süha oğuzertem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
süha oğuzertem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2018 Cuma

Nanananooom! Yaşasın! Süha Oğuzertem'in Kitabı Çıkmış:)


Hayal Kahvem'i taradım. Süha Oğuzertem'le  ilgili üç yazı kaleme almışım. Oysa Boğaziçi Üniversitesi  kütüphanesi şahidimdir. Onlarca dergi, kitap karıştırıp, Süha Oğuzertem'in sayısız yazılarını okumuşumdur. Kendisinin haberi yok elbette. Gizli bir fanıyım:)

İzini sürünce, Süha Oğuzertem'in Karşılaştırmalı Edebiyat hocası olduğunu öğrenmiştim. Ayrıca o kadar çok kitaplaşmış Edebiyat tezinde Süha hocaya teşekkür edildiğine denk geldim ki, sanki Süha Oğuzertem kendi yazılarını kitaplaştırmak için hiç uğraşmamış,  hep öğrencilerine el vermiş,  hep öğrencilerine rehber olmuş,  hep öğrencilerine yol göstermiş. Sadece bu kadarını görmek bile çok etkilemişti beni. Müthişti!

Doğrusu, o dergi benim bu kitap senin yazılarının peşinde dolanırken oldukça yorgun düştüğümü hatırlıyorum. Keşke Süha Oğuzertem  yazılarını bir kitapta toplasa diye hayal etmedim değil, yeminle etmiştim. Hayal et, olur elbet, derim ya.  Nanananoom! Felek yüzüme gülmüştü gene... İletişim Yayınları'ndan Eleştirirken adlı Modern Türkçe Edebiyat Üzerine Yazılar'ının kitaplaştırıldığını duymuştum. Durur muyum? Hemen sipariş ettim. İşte kitap bu akşam elime geldi. 

Henüz kitabın kapağındayım. Hakkında Hayal Kahvem'e yazı yazarken, Süha Oğuzertem'in fotoğrafını zor bulduğumu hatırlıyorum. Şimdi ara ara kitabın kapağına bakıyorum. Sanki Süha hoca  kitabında da,  ismiyle-cismiyle görünmek istememiş. Sanki okuruna, "Bodoslama yazılara dal," demiş.  Yoo... Yapamam. Kitap bir süre masada duracak. Kendimi hazır hissettiğimde sayfalarınını aralayacağım. Yazılarını tüm merakımla okuyacağım. Biliyorum  zenginleşeceğim. Şaşıracağım. Fotoğrafındaki tüm ciddiyetine rağmen bence eğlenceli biri. Kitabın bazı satırlarını okurken  gülümseyeceğime  eminim. Du bakalım:)



http://hayalkahvem.blogspot.com/2014/12/bir-oykunun-kesfinden-bir-yazarn_11.html

http://hayalkahvem.blogspot.com/2015/03/kayp-yazarn-izi-ve-hayatn-bilinemeyen.html

http://hayalkahvem.blogspot.com/2015/03/tuhaf-bir-kadn.html

27 Mart 2015 Cuma

Tuhaf Bir Kadın



Leylâ Erbil adını duymaz olur muyum? Elbette biliyordum.  Evvel zaman içinde,  Karanlığın Günü adlı romanını okuduğumu hatırlıyorum. O kadar. Sonra peşini bırakmışım. Ta ki, Süha Oğuzertem'in yayına hazırladığı  Leylâ Erbil'de Etik Ve Estetik kitabına denk gelene kadar. 

Leylâ Erbil'de Etik Ve Estetik,  Leylâ Erbil'in edebiyatta ellinci, yaşamdaki 75. yılını kutlamak amacıyla 2006 yılında yapılan bir sempozyumun derlemesiydi. Satın aldım. Yooo... Okumadım. Önce yazarın bir kitabını daha okuyup, sonra kendi düşüncelerimle sempozyuma katılan yazarların ve akademisyenlerin düşündüklerini karşılaştırmak istiyorum.

Leyla Erbil'in 1971 yılında yazdığı ilk romanı Tuhaf Bir Kadın'ı dün akşam  okumaya başladım. Daha ilk sayfalardan içine çekti beni, cümleleri peşi sıra savruldum. Ve ben Tuhaf Bir Kadın'ı çok sevdim. O kadar çok sevdim ki, kitabı elimden bırakmak istemedim. Kucağımda uyuyup kalmışım.


Du bi... Bugün çok işim var. Çıkmalıyım. Sonra  anlatacağım.

23 Mart 2015 Pazartesi

Kayıp Yazarın İzi... Ve Hayatın Bilinemeyen Gizi


 
Dün. Şahane bahar ikindisi vaktiydi. İstanbul’daydım. Güneşin ılık temasına hiiç aldırmadım. Acele adımlarla kütüphaneye doğru yürümeye başladım. Süha Oğuzertem’in, biri 1992 yılının Defter dergisinde, diğeri ise 2005 yılının Kitap-lık dergisinde yayımlanan iki yazısını bulmanın hayalini kuruyordum. Ve işte... Buldum.

Sonra… 2003 yılının Kitap-lık Dergilerini tararken,  Süha Oğuzertem’in "Kayıp Yazar’ın İzi, Elias’ın Gizi" başlıklı bir yazısı gözüme çarptı. Acaba ne anlatmaktaydı? Okumaya başladım.

Yurt dışındayken, kütüphanenin  az sayıdaki Türkçe kitapları arasında tesadüfen dikkatini çeken, arka kapağında 1991 yılında Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazandığı belirtilen, sonrasında tuhaf bir okuma serüveni yaşadığı  bir kitaptan söz ediyordu. Kitabın adı Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı, yazarı ise  Nurten Ay’dı.

Süha Oğuzertem, Karşılaştırmalı Edebiyat’ın en önemli hocalarından biri. İnceleme yazılarını tek tek topluyorum. Yazıları eski dergilerde olduğu için, genelde kütüphanede buluyorum.  Bu yazısı  gene çok etkileyiciydi.  Sekiz sayfalık incelemesinde, kitapla ve yazarın anlatımıyla  ilgili düşüncelerinden söz ederken, Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı’nın içinde edebi bir şaka sezdiğini yazıyordu. Sanki birisi kitabı yazmıştı. Başka biri  o kitabın yazarıymış gibi rol yapmıştı. Belki de hiç hesapta olmayan bir üçüncü kişi yazmıştı ve  belki yazar olabileceğini düşündüreceği kişinin profilini kitaba yerleştirmişti. Üstelik bu durum yıllardır edebiyatçıların gözünden kaçmıştı. Ayrıca bu kitap çok önemli bir  ödül kazanmıştı. Olacak gibi değildi. Ama Süha Oğuzertem buna inanıyordu. Çünkü ona göre,  resmen kitabın kendisi, gizli gizli yazarının başka biri olduğunu söylüyordu. 

Kitap 1991 yılında ödül kazanmış. Süha Oğuzertem, titizlikle hazırladığı bu incelemeyi 12 yıl sonra 2003 yılında yazmış. Ve yazısını söyle bitirmiş: “Nurten Ay’ın Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı, 1991 yılında Simavi Yayınları tarafından yayımlandı. Adına bakılırsa, kitabın “gizli kalması” baştan planlanmıştı." Yazı merakımı çok kışkırttı. Acaba Süha Oğuzertem’in  şüphe uyandıran bu yazısından sonra neler olmuştu?

Hemen bilgisayar başına oturdum. Konuyu araştırmaya başladım. Bu yazıdan sonra, edebiyat camiasında ortalık epey  karışmış. Ödül kazandığında röportajlar veren Nurten Ay’ın  bir daha hiç kitap yazmadığı, unutulduğu anlaşılmış.  Cem Behar, Süha Oğuzertem, Enis Batur yazmış olabilir mi diye düşünülmüş. Kimseden ses çıkmamış.


Yıllar yıllar  sonra…  Uykuda Çocuk Ölümleri, Kırık Kalpler Terzihanesi,  İnsansız Konağın İkonu, Karadelik Güncesi adlı kitapların yazarı Ali Teoman, Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı’nı kendisinin yazdığını itiraf etmiş. Nanananooom! Hatırladım. Ali Teoman’ın bu kitabını okumuştum. Hatta Hayal Kahvem’e bir yazı bile yazmıştım. Hemen yazımı buldum.  İşte burada... 2011 yılında yazmışım. Kitabı okuyup bu yazıyı yazdığımda, kitabın ve yazarın bu gizem dolu hikayesini elbette bilmiyordum. 

2003 yılının Kitap-lık Dergisi'ndeki yazıya tesadüfen denk gelmiştim. Ali Teoman'ın edebi oyunu, kitabın cümlelerinin izini sürerek bu tatlı edebi aldatmacayı Süha Oğuzertem'in  keşfetmesi nasıl hoşuma gitmişti anlatamam. Hemen yazarı takibe almaya karar verdim. Araştırmaya başladım.  Oturduğum yere çakıldım kaldım. Ali Teoman 23 Mart 2011 tarihinde 49 yaşında ölmüş. Yüreğim fena  halde acıdı. Ve bugün 4. ölüm yıldönümü...   Hayat, sahiden çok acayip...  Bir varmış. Bir yokmuş. Yattığı yer nur dolsun... Benim bütün bunları şimdi öğrenmem bir  tesadüf mü? Gerçekten bilmiyorum. Ama... Kitapları okundukça Ali Teoman'ın hiç ölmeyeceğini çok iyi biliyorum.






11 Aralık 2014 Perşembe

Bir Hikâyenin Keşfinden, Bir Yazarın Keşfine Yolculuk


Ahmet Hamdi Tanpınar'ın hikâyeleri arasında,  beni en zorlayan Yaz Gecesi'ydi. Ne zaman okusam, aklımın erişemediği, açıklayamadığım, çözemediğim bir sır saklıyormuş hissine kapılıyordum.  Bilinmezliğin dayanılmaz çekiciliği bu olmalı... Saklambaç oynayan yeni yetme  çocuk gibi, döne dolaşa  cümlelerini okuduğum halde, mümkünü yok, gizlediğini bulamıyor, sırrına mazhar olamıyordum.  

Keşfetmek için  kıt edebiyat bilgimin, zihnimin dikkat ve gayretinin  yetmeyeceğine kanaat getirdiğimde, sanal ansiklopediye Yaz Gecesi'ni çözümleyen bir edebiyatçı olup olmadığını sordum. Nanananooom!.. İşte bulmuştum... Kitap-lık Dergisi 40. sayı. "Süha Oğuzertem - Gizemli Bir "Yaz Gecesi"nde Freud, Joyce ve Tanpınar"

Gizemli bir Yaz Gecesi... Tamam... Buydu işte!..  Gizemli!
Ayrıca Freud ve Joyce... Ahmet Hamdi Tanpınar'ın okuruyla oynadığı oyunun içinde  bambaşka oyuncular varmış demek ki... Yemin ederim,  Freud ve Joyce'un da işin içinde olduğunu kırk yıl düşünsem aklıma getiremezdim. Nerden bilebilirdim? Neyse. “Bilmemek değil öğrenmemek ayıptır bizim köyde. Okuyunca öğreneceğim. Ne güzel!" dedim.  Tüm hevesimle yazıyı aramaya koyuldum.

Binlerce kasırga aşkına...  Bu sayı tam on dört yıl öncesine, 2000 yılına aitti! 
Fıtratım gereği önce yıkıldım tabii... Sonra hemen toparladım kendimi...  Bilgisayar başına oturdum. Sanal ansiklopediye bu kez, Süha Oğuzertem kim, diye sordum.  Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü hocasıydı. Hakkında yapılan yorumlara göz gezdirdim. "Karşılaştırmalı Edebiyatın ustası... Zaman canavarı... Disiplinler arası çalışıp disiplini her anlamda yaşamına sokan bir bilim insanı... Karşılaştırmalı Türk Edebiyatı onsuz düşünülemez...  Düşünceli... İyiliksever... Hemen her konuda özenli...  Az yazdığından pek bilinmeyen memleketin edebiyat eleştirisi alanının en önde gelen eleştirmen - akademisyeni... "  Hay canına sayın seyirciler!  Resmen gizemli bir hikâyenin keşfinden gizemli bir yazarın keşfine yolculuk yapıyordum.

Bir kaç sahafa Kitap-lık dergisinin 40. sayısını sordum. Yok! Sanal kitapçılarda dolandım. Yoklar silsilesi. Tükenmiş. Bulamıyordum.

Dün  İstanbul'da  işim  vardı. Marş marş  Boğaziçi  Üniversitesi'nin kütüphanesine gittim. Kitap-lık Dergisi'nin 40. sayısını ve  99. sayfasındaki aradığım yazıyı buldum. Derginin tamamının  fotokopisini çektirdim. İşte elimde… Çok mutluyum! 

Doğrusunu söylemem gerekirse, Süha Oğuzertem'in,  Yaz Gecesi hakkındaki gizem dolu yazısını henüz okumadım. Bu yazıyı o kadar çok aradım ki...  Biraz nefeslenmeliyim. Yoruldum:)