Bil bakalım ben ne yaptım? Bugün... Hem de tüm gün... İşim ofiste değil arazideydi tamam mı? Akşam üzeri ofise yorgun dönmüştüm. Arabamı park edip indim. Kapılarını kilitledim. Allahım! Sonra ne yaptım biliyor musun? Ben var ya.. Ofise değil denize doğru yürüdüm. Hava nasıl soğuktu anlatamam... Buz!.. Buz!.. Hem yürüyor, hem "Niye işe gitmiyorum? Ben bunu niye yapıyorum?" diye aklımdan geçiriyordum. Oldukça tuhaftı durumum... Tam deniz kenarına gelinceee.. Uzaktan kumandayla basılmış gibi düğmeme... Zıp diye birdenbire durdum. Kendime mukayyet olamıyordum. Adeta bir robot gibi davranıyordum. Hoop, sanki bir reverans yapar gibi yere doğru eğildim. Ayakkabılarımın bağlarını çözdüm. Ayakkabılarımla, çoraplarımı çıkardım. Pantolonumun paçalarını katladım. Doğruldum. Yürümeye başladım. Peki nereye yürüyordum bil bakalım? Ben var ya... İskelenin ucuna doğru yürüyordum... Soğuk mu? Yooo... Ne yalan söyleyeyim, soğuğu filan hissetmiyordum. Üzgün değildim. Gene de bu soğukta bu halim kendime bile normal gelmedi... "Yoksa ben intihar mı edeceğim?" diye aklımdan geçirdim. Bu düşünceye hiiçç takılmadım. Parmaklarımın ucunu "Cup!" diye denize daldırdım. Nanananooommm!... İşte o anda anladım. "Cemreee!... Bugün suya cemre mi düştü yoksa?" diye bağırdım. Ben var ya... Cemre suya düşünce, hava soğuk filan demem, ayaklarımı denize sokarım illa... Düşünsene... Cemre suya düşünce, dolaşmaz mı yeryüzünün bütün sularını, okyanuslarını, nehirlerini, derelerini sence? Dolaşır elbette... Biyoloji dersinde ne öğrenmiştik? Bilirsin, hani vücudumuzun dörtte üçü sudur ya... Parmaklarımın ucu dokunur dokunmaz cemre düşmüş deniz suyuna... Bir cemre geçiverir cemre düşmüş deniz suyundan parmağımın ucuna.. Ordan da hemen geçer vücuduma... Ah!.. Bak şimdi... Cemre artık bende dolaşmaya başlar. Ne güzel değil mi?!.. Bilirim... Başka bir denizde... Okyanusta... Mesela Afrika'da, Küba'da, Hindistan'da, Avusturalya'da, ya da ne bileyim Antartika'da... O kıyılarda... Cemre düştü diye, ayağını denize sokan benim gibi biri vardır illa, öyle değil mi? Biliyorum varlar. Ne vakit ayağımı soksam cemre düşmüş suya... Bir an gözlerimi kaparım. Zencisi, beyazı, müslümanı, yahudisi, urumu... İsporcusu, ihtiyarı, veremi... Kiminin saçı uçar... Kiminin eteği... Yüreğimde hissederim herbirini. Senede bir kere yaparım ben bunu. Bu benim kendi kendime oynadığım cemre törenim. Hayat dediğin nedir ki? Hayat bana göre tekrarlanan küçük törenlerin bileşkesi.. Heey! Bir dakika... Ayağımı cemre düşmüş suya sokunca... Sence o insanlar da beni hissetmişler midir acaba? Aaaa! Kelebek etkisi dedikleri bu muydu yoksa:)
27 Şubat 2012 Pazartesi
Bil Bakalım Ben Ne Yaptım?
Bil bakalım ben ne yaptım? Bugün... Hem de tüm gün... İşim ofiste değil arazideydi tamam mı? Akşam üzeri ofise yorgun dönmüştüm. Arabamı park edip indim. Kapılarını kilitledim. Allahım! Sonra ne yaptım biliyor musun? Ben var ya.. Ofise değil denize doğru yürüdüm. Hava nasıl soğuktu anlatamam... Buz!.. Buz!.. Hem yürüyor, hem "Niye işe gitmiyorum? Ben bunu niye yapıyorum?" diye aklımdan geçiriyordum. Oldukça tuhaftı durumum... Tam deniz kenarına gelinceee.. Uzaktan kumandayla basılmış gibi düğmeme... Zıp diye birdenbire durdum. Kendime mukayyet olamıyordum. Adeta bir robot gibi davranıyordum. Hoop, sanki bir reverans yapar gibi yere doğru eğildim. Ayakkabılarımın bağlarını çözdüm. Ayakkabılarımla, çoraplarımı çıkardım. Pantolonumun paçalarını katladım. Doğruldum. Yürümeye başladım. Peki nereye yürüyordum bil bakalım? Ben var ya... İskelenin ucuna doğru yürüyordum... Soğuk mu? Yooo... Ne yalan söyleyeyim, soğuğu filan hissetmiyordum. Üzgün değildim. Gene de bu soğukta bu halim kendime bile normal gelmedi... "Yoksa ben intihar mı edeceğim?" diye aklımdan geçirdim. Bu düşünceye hiiçç takılmadım. Parmaklarımın ucunu "Cup!" diye denize daldırdım. Nanananooommm!... İşte o anda anladım. "Cemreee!... Bugün suya cemre mi düştü yoksa?" diye bağırdım. Ben var ya... Cemre suya düşünce, hava soğuk filan demem, ayaklarımı denize sokarım illa... Düşünsene... Cemre suya düşünce, dolaşmaz mı yeryüzünün bütün sularını, okyanuslarını, nehirlerini, derelerini sence? Dolaşır elbette... Biyoloji dersinde ne öğrenmiştik? Bilirsin, hani vücudumuzun dörtte üçü sudur ya... Parmaklarımın ucu dokunur dokunmaz cemre düşmüş deniz suyuna... Bir cemre geçiverir cemre düşmüş deniz suyundan parmağımın ucuna.. Ordan da hemen geçer vücuduma... Ah!.. Bak şimdi... Cemre artık bende dolaşmaya başlar. Ne güzel değil mi?!.. Bilirim... Başka bir denizde... Okyanusta... Mesela Afrika'da, Küba'da, Hindistan'da, Avusturalya'da, ya da ne bileyim Antartika'da... O kıyılarda... Cemre düştü diye, ayağını denize sokan benim gibi biri vardır illa, öyle değil mi? Biliyorum varlar. Ne vakit ayağımı soksam cemre düşmüş suya... Bir an gözlerimi kaparım. Zencisi, beyazı, müslümanı, yahudisi, urumu... İsporcusu, ihtiyarı, veremi... Kiminin saçı uçar... Kiminin eteği... Yüreğimde hissederim herbirini. Senede bir kere yaparım ben bunu. Bu benim kendi kendime oynadığım cemre törenim. Hayat dediğin nedir ki? Hayat bana göre tekrarlanan küçük törenlerin bileşkesi.. Heey! Bir dakika... Ayağımı cemre düşmüş suya sokunca... Sence o insanlar da beni hissetmişler midir acaba? Aaaa! Kelebek etkisi dedikleri bu muydu yoksa:)
Etiketler:
cemre,
deniz,
kelebek etkisi,
su
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

30 yorum:
İmrendim. Ne güzel kaleme almışsın hislerini ve yaşadıklarını.... Bu da materyalist dünyada özgürleşebilmenin bir başka yolu işte...
Dun okyanusu gorebilecegimiz bi yere gitmek istemistim. Demek cesaret edip buzlanmaya ve kara aldirmadan suya yuruseymisiz kelebegi hissederrmisiz :) Sevgiler..
Yüreğine cemre düşmüş senin.. Ne güzelll bir tören!
bırak diğer insanları cemre de hissetmiştir seni, ritüellerine devam et geleceği gelmişi yaşarken, geçmişi anmak senin tabirinle hoşça bir bileşke
Selam Aradia, hani "Bu da materyalist dünyada özgürleşebilmenin bir başka yolu işte..." demişsiniz ya.. Farkında olmadan beceriyorum demek ki:)
Ne iyi:))
Selam Demlikalem, ah keşke yapsaydınız:) Kimbilir nerdesiniz?
Selam Bozbek, bende törenler bitmez bitmez:) Her şeyi tören formuna sokmakta üstüme yoktur. Abartmakta ise.. Şöhretim büyüktür:)
Kendini koyuvermek, salıvermek dilediğini yapmasına izin vermek ne güzel bir duygu olsa gerek..
:) kaleme sağlık yazılar çok keyifli,
hayatı anlamlandıran bizleriz, cemre iyi gelmiştir hem bedene hem ruha, törenlere ve oyunlara devam ne mutlu
ah ben bunu niye düşünmedim.madem suya düşen cemreyi vücuda almayı sağlıyor.keşke ben de dün mudanya'ya gideydim.şakır şakır yapmur altında hem yerden hem gökten suyla yıkanaydım. neyse bir şansım daha var.cemra toprağa düşünce yalınayak yürüyüp,ağaçlara sarılırsam cemreyi vücuduma alabilirim.hatırlatır mısın bana? :))
Selam Günay, teşekkür ederim. Sahiden dikkat edersek hayat hep tekrarlanan şeylerden ibaret. Sabah kalvaltısı sözgelimi. Her sabah tekrarlarız. Mühim olan şairin dediği gibi "kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı":) Gece tıpış tıpış yatağa gideriz. Rüyalar alemi insanı kışkırtmalı:) Cemre yılda üç kez düşer. Havaya, suya, toprağa.. Tabii bütün dünyaya... O günler küçük bir tören yapıp, cemre hissedilmeli. Ohoo.. Daha neler neler.. Doğumlar,ölümler.. Sürekli tekrarlanan şeyler. Hayat tekrarlanan törenlerin bileşkesi:))
Sanırım hayat böyle bi şi...
Selam Don Kişot, iyi gelmez mi? Hayatı anlamlandıran bizleriz gerçekten. Ve büyük, pahalı zevkler, hayaller inanıyorum ki gelip geçici.. İnsanın kendi kendine tekrarladığı küçük törenleri illa olmalı:))
Selam Kara Kitap, denize ayak sokmak gerekmez. Heryerde deniz yok ya. Daya ağzını musluğa! İç doya doya:)
Geçen sene ben böyle bir tören yapmıştım. Ağzımı musluğa dayamıştım. Ağzımdan giren cemre, gitti yüreğime göz kaşla işaret etti. Yüreğim hop hop hopladı. Sonra beni kimse durduramadı:) O film festivali senin, bu filmekimi benim, o dali sergisi senin bu van gogh sergisi benim:)) Cemre cup diye damlarsa bir yüreğe, durulmaz o bünye:))
Selam yaşamak budur .Ne hissediyorsan o anda yapmaktır.İçinden geçeni ertelememektir.Sevgiyle kalın.
cemreni sabah çayıma bile bulaştırdın... düşün artık.. hissetmyn kalmışmıdır bu yazıdan sonra..
Selam Parıldayan Çiçek, bir şarkı sözü aklıma geldi..
"Nefes almak değildir yaşamak,
Düşünmek ve hissetmektir yaşamak,"
diyor...
Yaşamak böyle bir şey olabilir mi:))
Selam Dayatılanla Yaşamak, çaya cemre bulaşmaz mı? Suyla yapılıyor ya... Bulaşmıştır elbette:) Marifet cemreyi o suda hissedebilmekte.
Dayatılanla Yaşamak, ben bi şi yapmadım ki.. Hisseden sizsiniz. Ne mutlu size!
Ne hoş bir duygu verdiniz yüreğime:)
Sanki o suya ayağımı ben de soktum...
Selam Nathalie, off sahiden yazıdan böyle bir his geçiyorsa, ne mutlu canıma:) Teşekkür ederim.
İyisi mi, bu havada sıcaklık hissi veren bir yazı yazayım ben:)
Canım yüreğine ve kalemine sağlık.Bu sabaha çok güzel bir yazıyı okuyarak başlıyorum.Sayende.Sevgiler :)
Ayaklarımda suyun ılıklığını hissettim, kuma çöküşünü izledim yazınızla.
Çok güzel...
ÖYLE GÜZZEL YAZMIŞSIN Kİ BENİ BENDEN ALDI :) :) :) BEN DE Mİ YAPSAM CEMRE TÖRENİNİ AMA ÇOK GRİBİM ÖHÖÖ :) DONMAYIM SONRA AMA CEMRE BANA GECINCE ISINIRIM BEN DE BELKİ DİMİ NEDEN OLMASIN :)
Selam Canan, ne hoş bir yorum yazmışsınız. Sağolun.
Selam Annemahsustan, yazının güzel hisler geçirdiğini duymak çok sevindirici.. Çook:)
Teşekkür ederim.
Selam Tatlıtuzlu anılarım, bu sene geçti:) Ama durun havaya ve suya cemre düştü ama toprağa henüz düşmedi ki:) Sanırım 6 martta...
Hımm... Küçük bir cemre töreni yaparsınız belki ne dersiniz:) Böylece tatlı tuzlu anılarınız arasına yeni bir ritüel katarsınız:)
Sevgiler..
Selam VuslaT, "Kendini koyuvermek, salıvermek dilediğini yapmasına izin vermek ne güzel bir duygu olsa gerek.." Evetttt:)))
SÜPERRRRRR:)))
"Seni ruhuma cemre diye damlatmadıktan sonra ben bu bedende neyleyeyim?
AŞK da SEN , HASRET de SEN , BEN de SEN ...!"
Mevlana
SEVGİYLE KALIN•♪•*♥gülümse♥*•♪•
Cemrelerin tarihi değiştirildi bu seneden itibaren.
Birer ay ileri tarihe atıldılar.
Ben de bilmiyordum.
Ama resmi gazetede yayınlanmış. Öyle dediler.
İyi de olmuş bence.. Mevsimlerin kaydığı..dünya egiminin arttığı bu zamanda çok makul buldum ben.
Hayal kahveciğim sizden yeniden yeni bir cemre yazısı rica edebilirmiyiz..
Tennkksss :)))
Gülümse ne hoş dizeler yazmışsınız!
Mevlana'dan öyle mi? Şahane:)
Teşekkür ederim.
Sevgili Nalay, emredersiniz:))
Hasretle öpüldünüz:)
Yorum Gönder