tamirci çırağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tamirci çırağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2012 Pazartesi

Cem Karaca Ve Öykülü Şarkılar - 2.


Akşam işten eve dönerken, yol çalışması sebebiyle trafik oldukça yoğundu. Araçlar gıdım gıdım ilerliyordu. Bir ara hiç hareket edemez olunca, kontağı kapattım. Motoru tamamen durdurdum. Huysuzlanmadım. Canımı hiiçç  sıkmadım. Hemen kendime bir oyun uydurdum. Gözlerimi kapadım. Torpido gözündeki müzik cd'lerinden "Kısmetime ne çıkarsa" diyerekten birini tuttum, çıkardım. Lale devri  çocuğuyum ben. Şarkılardan fal tutmayı severim. Neyi çektiğime hiç bakmadım. Hemen müzik çalara ittim, merakla dinlemeye başladım. Off!.. Bu şarkıyı var ya... Yıllardır dinlerim. Bu şarkı her defasında yine yeni yeniden beni perişan eder.  Kısmetime çıkan şarkı Tamirci Çırağı'ydı... Ve o eşsiz sesiyle Cem Karaca söylemeye başladı... "Gönlüme bir ateş düştü, Yanar ha yanar yanar, Ümit gönlümün ekmeği, Umar ha umar umar..." Ne müthiş şarkıdır!. Cem Karaca'nın hastasıyım. O, sadece şarkı söylemez, aynı zamanda müthiş bir öykü anlatıcısıdır. Kararımı verdim. Hemen oyunuma başladım. İpince, kara kuru  bir tamirci çırağını hayalimde canlandırdım. Üstündeki tulumları kirli, eski püskü... Olsun varsın... Bu şarkıdaki tamirci çırağının hayranıyım. Ekmeğini elleriyle kazanan bir emekçidir.  Sonra O!.. O genç kız gelir...  Otomobilini tamire gelmiştir dün tamirhaneye... Bilirsin ya hani... Ak, yumuk yumuk elleri, ojeli tırnakları olan bir genç kızdır.  Ayağında uzun etek... Heyyy... Dalga dalga saçlarıııı...  Of! Aşk beklenmedik zamanlarda çarpmaz mı insanı?  Bizim tamirci çırağı da görür görmez vurularak sevmeye başlar kızı... İyi ama tamirci çırağının elleri... Nerelere saklasın ellerini?  Of... Kimbilir nasıl utanır gurur duyması  gereken emekçi ellerinden... Nerelere gizleyeceğini bilemez, avucun nasırlarını... Ustası kaçın kurasıdır. Çocuğun vaziyetini anlar. Seslenir uzaktan... "Oğlum al takımları!"...


Bu şarkıdaki tamirci çırağını sevmemin bir nedeni de roman okuyor olmasıdır.  Genç kızı görür görmez hissettiklerini daha önce hiç kimseye hissetmemiş olduğunu farkeder...  İlk  kez aşık olmaktadır. Diğer yandan bu duygular kendisine hiç yabancı değildir.  Çünkü  hatırlar... Cildi parlak, pahalı bir kitapta buna benzer bir şeyi okumuştur. Okuduğu romanda ne olmuş, nasıl olmuşsa, yine böyle bir durumda tamirci çırağına  aşık olmuştur bir genç kız. O gün... Çocuk nasıl heyecanlıdır anlatamam... Ustasına "Bugün giymeyim tulumları." der. Giymez. Arkası puslu aynasında tarar saçlarını... Kız arabasını geri almaya tamirhane gelecek... Ve o romandaki hayali belki gerçek edecek...


Öykünün en hüzünlü bölümüne geliriz. Hımm...  Kız kapıdan içeriye girer... Sanki dünya durur... Sanki zaman durur... Tamirci çırağı gözünü ayırmadan, kıza öylece bakakalır. Sonra arabasının kapısını açar. Açar girsin içeri. Kız hilal kaşlarını kaldırarak, şöyle bir çocuğa bakar. En zalim soruyu sorar...  Der ki... "Kim bu serseri?" Egzoz doldurarak basar gaza çeker gider. Of!.. Şarkının tam burasına geldiğimde... Cem Karaca, şarkının tam bu bölümünü söylerken... Sadece tamirci çırağının değil, benim gözüme de her defasında tomurcuk yaşlar dolduğunu hissederim.  Ustası gelir sırtına vurur. "Unut" der "romanları... İşçisin sen işçi kal... Giy!" der... "Giy, tulumları"...  Öykü biter. Şarkı biter. Ömür biter. Yol bitmez...  

Yol açıldı nihayet.... Arabamı hareket ettirdim. Tamirci çırağının okuduğu, cildi parlak, pahalı kitabı gene fena halde merak ettim.