tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Nisan 2016 Cumartesi

İnsan Alemde Hayal Ettiği Müddetçe Yaşar

Bu hafta, bir gün film festivali için İstanbul'a kaçtım ama kalan dört günde deli gibi çalıştım. Kurumsal işler, debdebeli teklifler,  çapariz hasarlar derken  ha babam de babam koşturdum. Üstüne hayal kırıklıkları, yürek çarpıntıları, uyku kaçıran kırgınlıklar bindi. Farkına varmamışım. Nasıl yorulmuşum anlatamam. Resmen pilim tükenmiş.



Sırt çantamı toplasam... Şöölee... Sakin bir yere kaçsam. Dünyanın gelmişini geçmişini boş versem. Bodoslama iç alemime dalsam. Kimseciklerle konuşmaksızın kendi kendime kalsam.  




Sonraa... Uzansam rahat bir yatağa...  Bir dergiyi bırakıp öbür kitabı kapsam. "Oh yaa!.. Ne güzel çalışmamak... Arkasından dinlenmek." diye bağırsam. 

Denesem, bu hayallerimi  yapabilir miyim ki? Amaannn! Ne olacak, hayali bile yeter. Ne demiş şair... İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar:)


not
başlık/yahya kemal beyatlı dizesi 
resimler/gibrat çizgi roman kareleri

14 Ağustos 2015 Cuma

Hayal...

“Paramın çıkışacağı kadar bir bilet alsam.
Ve kimseler bilmeden kaçacağımı bu küçük şehirden, atlasam trene…”

(tatile gitsem:)

Rüştü Onur


15 Ağustos 2012 Çarşamba

İş Arası - Aganta Burina Burinata!

"....babam da yanık sesiyle, "Sakın ha, denizci olayım deme!" derdi. 
Ne var ki kasabanın bütün sokakları, her ne kadar sağa sola sapsalar da eninde sonunda denize çıkıyorlardı."
Halikarnas Balıkçısı /Aganta Burina Burinata 


Az önce arkadaşım "Bayramda Bodrum'a mavi yolculuğa gidiyorum. " deyince, "Güle güle git, güle güle gel. Çok eğlen." demedim. Evet demedim sahiden. Allahım! Onun yerine ne dedim biliyor musun? "Aganta burina burinata!" dedim. Tabiyatıyla önce ünlem, sonra soru işareti şeklinde bir ışık yanıp söndü gözlerinde. Ben ise gözlerimi yere devirip kirpiklerimin arasından muzurca ona  gülümsedim.  "Şeyy! Bu söylediğim  Halikarnas Balıkçı'sının bir kitabının ismi." dedim.  Bir şey sormadı. Gerisini hiiç  merak etmedi. Tatil heyecanıyla sevinçli bir telaş içindeydi zaten. Vedalaştı gitti. Ben ise olduğum yerde gene kendime şaştım kaldım. İnanmayacaksın biliyorum ama arkadaşımdan önce ben çoktan  Bodrum'daydım. Nereden aklıma gelmişti şimdi aganta burina burinata değil mi? Ya Halikarnas Balıkçısı? Asıl ismiyle Cevat Şakir Kabaağaçlı yani? Bunca yıldan sonra üstelik çok kitabını okumamışken nereden aklıma gelmişti de beni  oturduğum yerde  köyümden mavi yolculuğa sürüklemişti?  Ayrıca yıllar vardı ki, tek kitabını elime almamış hatta uzun zamandır adını bile duymamıştım. Kimdi peki?  Cevat Şakir 1886 ile 1973 yılları arasında yaşamış. Şakir Paşa'nın oğlu. Robert Kolej'den sonra Oxford'ta Tarih eğitimi görmüş. İtalya'da yaşamış. Karikatür ve resimler çizmiş.  Çevirler yapmış, gazete ve dergilere yazılar yazmış. Gazetede çıkan bir yazısı sebebiyle tutuklanmış.  Bodrum'a sürgüne gönderilmiş. Bir de çok açık olmayan, sırlı bir baba katli vakası var. Çok enteresan bir örnektir Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın hayatı bence. İnsan ne oldum dememeli ne olacağım demeli denir ya hani... Tam öyle... Kırkından sonra  hayatı resmen başkalaşım geçirmiş.   Bir paşa oğlu, varlıklı, köklü bir aileden gelen, en iyi  okullarda eğitim almış, Avrupa'nın en sükseli hayatını yaşamış  Cevat Şakir birdenbire yaşamının orta yerinde tüm geçmişine sünger çekmiş. Bambaşka biri, Bodrum'un Halikarnas Balıkçısı oluvermiş. Yani halktan, balıkçılardan biri oluvermiş. Hemen uyum göstermiş yeni yaşamına...  Ne güzel!.. Yelken halatlarını sıkı tutmuş... Asla bırakmamış. Bir nevi aganta burina burinata vaziyeti yani. Kitaplarını yazmış. Az aş ve az üst baş ile çıktığı deniz yolculuklarıyla  Bodrum'da mavi yolculuğun başlamasına öncülük etmiş. Kitaplarını yazmış. İşte arkadaşım Bodrum'a mavi yolculuğa gidiyorum deyince, hafıza dediğim tuhaf kutu çekmecesinden çıkarıp aganta burina burinata'yı önüme getiriverdi. Bildiğim kadarıyla  aganta burina burinata bir denizcilik terimiydi. Bencileyin deniz seven birinin unutması mümkün mü bu tekerleme gibi terimi? Mümkün değil. Şahane bir anlamı var üstelik...  "Yelken halatlarını sıkı tut, bırakma" demek. Kimi zaman hayat üstüme üstüme geldiğinde... Daraldığımda yani... Bıkkınlık duyduğumda yaşananlardan... Bir görünmez el boğazımı sıktığında hani... Olmaz öyle şeyler deme... Oluyor...  Ne bileyim, anlarsın ya insanlık hâli işte. O zaman "Aganta burina burinata" diye seslenirim bazan biliyor musun? Kitap ismi diye hatırlamam da... Öylesine fısıltıyla dudaklarımın arasından  bir hayal gibi tekerlenip yuvarlanıverir. "Yelken halatlarını sıkı tut, sakın bırakma!" Heyy! Ben bu yazıyı yazarken dalıp gitmişim uzaklara uzaklara...  Du bi... Dönmeliyim işe. Toparlamalıyım işlerimi... Tamam. Çıkıyorum ben... Molam bitti. 

NOT: Düş Sokağı Sakinleri'nin Aganta Burina Burinata adlı videosu.