışkırtıyor. Hoş değil mi? Beynin tad alma bölümünü kimbilir ne kadar az çalıştırıyoruz? Ve bilmediğimiz kimbilir ne lezzetler var... Sadece karın doyurmak için değil, "tad" almanın zevkine varabilmek için fizik ve kimya çalışmam gerekiyor. Keşke okuldayken daha iyi öğrenseymişim fizik ve kimya derslerini. Hayatımda ne işe yarayacak diye düşünmeseymişim. Gördün mü yemeğin hazzına varabilmek için resmen fizik ve kimya bilmek gerekiyor. Of, çok çalışmam lazım... Çoookkk!


06.12.2010


6 Aralık 2010 Pazartesi

Of, Fizik ve Kimya Çalışmam Gerekiyor!


Sana bir şey söyleyeyim mi? Okulda fizik ve kimya derslerim hiç iyi değildi. Sadece geçer not alırdım o kadar. Her iki ders de hiç mi hiç  ilgimi çekmezdi. O kadar sıkıcı gelirdi ki anlatamam. İyi ama son günlerde  moleküler gastronomi diye bir konu üzerinde araştırma yapıp duruyorum. Bilmiyorum sen daha önce moleküler gastronomi diye bir şey duymuş muydun? Bilirsin, gastronomi sağlıklı, lezzetli, hoş görünümlü yemek sistemi anlamına geliyor. İşte işin içinde yemek varsa, fizik ve kimya dersleri inan ki hiç sıkıcı gelmiyor. Bilakis okudukça okuyasım geliyor. Niye okullarda bu dersler çocuklara cazip gelecek örneklerle anlatılmıyor? Şimdi bu yaştan sonra tekrar fizik ve kimya çalışmaya başladım iyi mi? Çünkü moleküler gastronomi, fizik ve kimya bilimini mutfak uygulamalarıyla birleştiriyor. Ne yalan söyleyeyim işin içinde yemek olunca, fizik ve kimya o kadar sevimli ki... Benim için çok yeni ve çok heyecan verici durumlar. Düşünsene, yemeği pişirirken oluşan fiziksel ve kimyasal değişimler neler? Duyularımız yemek beğenimizi nasıl etkiler? Güzel kokan bir yemek neden iştah açar? Neden bazı yemeklerden özel tad alırız? Bazı yemekler neden bize lezzetli gelir de bazılarından hiç hoşlanmayız? Farklı pişirme teknikleri geliştirirsek, bilmediğimiz özel tadlar ve lezzetleri keşfedebilir miyiz? Düşün ki çorba hiç sevmiyorsun ama domatese bayılıyorsun... Ben çorbayı  öyle bir değiştiriyorum ki domates şekline getirip önüne sunuyorum. Sen domates diye yemeğe başlıyorsun. Ağzına atıyorsun ki domates değil bu. Aaa! Daha önce ağzına süremediğin çorba. Şaşırıyorsun bu durumda. Ama şapur şupur içiyorsun. Misal bu ya... Moleküler Gastronomi yiyeceklerin ve içeceklerin insana zevk ve keyif veren özelliklerini inceliyor. Bu bilime "lezzetli olmanın bilimi" deniyor. Ve bizi alışkanlıklarımızın dışında yeni lezzetler keşfetmeye kışkırtıyor. Hoş değil mi? Beynin tad alma bölümünü kimbilir ne kadar az çalıştırıyoruz? Ve bilmediğimiz kimbilir ne lezzetler var... Sadece karın doyurmak için değil, "tad" almanın zevkine varabilmek için fizik ve kimya çalışmam gerekiyor. Keşke okuldayken daha iyi öğrenseymişim fizik ve kimya derslerini. Hayatımda ne işe yarayacak diye düşünmeseymişim. Gördün mü yemeğin hazzına varabilmek için resmen fizik ve kimya bilmek gerekiyor. Of, çok çalışmam lazım... Çoookkk!