24 Kasım 2012 Cumartesi

Hasbihal


Bazan bloğa yazı yazıyorken, senle oturmuşuz da karşılıklı muhabbet ediyormuşuz gibi hissediyorum. Mis gibi kokan kahveler ellerimizde mesela. Ben büyük battal koltukta oturmuşum, ayaklarımı toplamışım altıma... Bilirsin ayaklarımı toplamadan duramam. Muhabbet ederken bile ayaklarımın yerden kesilmesi gerekir illa. Sen ise tekli koltukta, her zamanki gibi anlattıklarıma şaşıra şaşıra beni dinliyorsun. Bu kez, eski günlerden bahsetmiyorum. Hele çocukluktan hiç başlamıyorum. Bu kez, paşa çayları, pötibör bisküviler, annemin çamaşır yıkama ve kabul günleri gelmiyor aklıma. Gözlerimi dikmişim gözlerinin ortasına. Derin bir iç çekiyorum. Hiç konusu yokken... Hani denir ya öylesine... Durup dururken... Sana... En çok içine bakarak ama... "Gitsem mi buralardan?" diyorum. Sen ise gözlerini kısıyorsun. Tabiyatıyla şaşırıyorsun. Yoo, biliyorsun arada dellendiğimi. Dellenince, omuzlarımı silkip "gideceğim uzaklara" dediğimi. Böyle lafın girizgahında ilk kez söylediğim için şaşırmış olmalısın. Senin o  komik, hayret dolu bakışların hoşuma gidiyor. Gülümseyerek "Niye gitmeye, yollara bu denli sevdalıyım. Bebekken benim göbeğimi ailem yola mı düşürmüş acaba, ne dersin?" diyorum. Şaşkınlık bir anda siliniyor,  çocuk masumiyeti gelip yüzüne yerleşiyor. Sıcacık tebessüm ediyorsun. Tam dudaklarının kıpırdadığını anladığım an, seni konuşturmuyorum gene. Kaldığım yerden devam ediyorum sözlerime... 


"Şimdi nereye gittiğini sormadan ilk trene atlasam mesela... " diyorum. "Düşünsene, yanımda sadece sırt çantam. Cüzdanım, fotoğraf makinem. Bir yedek tişört ve bir iki çamaşır. Ve kitap tabii.. Dur, bir şiir kitabı olsun sözgelimi. Yol tıkır tıkır su gibi akmalı.  Hatta arada tren çufçuflamalı. İlkinde değil de üçüncü istasyonda inmeliyim. Bir kır kahvesinin eskimiş tahta sandalyesine ilişmeliyim. Tepemde kocaman bir çınar ağacı varmış. Güzün son günlerindeyiz ya... Yaprakları iyice sararmış. Tenimi gıdıklayıcı, şööle deli deli rüzgâr esmeli. Rüzgâr estikçe yapraklar başıma konfeti gibi dökülmeli.  


Acıkmışım. Kahvaltı yapmalıyım. Cemal Süreya'nın dediği gibi... "Kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı." Gizliden Şükran Ay'ın sesini duymalıyım. "Kapıdım gidiyorum bahtımın rüzgârınaaa" diye bir nakarat tutturmalıyım. Şükran Ay, geçen yıl bu zamanlar dünyadan göçmemiş miydi? Acaba Şükran Ay bu şarkıyı söyler miydi ki? Kafama fazla takmamalı, sevgiyle ruhuna rahmet göndermeliyim. İçime tatlı bir hüzün çöreklenmeli. Efkarlı efkarlı derinden "ahh!" çekmeliyim. Sonra farketmeliyim ki çayım bitmiş. Kır kahvesindeki çilli yüzlü çocuğa seslenmeliyim... "Tazeler misin, demli olsun lütfen." demeliyim.  Kız belli bardakta tavşan kanı çayım gelmeli. Bardağı ince belinden sımsıkı kavramalıyım avucumla...  Elim yansa da tabağa koymamalıyım. Çayın kokusu aklımı başımdan almalı. Bir süre iç çekerek kendimden geçmeliyim." diye anlatıyorum sana. Susuyorum. Bu hayalim hoşuna gidiyor olmalı ki, sadece dudakların değil, gözlerinin kenarları da gülümsüyor. 


Sonra yüzünde puslu  bir bulut geziniyor...  "Sahi, gidermiyim?" diye endişeye mi kapılıyorsun yoksa? "Yooo..." diyorum sana... "Korkma"... "Bir nilüfer çiçeğinden farkım yok ki benim. Tamam, köksüzüm. Özgürüm. Ama sınırlarım belli. Nereye gidebilirim ki? Sadece hayallerle yaşamayı severim. Mesele gitmek, gidilecek  yer değil ki. Gitmek düşüncesi ve bütün bunları yaşıyormuşum gibi hayal etmek en güzeli..." Yerimden kalıyorum. Boşalmış kahve fincanını elinden  alıyorum. İçimi ılık bir yorgunluk sarmış. Sanki o kır kahvesine gidipte dönmüş gibi.



37 yorum:

  1. Gitme düşüncesi bir an için de olsa insanı rahatlatıyor. Sonra içimizdeki mücadeleci güç ortaya çıkıyor ve hayatı tekrar sırtlanıyoruz. Sevgiler... Not: Öğretmenler gününüz kutlu olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rabia, öğretmen gibi mi göründüm:)

      Eyvaaah! Öğretmen değilim, sigortacıyım ben:))

      Ayrıca hep gideceğim derim, gitmeye hevesliyim, yola çıkmayı hayal etmeyi, yola çıkma ihtimalimi severim:) Hayalcinin tekiyim ben Rabia!

      Sil
    2. Yanlış hatırlamıyorsam, bir yazınızda kısa bir süre öğretmenlik yapmış olduğunuzu okumuştum.
      Bir kahvenin hatırı 40 yıl ise sizin öğretmenlik günlerinizin hatırı yok mu?
      Sevgiler ;)))

      Sil
    3. Çok haklısınız Rabia:) Üniveristeyi bitirince, bir dönem sözleşmeli öğretmenlik yapmıştım. Sonra öğretmenliği sevip, okula devam edip
      pedagojik formasyon bile edinmiştim. Hayatın mecrası başka yöne aktı, öğretmen olmadım da sigortacı oldum iyi mi:)

      Var vallahi öğretmenlik günlerim hatırı. Arada haberleştiklerim yok değil yani:) Sevgiler benden.

      Sil
  2. Bu hayalin benimde çok hoşuma gitti ve evet benimde göz kenarlarım gülüyor (: Teşekkürler.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gülmenize sevindim Ali:) Ne güzel!

      Sil
  3. çok güzellll, yazın da resimler de çok etkileyici, gitmek..., gitmek eylemsel olmasa da kelimelerinle çok kişiyi beraberinde götürüyor... Sezen Aksu'dan bir şarkı doldu kulaklarıma, ben bu yüzden hiç kimseden gidemem, gitmem...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Fiamma, acı tatlı ne varsa hazinemdir. Acının insana kattığı değeri bilirim, küsemem. Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir diyelim:)

      Sil
    2. :), bu resimler nereden peki sevgili Hayal Kahvem, bugün defalarca bakmak isteyeceğim kadar etkiledi beni...

      Sil
    3. Fiamma, hastasıyım ben bu kadının? Adı Madam Tutli Putli,
      Bakın gene bir gitme yazısı yazmıştım geçen ay.
      Şahane bir kısa film kahramanıdır Madam Tutli Putli.

      Buyrunuz:)

      http://hayalkahvem.blogspot.com/2012/10/biliyorsunuz-ya-bir-agrs-vardr-gitmenin.html

      Sil
  4. Off diyorum, gitmek gibisi yoktur ... Gitmelerin peşindeyim ben de. Dün şöyle dedi yazmalarımı dinleyen yazı öğretmenim: bir yanın sahip olduklarını bırakmıyor, diğer yanın elinde bavulla bekliyor. Bu hep böyle olacak. Tek ilacın yazmak, çaresi yok.
    Öğretmen olduğunu bilmiyordum, nedense. Çok geldim oysa bu sayfalara. Sanki küçük kardeşimmiş gibisin! Bilsem, niye?
    O zaman. Öğretmenler günün kutlu olsun:)

    YanıtlaSil
  5. Yooo Özlem öğretmen değilim ben!

    Sigortacıyım. Bir köy sigortacısıyım o kadar:)

    Hey, küçük kardeşiniz gibiyim öyle mi? Aaa, bunu sevdim:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahaha:) ben de köy sigortacısını sevdim. Sahiden ben biliyordum oysa bunu:) tekrar öğrendim:)

      Sil
    2. Ne yani Özlem, Balzac'ın Köy Hekimi adlı romanı vardır bilirsiniz, Köy Doktoru varsa Köy Sigortacısı'da olur, olamaz mı yani?
      Misal, buyrun benim!

      Gülmenize sevindim:)))

      Sil
  6. Gitmek o kadar kolaymı ki. bir sürü hatıra varken, siyah beyaz fotoğraflar sararırken, dirin bir ahhhh çekerek, geçmişe dudak büker, geleceğe gülümsemek istersin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben kimseden gitmem, gidemem Profösör. Ama gidebilme ihtimalimi hep cebimde hissetmek isterim:)

      Sil
  7. Bazen herkesin aklından geçenleri birileri çok güzel yazar. Hatta daha önce çok güzel yazmışların ardından-onları-, birileri daha da güzel yazar. Bu yazı okurken bana bunları hissettirdi. Çok güzelden öte "çok çok" güzel yazmışsınız. Ve çok sıcak bir gerçekçilikle.. ya da çok gerçekçi bir hayalcilikle mi demeliyim:)

    YanıtlaSil
  8. Karoshi, bazan hayallerimize benzer yazılara denk geliriz sahi...
    Eğer bu yazım yorumunuzda yazdığınız gibi his geçirdiyse, ne yalan söyleyeyim sevinçten uçarım vallahi:))

    YanıtlaSil
  9. Uç o zaman pır pır:) ama çok uzaklara gitme ki geri gelebilesin yuvana dönebilesin:)Dönmezsen yazılarının geçirdiği hislerden mahrum kalırım ben. Bak kendimi düşünüyorum.. ah bencil ben:)

    YanıtlaSil
  10. Ne güzel bir yazıydı. Gerçekten çok sevdim. Üstelik resimleri de. Ne hoşlardı. Nereden yüklediğinizi öğrenebilir miyim? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmenize sevindim Müjgan. Madam Tutli Putli dir kendisi:)
      Daha önce yazmıştım. Bakın ilginizi çekerse:

      http://hayalkahvem.blogspot.com/2012/10/biliyorsunuz-ya-bir-agrs-vardr-gitmenin.html

      Sil
  11. hiç bir yerden gelmemiş, hiçbir yere gitmiyormuş gibi öylece oturmak bir ağaç gölgesinde, bir demli çay şekerinde... öylece dalıp gitmek... kaybedilen, arkada bırakılanların hesabı olmadan. güzel hayal değil mi Hayal Kahvesi. ne mutlu hayal değil mi?
    sevgiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayaller hep güzeldir Özgür, hayaller özgür kılar insanı.
      Sahiden hayalin her türü çok güzeldir:)

      Sil
  12. Cümleler "Gitmek" üzerinden kurulunca, imgelemlerimden "GİTMEK" filmi lavlarını püskürttü...

    Ne güzeldir şu cümlerler:
    Ey sevgili;
    Seni sevmekten ve düşlemekten asla vazgeçmedim.
    Sen benim Diego Riveramsın.
    Yıldızlarsın sen ay ve bulutlar,
    Haberlerdeki f16'lar,
    Kırmızı yatağımdaki o koca bedensin.
    Çekmecemdeki son sigara,
    Beni sarmalayan o koca kadife yeşil ceketsin.
    Bir kuş misali uçarak gitmek istediğim adamsın.
    İran'sın, Suriye'sin.
    Habur'da nöbet tutan askercik.
    Mezopotamya'daki en vahşi kıpkırmızı gelincik.
    Üzerine yattığım uçsuz bucaksız boz bir vadisin.
    Marlon ve Brandom'sun.
    Küvetimde yatan şişman bir melek.
    Sevincim acılarım tüm arzularım.
    Tiyatrodaki, İstiklal Caddesi'ndeki eşim.
    Gabriel Garcia Marquez'in son mektubusun.
    Ve ben de o Zorba'daki her tarafından şehvet fışkıran o şişman dul kadınım.
    Kim uçurdu acaba kafamı?
    Ben kafam olmadan da yaşarım; çünkü elim kolum bacaklarım var, sana ulaşmak için
    Ve bir de bir el bombası gibi fırlatıp tüm kahrolası sınırları havaya uçuracak bi kalbim...

    http://www.youtube.com/watch?v=CJk3a9tgj7c

    YanıtlaSil
  13. Hamza, Gitmek filmini seyretmiştim oysa, fakat yazdığınız cümleleri ilk okuduğumda hatırlamadım iyi mi? Unutmuşum. İyi ki filmin linkini vermişsiniz.
    Hatırladım şimdi. Sağolun:)

    YanıtlaSil
  14. Ben gitmenin en cok neyini severim biliyormusun/
    Gitme hayalinden sonraki gidememis olmanin gonul yorgunluguyla//
    kendimi attigim divanin rahatliginda ve
    evimin rehavetinde iyi ki gitmemis olmanin huzurunu/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah, heves edip, hayalini kurup, gidememe var ya Dostça, ah o durumum senden farklı sanırım. Ben aynen şöyle olurum:

      Ah, o hayal kırıklığı tadı, nasıl buruk bir lezzettir o...
      Of, yüreğimdeki fırtına dinmez ki benim...
      Hiç bitmez hiiiççç.
      Ne yaparım bilir misin?

      Yine yine, yeni yeni, yine yeni yeniden gitmeyi hayal ederim:)



      Sil
  15. Okurken alıp götüren, sonunda aldığı yere bırakıp"yinemi burdayım"dedirten çok güzel bir yazı olmuş.


    Kalemin elinden düşmesin inşallah.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Casswa. Sağolasın.

      Sil
  16. Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim, dedin
    bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet.
    ...
    Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
    ...
    Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
    Bu şehir arkandan gelecektir.
    Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
    aynı mahallede kocayacaksın;aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
    Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
    ....
    Konstantinos Kavafis

    * * *

    Ben her bahar aşık olmam ama
    Her bahar gitmek isterim.
    Gittiğim olmadı hiç,
    Ama olsun... İstemek de güzel.

    Can Yücel

    YanıtlaSil
  17. gıttım mı,gıderım hemde cok ırak yerlereee=))sıcacık yazına ve sana sevgıler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah Oya, çok Irak yerlere gittin hem de:) Çok özledim seni.
      Memleketten sevgiler.

      Sil
  18. "gitmek".. gerçekten gidilecek yer değil sevgili Hayal kahvem.. gittiğini zannettiğin an bakıyorsun .. aynı yerdesin.
    Çok güzel çok düzgün .. ifadene hayran olmamak mümkün değil.

    YanıtlaSil
  19. Alakasiz olacak belki ama fotograflara takildim kaldim :) Bir film karesi gibi geldi bana, hangi film acaba diye sorsam??

    YanıtlaSil
  20. Acik denizde cok uzakta
    Senin adan
    Tisortlerinden biri balkonda unutulmus dalganiyor...
    Odanin golgesine siginarak uzanmissin..
    Gecenin sesleri ile alt ust olmussun.

    eternity and a day den bir sahneyi bir siiri hatirlatti bu cok samimi icten yazi....

    YanıtlaSil