Daldan dala filmler seyrettim...
10 Eylül 2025 Çarşamba
Kendimi Eylediğim Zamanlar...
Daldan dala filmler seyrettim...
6 Eylül 2025 Cumartesi
İnsan Halleri...
Şans...
" İnsanlar hayatın büyük ölçüde şansa bağlı olduğunu kabullenmekten korkuyor.
Bir çok şeyin kontrolümüz dışında gerçekleşiyor olması ürkütücü.
Tenis maçında topun filenin üst kısmına çarptığı anlar vardır.
Bir an için top ileri de gidebilir geri de düşebilir.
Şansınız varsa ileri gider. Ve kazanırsınız.
Ya da geriye düşer. Ve kaybedersiniz....."
Match Point'ten film repliği
5 Eylül 2025 Cuma
Çektim Vurdum...
3 Eylül 2025 Çarşamba
Seni Seviyorum...
27 Ağustos 2025 Çarşamba
Hasar Tespit Çalışmaları...
-film kareleri-
eternal sunshine of the spotless mind adlı filmden
-tespitler-
19 Ağustos 2025 Salı
İnsan Yürek Acılarını Sevmeli.
"Çölde
Bu gün hep arazide koşturup durunca, eve gitmeden önce kahve molası vermek istedim. Yumuşak adımlarla köşedeki kafeye doğru ilerledim. İlk güz rüzgarı tatlı tatlı esmekteydi. Rüzgârın tenimi üşütmesi hoşuma gitti. Bu esinti, daha bir kaç hafta önce nasıl değişik tat veriyordu. Sıcaktı. Yakıyordu. Şimdi… Sonbaharda farklı. Artık serin esiyor. Diriltici. Önümüz kış. Kimi zaman dondurucu olacak. Sertleşecek. Bazan önünde ne varsa peşi sıra sürükleyecek.
Mevsimler, hayatlar gibi kendi mecralarında akıp gidiyor, diye düşünerek yürümeyi sürdürdüm. Omuzlarıma uzadığından beri saçlarımı artık hiç toplamıyorum. Yürürken esintinin ritminde saçlarımın dans etmesini, kimi zaman yüzüme doğru uçuşan saçlarımı tek elimi enseme sokarak arkaya ittirmeyi, mutlulukla alınan her nefesi, sağlıkla atılan her adımı, özgürce dolaşmayı, bilmediğim yepisyeni duygularımın varlığını keşfetmeyi seviyorum. Bir zamanlar böyle miydim? Bana hüzün veren her durumda dünyanın sonu geldi diye düşünürdüm. Gene olmuyor mu? Oluyor elbette. Ama o eski günleri iyi ki yaşamışım diye düşünüyorum. Size bir şey söyleyeyim mi? Anılar acı bile olsa beyaz tülbentlere sarılıp saklanmalılar. Sonra ömrün farklı mevsimlerinde çıkarılıp merhem niyetine hayata sıvanmalılar.
18 Ağustos 2025 Pazartesi
Minik Vazo, Kocaman Sevinç...
17 Ağustos 2025 Pazar
Kendimi Eylediğim Zamanlar...
21 Temmuz 2025 Pazartesi
Kendimi Eylediğim Zamanlar...
Heyoo! Bu mozaik sehpayı ben mi yapıyorum?
20 Temmuz 2025 Pazar
Fotoğrafın Dili ve Masalın Sesi: Ayak İzleri
Bazan bir fotoğraf, bir masalın kapısını aralar. Fotoğraf sanatçısı Ali Borovalı’nın kumdaki ayak izlerini gösteren karesi, Judith Liberman’ın kitabında okuduğum, kalbime dokunan Ayak İzleri masalını anımsattı. Aklımda kaldığı haliyle, anlatmak istedim…
Sessizliğin dalgalarıyla konuşmak için bir kayanın üstüne oturur. Etrafa bakınır. Kimseler yoktur. Sessiz bir yürüyüş yapmıştır kumsalda. Ama gözleri, kendi ayak izlerinin yanı sıra bir çift iz daha görür kumda. Şaşırır.
Hayatının tüm anılarını gözden geçirir. Evet, gerçekten de ne zaman geçmişe dönse, o ayak izleri hep yanındadır. Sanki biri, hayat boyunca sessizce eşlik etmiştir ona. Bu düşünce içini sıcacık bir sevgiyle doldurur.
Derken... zor zamanlarını hatırlar. Acı çektiği, dizlerinin çöktüğü, yalnız kaldığını hissettiği günleri... Yürümeye dermanının kalmadığı anları... Ve fark eder ki, işte tam da o zamanlarda yalnızca bir çift ayak izi vardır. Kendi ayak izleri.
Hüzünlenir. İçine ince bir sızı düşer. “Neden?” diye geçirir içinden. “Neden en çok ihtiyacım olduğunda yalnız bırakıldım?” Öfke kıpırdanır kalbinde.
Tam o anda, derinlerden gelen bir ses işitir:
- Her zaman seninleydim. Bu yüzden hayatına baktığında iki çift ayak izi görüyorsun. Ama yürüyemeyecek kadar yorulduğunda... seni kucağıma aldım. O yalnız gibi görünen izler, senin değil... benim ayak izlerim.










