27 Ekim 2011 Perşembe

Sinemada Oynadığım Farzetme Oyunum 7 - Nesibe


Eski huyumdur. Çocukluğumdan beri  insanları seyretmeyi severim.  Bu huyum sayesinde can sıkıntısı diye bir şey bilmem. Aynı bir sinema perdesine bakar gibi mütemadiyen insanları seyredebilirim. Kim olduklarını, neler düşündüklerini tahmin etmeye girişmek hoşuma gider. Özellikle sinemaya gittiğimde oynadığım farzetme oyunum vardır. Film başlamadan önce, sinemanın loşluğunda kendilerini oturdukları koltuğa rahatça bırakan seyircileri belli etmeden seyrederim. İnsanların suretlerinde kitaplarda okuyup hafızamın kuytu çekmecelerine kendiliğinden yerleşmiş irili ufaklı roman kahramanlarının izlerini  sürerim. Bu benim için anlatılmaz heyecan verici bir oyundur. İnsanların görüntülerinden çok iç dünyalarını görmek, duygularına erişmek isterim. Sinemanın o efsunlu loşluğunda etrafıma bakınırım. Bu insanların kim bilir ne sırları, ne korkuları, ne huzursuzlukları vardır diye aklımdan geçiririm.  


Bu ay Filmekimi için Beyoğlu'na gittiğimde,  Emek Sineması'ının  girişindeki film afişlerine bakan kız gözüme ilişti. Onaltı - onyedi yaşlarındaydı. Güzel ütülenmiş ak bluzu, renkli karelerle bezeli eteği, sıkı taranıp atkuyruğu bağlanmış saçlarıyla, daha çok babasını ya da ağabeysini bekleyen iyi bir aile kızı  görünümü veriyordu. Yanağındaki kırmızılığı  eliyle kapatmaya çalıştığını anladığım an, onun Füruzan'ın Benim Sinemalarım adlı öyküsündeki Nesibe olduğunu farzettim. Ailesi yoksuldu. Okuyamamış, Beyoğlu'nda bir dükkanda çalışmaya başlamıştı. Sinemayı çok sevdiğini hayal ettim. Kendi yaşadığı mahalleyi, evi beğenmiyordu. Sinemada seyrettiği yerlere gitmek, filmlerdeki hayatları yaşamak istiyordu. Sevdiği genç denizciydi. Onunla birlikte Mısır'a, Afrika'ya gidebileceğini düşünmekten mutluluk duyuyordu. Filmlerdeki hayatları kendi hayatında  gerçekleştiremeyince öfkeli ve hırçın olmuştu. Ne yazık ki varoşlarda yaşayan kızları şehir hayatının cazibesi etkiliyordu. İstedikleri hayatı yaşamaya kalktıklarında bunu bedenleriyle ödemek durumunda kalabiliyorlardı. Nesibe annesi ve babasıyla yaşıyordu. Annesi namuslu görünse de iki yüzlü bir kadındı. Para gelecek diye kızın yaşlı erkeklerle gezindiğini bildiği halde ses çıkarmıyordu. Ama genç bir erkek arkadaşı olmasından rahatsızlık duyuyordu. Annesi kocasına  bu genç çocuğu söylecekti. Babası o gece kızı fena halde dövecekti. Acaba kızın örtmeye çalıştığı yanağındaki kırmızılık, babasından korunamadığı ilk tokatın kabarıklığı mıydı? 

 
Saçındaki gevşemeye yüz tutan tokasını sıkıladı.  Bakışlarıyla caddeyi taradı. Bakmasını direnerek sürdürdü. Filmin başlama saati gelmişti. Önümsıra sinemaya yürüdü. Kederli gözlerle etrafına bakındı. Çantasından mendilini çıkardı. Dünyanın en önemli işini yapıyormuş gibi elindeki mendile baktı. Tükürüp ıslattı, yanağında katılaştığını düşündüğüm acının üstüne bastırdı. Biletçinin gösterdiği koltuğa oturdum. Tam o anda sinemanın  ışıkları karardı. Film başladı.  Ben "Nesibe" olduğunu farzettiğim genç kızı unuttum. Beyaz perdenin  o muazzam illüzyonuyla usulca filmin mecrasına  aktım.

   
NOT:  Füruzan'ın Benim Sinemalarım adlı öyküsündeki bazı cümleleri  bu yazıya alıntıladım.

10 yorum:

  1. Güzel:))
    Füruzan dendi mi 10 dakika saygı duruşuna geçerim. Elimde "Benim Sinemalarım"ın ilk baskısı var, okunmaktan eprimiş, 5-10, belki de daha fazla. Ama benim için "Parasız Yatılı" kitabındaki "Edirne'nin Köprüleri"nin yeri ayrıdır.
    Neyse Nesibe'ye selam, bu tarz oyunlara devam:))

    YanıtlaSil
  2. yaaa.. bu ne harika bi yazı!
    off aklıma benim sinemalarım filmi geldi. hülya avşar'ı o filmle çok sevmiştim. kitap olduğunu bilmiyordum hemen alıp okucam!

    YanıtlaSil
  3. Selam Leylak Dalı, birlikte saygı duruşuna geçelim:) Füruzan'ın "Bir Sevdalı Yaz"'ı her yaz üzerinden geçilesi bir kitaptır. "Gül Mevsimidir" peki? Var mı öyle güzel bir aşk öyküsü.. Bir ara yazmak niyetindeyim. Du bakalım..

    Füruzan'ın dili anlatılmaz güzelliktedir değil mi? Bilenler bilir. İlla okumak gerekir.

    Bende oyunlar bitmez ki. Devam. Peki:)

    YanıtlaSil
  4. Selam Mia Wallace, evet bu öykü filme de uyarlanmıştı. Mia, Füruzan'ı sahiden okumalısınız.
    Okumamak büyük kayıp. Çok sevinirim:)

    YanıtlaSil
  5. Bence Füruzan'ın bütün öykülerini yazmalısın, herbiri ayrı taddadır zira. Mesaadet Hanım ve Rüştü Şahin, isimleri bile şiir gibi:)) Hayatta en çok Füruzan olmak istemişimdir, daha doğrusu onun gibi yazabilmek. Tüm yazdıklarının her birini en az 3 kere okumuşumdur. 2 yıl önce tanışmak ve sohbet etmek şansını da buldum. 70 küsur yaşındaki kadının görüntüsüne inanamadım, genç kızlar haltetmiş:))
    Güzel bir gün olsun artık...

    YanıtlaSil
  6. Görüntülerden esinlenip yola çıkan insanların yazdıkları yazıları daha çok seviyorum.

    YanıtlaSil
  7. Merhabalar,

    Cumhuriyet Bayramımızı kutlar; sağlık,huzur ve mutluluk içinde daha nice Cumhuriyet Bayramları kutlamanızı can-ı gönülden dilerim.

    "Değirmenden Mektup Var" isimli blog sayfamın http://yazblogcu.blogspot.com olan link adresi; http://degirmendenmektupvar.blogspot.com olarak değişmiştir.

    Selam ve dualarımla.
    Recep Altun

    YanıtlaSil
  8. Leylak Dalı, sanırım yarın Füruzan'ın doğum günü.
    Yaşsız bir kadın bence Füruzan ama Parasız Yatılı'yı 1971 de çıkardığına göre tam 40 yaşında olmalı:) Bugünlerde Füruzan'ın öyküleri arasında dolanmanın tam zamanı... Sağolun.

    YanıtlaSil
  9. Beğenmenize sevindim Vladimir. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  10. Selam Recep Altun, Ben de Cumhuriyet Bayramımızı kutluyorum. Sağolun.

    YanıtlaSil