Günlerden cuma. Aylardan nisan'dı. Sabahtı. Heyecanlıydım. Bugün önemli görüşmelerim vardı. Rakiplerim sadece acenteler değil, devasa bankalardı. Yüreğime tuhaf bir korku çöreklenmişti. Günlerdir hazırladığım teklifleri hatırladım. Emeklerim bir anda heba olabilirdi. Koskoca bankalar bir lokmada beni yutabilirdi. Kafam karıştı. Korktum ben. Sokak kapısının önünde ona rastladım. Minik bir kediydi. Kedi bana güldü. "Korkma" dedi. Sonra ansızın yok oldu gitti. Olduğum yerde kalakaldım. Aklıma Alis geldi. İçimden tekrarladım:
1- Seni ufaltabilecek iksir var.
2- Büyümeni sağlayacak bir kek var.
3- Bazı hayvanlar konuşabilir.
4- Kediler yok olabilir.
5- Harikalar diyarı gerçektir.
6- Canavarlar yok edilebilir.
Hımm. Yedinciyi hatırlayamadım. Başımı yukarıya kaldırdım. Gökyüzündeki bembeyaz bulutlara baktım. Yüreğim güvenli bir sevinçle pırpırlandı. Korkum uçtu gitti. İlkin yazar Lewis Carroll'a, ardından yönetmen Tim Burton'a bir selam çaktım. Emin adımlarla hayata daldım.
- Sence ben delirdim mi?
- Hayır, sadece keçileri kaçırdın. Ama sana iyi bir haberim var. Bütün iyi insanlar böyledir.
(Alice Harikalar Diyarı'ndan)