1 Aralık 2012 Cumartesi

Aslında Uzun Bir Hasretlik Mektubu Yazmak İstiyordum.


Ne zaman otursam gecenin başına… Ne zaman müziğin... Göçüyorum boş kağıdın sessizliğine… Kalbim, kapatılmış kireç kuyusu akıyor kendine… Bakıyorum gençliğim geçiyor uzaktan... Dudaklarında bir ıslık, kitapların on lira olduğu zamanlardan… Anayurdum gece, kalbimi yazdım mürekkebinle... Hani erken inerdi karanlık, hani yağmur yağardı inceden... Hani okuldan, işten dönerken, ışıklar yanardı evlerde... Hani ay herkese gülümserken, mevsimler kimseyi dinlemezken... Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken… Hani hepimiz arkadaşken, hani oyunlar tükenmemişken... Henüz kimse bize ihanet etmemiş, biz kimseyi aldatmamışken… Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken... Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden... Daha biz kimseye küsmemiş, daha kimse ölmemişken… Eskidendi, çok eskiden. Şimdi ay usul, yıldızlar eski. Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden. Geçen geçti. Geceyi söndür kalbim… Geceler de gençlik gibi eskidendi. Şimdi uykusuzluk vakti… Biterken bir yılın son günleri.. Biliyoruz takvimler belirlemez değişimin mevsimlerini.. Gençlik ikindilerini, kargınmış bir çocuktuk büyüdüğümüzden beri. Bir yıl daha bitiyor. Düşlerim, tasarılarım, yarım kalmış onca şey… Her yıl biraz daha kısalıyor öncekinden. Bana mı öyle geliyor yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman insan yaşlanırken? Kırdım mı, incittim mi birilerini? Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler? Kendimi yineledim mi yazdıklarımda? Yeniden düşünmeliyim. Dostluklarımı, ilişkilerimi… Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı? Yitirdim mi yoksa masumiyetimi? Borçlarımı ödedim mi? Doğru seçtim mi soruların fiillerini? Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış, giysilerim ütülü, odam düzenli mi? Ödünç aldığım kitapları geri verdim mi? Geri verdim mi aldıklarımı? Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları… Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi? Yokladım mı duygularımı? Hala sevebiliyor muyum insanları? Ovmalı gümüşlerimi, bakırlarımı… Cila geçmeli ahşaplarıma… Ovmalı umutları.. Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları… Eksik etmemeli ağzımızdan hançer kıvamındaki karamizah tadını… Şimdi oturup uzun bir hasretlik mektubu yazmalıyım… Sonra köşe başından bir demet çiçek alıp öyle başlamalıyım akşama… Ama nedense her şeyin tadı dağılıyor ağzımda.. Bir sap çiçek mi taşısam yoksa ağzımın kıyısında? Aydınlık rengi vursun diye gözlerimdeki buluta… Biz gündüz sürgünleri! Yazmakla tamamladık mı kendimizi? Yazmakla tanımladık mı? Kalemlerimizin uçları yine de nar çiçeği. Birgün hayatımı yazacağım... Herkes kağıt üstüne yazılanları benim hayatım sanacak. Ben de hayatımı saklamış olacağım böylelikle. Saklanmanın en iyi yolu fazla görünmektir, biliyor musun? Herkes seni gördüğünü sanır, sen de rahat edersin. Kasada oturan kız gibi! Herkes kasadaki kızı görür, ama kimse tanımaz. Günün birinde yazdıklarımdan bir perde çekeceğim hayatıma.


Aslında bambaşka bir yazı yazmaktı niyetim. Yukarda, Murathan Mungan'ın bazı şiirlerinin bazı dizelerini yanyana getirerek bir deneme yazmaya gayret ettim. Umarım birbirleriyle uyumlu ve anlamlı bir kompozisyon çıkarabilmişimdir. Faydalandığım Murathan Mungan şiirleri şunlar:

1- Gece ve Müzik
2- Eskidendi Çok Eskiden
3- Bir Yılın Son Günleri
4- Gecenin Uzun Söylevi
5- Üç Aynalı Kırk Oda



Resimler Cennetteki Yabancılar adlı çizgi romanın kareleridir.


16 yorum:

  1. sonuna kadar okudum ve söylicek birsey bulamiyorum, cok etkilendim. zaman gercekten cok cabuk geciyor ve insan kendine kendine bir sürü soru sormaya basliyor, cevabini belki hic bir zaman veremeyecegi halde...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Murathan Mungan'ın şiirleri çarpar beni Aslıhan. Çok severim.

      Sil
  2. :)...
    Mutluluk istiyorumm kardeşimmm..
    Hep mutlu hissetmeni..mutlu yazmanıı.
    Neşeli..şakacı..muzip ve biraz muzur... :)
    Ve zehir gibi zeki.. hatta çatlakk.
    Kasvet denemelerinden bile uzak olsun.
    Sevgilerrr.. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) İyi ama Dostça, ben yazmadım ki bu sözleri, Murathan Mungan'ın dünyalar güzeli dizeleri.

      Haa, ben bunları seçip çıkarmışım o başka tabii... İtiraf etmeliyim ki, son günlerde, üzerine afiyet, sanırım depresyondayım. Depresyondan çıkma gayretinde hiiiç değilim. Hazır dalmışken, dibine kadar hissetmeye çalışıyorum. Feciyim.

      Sil
    2. Dostcanın kardeşi1 Aralık 2012 22:56

      Galiba havalar böyle yapıyor. Hep bu havalar.
      Şairin de dediği gibi.
      Ne demişti tam olarak diyemeyeceğim ama aklımda kırıntılar kalmış sanki.
      Kim olduğunu hatırlamadığım bir şairden..kopuk kopuk sözler.
      Vaktiyle okumuş unutmuşum ama anafikri kalmış.
      Onu da ifade edemedim.
      Bilmem bu yorumdan sayılabilecekmi

      Sil
    3. Dostçanın Kardeşi, acaba şu şiir olabilir mi?

      BENİ BU HAVALAR MAHVETTİ

      Beni bu güzel havalar mahvetti,

      Böyle havada istifa ettim

      Evkaftaki memuriyetimden.

      Tütüne böyle havada alıştım,

      Böyle havada aşık oldum;

      Eve ekmekle tuz götürmeyi

      Böyle havalarda unuttum;

      Şiir yazma hastalığım

      Hep böyle havalarda nüksetti;

      Beni bu güzel havalar mahvetti.

      ORHAN VELİ

      Sil
  3. Ben bu yazıyı sevdim.
    Murathan Mungan sevdiğim bir şair olduğundan mı sevdim diye düşündüm ama siz de var olandan hoş bir güzellik çıkartmışsınız.Emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahmut, Murathan Mungan ne düşünür görse bu yazıyı bilmiyorum. Ama onun şiirlerini düz yazı gibi okumayı seviyorum. Teşekkür ederim.

      Sil
  4. Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Metin. Çok naziksiniz.

      Sil
  5. Yanıtlar
    1. Hımm, kalb i Mecruh, ben böyle yazmaya devam edeyim öyleyse:) Teşekkürler.

      Sil
  6. "Kırdım mı, incittim mi birilerini? Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler?" Hep sorarım kendime bunu, biraz fazlaca sorguluyorum şu sıralar :) Derlemene bayıldım,gerçekten çok güzel olmuş,yazmaya devam ,kesinlikle!!!

    YanıtlaSil