karikatür betimleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karikatür betimleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mayıs 2026 Perşembe

Körler İçin Karikatür Betimleme - Erdil Yaşaroğlu'nun Tavuk Suyuna Çorba Karikatürü

 

Erdil Yaşaroğlu’nun ‘Tavuk Suyuna Çorba’ adlı karikatüründe, hasta bir adam yatağında bitkin halde yatıyor. Üzeri yorganla örtülü olan adamın alnında ter damlaları var. Yanında oturan başörtülü bir kadın, şefkatle adamın alnına dokunarak, ‘Sana bi tavuk suyuna çorba yapıyim, hiçbişeyin kalmaz,’ diyor. 

Pencerenin pervazında bir tavuk var. Öfkeli. Kendi canını kurtarmak isteyen tavuk, kadına sert bir dille çıkışıyor. Çorba yerine modern bir ilaç hazırlamasını isteyerek "Teraflu yapsana orspu teraflu!’" diye sesleniyor.

19 Ocak 2026 Pazartesi

Körler İçin Karikatür Betimleme - John Atkinson / Sisyphus on Vacation

 

John Atkinson'ın bu karikatüründe sahil kenarında geçen bir sahne görüntüsü, arka planda ise sakin bir deniz, ufukta açık mavi bir gökyüzü ve birkaç küçük bulut var. Ön planda, çıplak ayaklı, kısa beyaz bir tunik giymiş, antik Yunan’ı çağrıştıran bir erkek figürü yer alıyor. Bu figür Sisifos’tur.

Sisifos, eğimli bir kum tepesine doğru büyük bir plaj topunu itmektedir. Top, klasik Sisifos kayası yerine kullanılmıştır. Kırmızı, sarı, yeşil ve beyaz renkli, hafif ve eğlenceli bir nesnedir. Ancak eğim diktir ve Sisifos’un bedeni yine öne doğru eğilmiş, tüm gücünü harcadığı hissedilir.

Karikatürün üst kısmında, Sisyphus on vacation, yani Sisifos tatilde yazısı yer alır. 

Sisifos, Yunan mitolojisinde tanrıları kandırdığı için cezalandırılan bir kraldır. Cezası, dev bir kayayı bir dağın tepesine kadar itmektir. Kaya her seferinde zirveye ulaşmadan geri düşer ve Sisifos bunu sonsuza dek tekrar etmek zorundadır. Bu ceza, sonuçsuz ve bitmeyen bir çabanın sembolü haline gelir.


Albert Camus, Sisifos Söyleni isimli kitabında bu kayayı ve onu itme eylemini, insan hayatının saçma- absürt   oluşunun en büyük sembolü olarak kullanır.

Her gün aynı rutine uyanmak, hep aynı şeyleri yapmak, ulaştığını sandığın hedeflerin yeniden başa sarması… Camus’ye göre trajedi, hayatın absürtlüğü değil, bu absürtlüğün farkında olmadan sürdürülmesidir.

Sisifos, kayayı itmekten vazgeçmeyerek aslında başkaldırır. Efsaneye göre tanrılar Sisifos'u bu ceza ile mutsuz etmeyi planlamışlardır. Ancak Sisifos bu durumu kabul edip işini sahiplenince ceza, bir yaşam biçimine dönüşür. Kaderi artık kendisine aittir, ceza verenlere değil.

Karikatüre dönersek ve Camus'un söylenine göre düşürsek, Sisifos tatilde deniz topunu iterek aslında şunu diyor olabilir: 

"Hayat anlamsız bir döngü olabilir ama bu döngü benimdir ve ben bu oyunu kendi şartlarımda yani mesela  tatil modunda oynamaya devam ediyorum."

Bu karikatürü seviyorum. Böyle düşünmek bana iyi geliyor:)

14 Şubat 2025 Cuma

Körler İçin Karikatür Betimleme - Şenol Bezci - Sevgililer Günü:)



Şenol Bezci'nin bu karikatüründe; 

Bembeyaz bir boşlukta, kollarını coşkuyla havaya kaldırmış, gözlerinde heyecan, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle duran bir adam var. 

Sevgiye, aşka kollarını açmış, beklediği o büyük duygunun nihayet kendisine doğru geldiğini hissediyor.

Ve gerçekten de aşk geliyor... ama nasıl!

Yukarıdan hızla düşen devasa, simsiyah bir kalp var. O kadar büyük ki, adamı ezip geçmesi an meselesi. Kalbin etrafında hız çizgileri, şiddetle düştüğünü gösteriyor. 

Adam mutlu bir saflık içinde aşkın ona doğru yaklaştığını düşünüyor, fakat farkında olmadığı şey, aşkın bazen insanın üstüne bir kaya gibi çökebileceği:)


31 Ocak 2018 Çarşamba

Körler İçin Karikatür Betimleme - Şenol Bezci


Görme engelli arkadaşlarıma sinemada film betimlemesi yaptığım gibi, bazan bir arada olduğumuzda karikatür de betimliyorum. Bu kez yanımda değillerdi. Az önce Şenol Bezci’nin yukarıdaki karikatürünü betimleyip Pınar’a, Esra’ya, Bahar’a ve Mahmut’a vatsaptan gönderdim. Yazdıklarımdan karikatürün anlaşılır olup olmadığını sordum. Karikatür betimlemem şöyleydi:

Sıradan, gri bir şehir sokağı düşün. İnsanlar işine gücüne gidiyor ama çok garip bir durum var: Yoldaki herkes, sanki her an bir sel baskını olacakmış gibi beline kocaman, kırmızı-beyaz bir deniz can simidi takmış. 

İşin tuhafı, ortalıkta bir damla bile su yok ama hepsi başı önünde, yılgın ve bitkin bir şekilde yürüyor. Sanki hayat onları her an boğacakmış gibi, o kupkuru asfaltta can simitleriyle hayata tutunmaya çalışıyorlar.

Saat gece yarısını geçmişti. İlk yanıt Pınar’dan geldi:

“Ben Antalya’da Görme Engelliler Satranç Turnuvası’ndayım. Betimlediğin karikatürü anlayabildim. Lakin yanımdaki gören arkadaşlar, karikatürü görmeden bir şey anlamıyorlar. Bana karikatürü gönderir misin? Görsünler de anlasınlar :)”


3 Mayıs 2012 Perşembe

Körler İçin Karikatür Betimleme - Yiğit Özgür


Yiğit Özgür’e ait bu karikatürde iki kadın karşılıklı oturuyor. Önlerindeki sehpanın üzerinde mikrofonlar olduğuna göre sanırım bir televizyon programındalar. Hani kaybolan yakınlarını bulmak için hazırlanan televizyon programları var ya, işte öyle bir program olmalı. 

Kadınlardan biri sanki elinde bir fotoğraf tutuyor. Diğeri ise gözlerinden yaşlar akıtarak, “Otuz dört yıldır görmediğim kocamı arıyorum,” diyor. Röportajı yapan kadın, “Şimdi kaç yaşındasınız?” diye soruyor. Ağlamaklı kadın da “Otuz dört,” diye cevap veriyor. 

Programcı bu cevaba tabii şaşırıyor. Gözleri kocaman açılmış: “Nasıl yaa?” diyor. İlk kadının neden gözyaşı döktüğünü ise son cümlede anlıyoruz: “Ühüüü, evde kaldım ben..."